“Savaşın sadece büyük adamlar, hükümetler ve kapitalistler tarafından yapıldığını sanmıyorum. Hayır, küçük adamlar da savaş yanlısı, yoksa bütün halklar çoktan barışı seçerdi!” Anne Frank
Ortadoğu’yu ve tüm dünyayı altüst eden Amerikan Başkanı’nın ültimatomları bitmek bilmedi:
26 Mart: Hürmüz’ü 5 gün içinde açın
4 Nisan: Hürmüz’ü perşembeye kadar açın!
6 Nisan: Lanet olası boğazı perşembeye kadar açın!
7 Nisan: İran bu gece yok olacak derken; ertesi gün gazetelerdeki haber: İran ve Amerika arasında anlaşmaya oturma kararı!
Ama her an her şey olabilir…’Anlaşmaya oturulması’ deyince aklıma bir hikâye geldi. Hemen size de anlatayım:
NALBANT SEFALET
İsa Peygamber kutsal topraklarda; çiftlik, kasaba dolaşıp, insanlara İncil’i öğretir, sözleriyle onları doğru yola yönlendirirmiş. Gezilerinde yanına sadık yardımcısı Aziz Peter’ı da alırmış. Malum otomobil henüz icat edilmemiş, bu geziler zorlu olurmuş. Bir kasabaya yaklaşırken İsa’nın bindiği katırın nallarından biri düşmüş ve hayvan topallamaya başlamış. Bunun üzerine nalbant aramaya koyulan Aziz Peter, duvarları yıkılan eski bir kapının üzerinde “nalbant” yazan bir ev görmüş.
Evin kapısını çaldıklarında kapıyı yırtık elbiseli yaşlı bir adam açmış.
“İyi günler” demiş, İsa Peygamber. “Katırın nalı düştü, nallayabilir misiniz?”
“İçeri gelin” der yaşlı adam. “Bakalım yapabilecek miyim?”
İçeri girmişler ve iskemleye oturmuşlar. Adınız nedir diye sormuşlar yaşlı adama. “Benim adım “Sefalet” tir” demiş ve gerekli malzemeleri almak için dışarıya çıkmış. Tanrının yoksul kulu, her yere bakmış ama nal yapacak bir şey bulamamış. Tam konuklarına yapamayacağını söylemeye gidecekmiş ki ayağına gümüş bir halka çarpmış. Yaşlı adam hemen demirci ocağını yakmış gümüşü eritmiş ve balyozuyla döverek eriyen gümüşü nal haline getirmiş. Katırın ayağına çakmış! Ne zekice!
Aziz Peter ve İsa borçlarını sorduklarında; Sefalet ikisini baştan aşağı süzmüş ve “Sanırım sizler de benim kadar yoksulsunuz. Sizden ne hakla para isteyebilirim ki. Huzur içinde gidin. Belki bir gün Tanrı yaptıklarımı görür”
İhtiyarın bu iyi niyetinden çok etkilenen İsa ve Aziz Peter; Sefalet’e üç dilek tutmasını, ne dilerse Tanrı’nın, onun dileğini kabul edeceğini söylemişler.
Yaşlı adam düşünür ve İsa’ya dönüp “İskemleme kim oturursa, ben kalk diyene kadar kalkmamasını dilerim” der.
Aziz Peter şaşırarak, “Cennete gitmeyi dilesene” diye söze girmiş. Yaşlı adam karışmamasını söylemiş ve ikinci dileğine geçmiş:
“Her kim ceviz ağacıma tırmanırsa, ben izin verinceye kadar oradan inemesin” Peter dayanamayarak bağırmış “Cennete gitmeyi dilesene inatçı adam!” demiş. Aziz Peter’a sinirlenen Sefalet onu susturarak son dileğini dilemeye başlamış:
Her kim tütün keseme girerse, ben çık deyinceye kadar oradan çıkamasın.”
İsa Peygamber; “İhsan edilmiştir” demiş ve Aziz Peter’la yollarına devam etmişler.
İhtiyar adam konukları gidince dileklerinin çok saçma olduğunu düşünüp dövünmeye başlamış. “Niye para, pul istemedim ki! Ne kadar aptalım. Şu anda Şeytan gelse yirmi yıl daha yaşamak ve istediğim kadar paraya kavuşmak için ruhumu satardım!” diye düşünmüş.
Ve Şeytan kapıyı çalar… Ne de olsa işi gücü yok şeytanın!
“Sefalet” demiş. “Dediklerini duydum. Seninle bir anlaşma yapalım” diyerek cebinden yazılarla dolu “Dediklerini çıkarır ve Sefalet’e imzalatmış…
Şeytanla yaptığı anlaşma sonucu hayatı birdenbire değişen Sefalet yirmi yaş gençleşmiş zengin bir adam oluvermiş. Kralların kontların kızlarıyla güzel zamanlar geçirmiş, makam sahibi insanlarla ahbaplık etmiş.
Yirmi yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş. Bir gün eski halini hatırlamak için kulübesine giden Sefalet’in önünü adı Kiti olan şeytan kesmiş ve borcunu ödemesini söylemiş. Hazırlanmak için Kiti’den izin isteyip banyo yapan Sefalet geri döndüğünde Kiti’nin iskemlede oturup onu beklediğini görmüş. Ve kalkamadığını… İsa’dan dilediği o saçma istek sonucu Şeytan Kiti’yle tekrar pazarlığa oturmuş ve bir yirmi yıl daha şan şöhret ve paraya kavuşma sonucunda Kiti’yi iskemleden kaldıracağını söylemiş. Öyle de olmuş.
20 YIL DAHA
Yirmi yıl daha para ve gençlik içinde yaşayan Sefalet’in yine yirmi yılı dolmuş. Bu kez uyanık ihtiyarın, yeni bir tuzak kuracağı düşüncesiyle Kiti, Sefaleti cehenneme almak için diğer şeytan arkadaşını da yanında götürmüş.
Şeytanları eski kulübesinde karşılayan Sefalet canı sıkkın bir halde hazırlanmak için şeytanlardan izin istemiş. Hiçbir yere oturmamaya dikkat eden şeytanlar bu kez yerde ceviz görmüş. Tadına doyamayıp ikisi de ağaca çıkıp cevizleri yemeye koyulmuş. Yanlarına gelen Sefalet İsa peygamberden dilediği ikinci dileği hatırlamış ve şeytanları tekrar anlaşmaya ikna etmiş. Bir yirmi yıl daha…
Sefalet; dünyayı gezmiş, eğlenmiş. Makam, mevki, arkadaşlar, kadınlar, paralar derken yirmi yılın sonunda bu kez cehennemin kralı İblis devreye girmiş. İblisle birlikte şeytanlar bu tilki gibi uyanık ihtiyarın tuzağına düşmemek için kalabalık bir ordu ile Sefaletin ruhunu almak için kulübeye gitmiş.
Kapıyı açtığında Sefalet kalabalık şeytan ordusunu görünce gözlerine inanamamış. “Bu kez de canımı kurtarabilirsem bir daha hiç ölmem diye “düşünmüş. Kiti’yi göremeyen Sefalet başında tacı olan iblise seslenmiş. “Siz kimsiniz ben sizi tanımıyorum. Sizinle sözleşme yapmadım.”
CEHENNEMİN KRALI
Sinir içinde olan iblis cevap vermiş “Yine de benimle geleceksin. Ben cehennemin kralıyım”
“Buna nasıl emin olabilirim?” diye soran Sefalet devam etmiş;
“Sen cehennemin kralıysan bunu kanıtla. Bütün bu orduyu içine alıp, karınca kadar küçülebilecek misin bakalım”
Böyle durumda herhangi biri kuşku duyardı ama kötülerin gururları ve kızgınlıkları kaybetmelerine en büyük nedeni olduğu söylenir.
İblis öfkeden deliye dönmüşve tüm şeytanları içine alıp karınca olmuş. Sefalet hiç düşünmeden karıncayı almış ve tütün kesesine koymuş. Sonra keseyi nalbanthaneye gidip çekiciyle dövmeye başlamış. İşini bitirince yıkanıp üstünü değiştirmiş. Şehirde dolaşmaya çıkmış. Ve ondan sonra Sefalet her gün o keseyi, örsün üzerine koyup öyle bir dövmüş ki, her defasında terden giysilerini değiştirmesi gerekmiş. Böylece Sefalet yıllarca cebindeki keseyle, dünyadaki her yeri dolaşıp durmuş…
İşte böyle…
Dünya hep böyledir… İblisler karar verirken, ona kulluk eden şeytanlar ezilir, sefillik de halkların arasında dolaşır durur…