in ,

Şifanın tarladan tabağa kesintisiz yolculuğu

Kooperatifçiliğin yeniden önem kazandığı günümüzde yapılanlar hem ülke ekonomisine hem de çevre ve doğaya katkıda bulunuyor. Savaş Köyü Doğa Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği de Türkiye’ye katkı koyan sivil toplum kuruluşlarından biri

mevsimlik-tarim-iscileri

Kooperatifler, günümüz koşullarında bireylerin küçük birikimlerinden sermaye yapısını oluşturan, ortaklarına sosyal ve ekonomik yarar sağlayan kuruluşlar olarak tanımlanıyor. Uzmanlara gore; üretim konusu tarımsal faaliyetler olan kooperatiflerin olmazsa olmazı; temiz toprak, temiz su ve temiz hava. ‘Bu varlıklar, üretim yapmak temel amaçlarından biri olan kooperatifimizin en değerli hazinesidir’ diyen Savaş Köyü Doğa Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği Bursa Şube Başkanı Özdem Demir ile doğayı, ekonomiyi ve SAV-DER’i konuştuk.
Kimlerle ve ne zaman başlandı?

Kooperatifimizin öyküsü; yaşamını çeşitli nedenlerle, doğduğu toprakların dışında sürdürürken, herşeye rağmen o topraklarla bağını diri tutmayı başaran, az sayıda komşumuz tarafından yazılmıştır. Bu gün bu öyküyü dile getirirken, SAV-DER’ in mutlak katkısının olduğu bir gerçektir. 22 Mart 2016 tarihinde (Dünya Su Günü) İstanbul’da kuruluşunu tamamlayan derneğimizin tüzük maddeleri yazılırken, amaçları arasındaki kooperatif kurma maddesinin altı özenle çizilmiştir. Derneğin merkez kuruluşunun tamamlanmasından hemen sonra, bölge illerinde yoğun olarak yaşayan köylülerle iletişim kurulmuş, 18/08/2017 tarihinde SAV-DER Bursa şubemizin kuruluşunu tamamlamıştır. Merkez ve şube yönetim kurulu üyeleri ile, yönetim kurulu üyesi sorumluluğuyla çalışmalara katkı sunan komşularımızdan oluşan, 20 kişilik danışma meclisi oluşturulmuştur. Meclisin defalarca yaptığı toplantılarda belirlediği sorunlar ve çözüm önerileri, bir eylem planına dönüştürüldü. 2018 yılı, yapılan çalıştaylarla, köyümüzde öncelikle yapılacakların tespiti ve bir kısmının hemen uygulamaya konmasıyla, kooperatif çalışmalarının ilk adımının atıldığı yıl oldu. Bir taraftan kooperatifin fikri altyapısı oluşturulurken, diğer yandan da köyde yaşamını sürdüren komşularımızla hedeflerimiz paylaşıldı. İstanbul’da, Bursa’da ve Kocaeli’nde defalarca yapılan geniş katılımlı toplantılarda ana hedefler belirlendi. Konusunda uzman kişilerden gönüllülük temelinde destek alınarak, kooperatifimizin tüzüğüne son şekli verildi. Kuruluş çalışmaları 17 Eylül 2019 tarihinde tamamlanarak SAVKOOP faaliyete geçti.

Hangi aşamalardan geçildi ve mevcut durum nedir?

Kooperatifin tescili ile birlikte, zaman kaybetmeden ortaklık kayıtlarına başlandı. Yaşanan salgına rağmen, 10/08/2020 tarihinde 98 ortağı ile birinci olağan genel kurul toplantısı yapıldı. Üç yıl süreyle görev yapacak organlar belirlendi ve şu an 120 ortağımızla, belirlenen amaçlar doğrultusunda çalışmalar sürdürülüyor.

Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler nelerdir?

Kısa vadeli hedeflerimiz: Öncelikle, kooperatifin ana hedefi olan üretim başta olmak üzere, faaliyet konularında sahaya inmek vardı. 2020 yılının ağır covit 19 salgın koşullarında bu başarıldı. İlkbahar ekimi yapıldı, üretim ve hasat süreçleri tamamlanarak, on dan fazla ürün çeşidi tüketicilerimizle buluşturuldu. Sonbaharda buğday ekiminin yanında, kullanım dışı olan kooperatif binasının onarımı gerçekleştirilerek 2021 yılında kullanılacak duruma getirildi. Orta vadeli hedeflerimiz; ekilebilir tarım arazilerini niteliklerine göre sınıflandırarak, geleneksel tarım üretimi yanında ürün çeşitlenmesini sağlamak, bir kısmını 2020 yılında gerçekleştirdiğimiz modern tarım makinalarını tamamlamak, tarla bitkilerinin yanında bahçe bitkilerini değerlendirerek modern dolum ve ambalajlama ünitelerini kurmak, tarımsal faaliyetlerin olmazsa olmazı olan hayvancılığın gelişmesine destek olarak, elde edilecek ürünleri tüketicilerimize ulaştırmaktır. Uzun vadeli hedeflerimiz ise; günümüzün acımasız rekabet koşullarında, düşük fiyat/niteliksiz ürün sarmalına alternatif, üreticiye emeğinin karşılığını ödemek suretiyle, daha fazla üretmek için özendirmek. Tüketicilerimize, nitelikli gıdayı makul fiyatlarla ve aracısız ulaştıracak sistemi kurmak. Bir yandan tüketici talebiyle üretimi güvence altına alırken, tüketiciye de güvenilir gıdayı açık kaynaklardan kesintisiz ulaştırmak. Yaratılacak artı değerin, bölgenin refahı için yatırıma dönüşmesiyle tersine göçe ortam sağlamak. İki kralın bir cihana sığamadığı çatışma kültüründen, iki dervişin bir posta sığabileceğine dair güvene dayalı, yeni bir üretim ve bölüşümün iklimini oluşturmaktır.

Bu hedeflere kimlerle ve nasıl ulaşılacak?

120 ortağımızdan 65’i kadın, 17’si genç ve 35 kişinin yaşı 40’ın altında.Ayrıca; 23 ortağımız Savaş köyü dışından ve büyük çoğunluğu yakın komşu köklerimizden. Bu açıdan bakıldığında; kooperatifimiz aynı zamanda bölgenin ortak kurumu.

Biz kooperatif çalışmalarına başlarken, köyümüzde 30 hane yaşıyordu. Bugün 58 hane yaşıyor. Yani; iki yılda hane sayısı yaklaşık iki katına çıktı. Son yıllarda, yaşamını sürekli köyde geçirmek amacıyla ev yapanların veya eski evini onarmaların sayısında ciddi artış var. Üretici komşularımızın geleneksel tarım konusundaki deneyimleri ile modern üretim araçlarının performansı, geleneksel işgücü gereksinimini asgari düzeye indirecektir. Uzun zamandır kullanım dışı olan arazilerin yeni üretim teknikleriyle işlenmesi sonucu artan verimlilik, kentlerde tutunmaya çalışan ve iş güvencesi olmayan gençler için ilgi odağı haline gelecektir. 2020 yılı sonu itibariyle 800 haneyi bulan mevcudumuzla, ikna olduğumuz her türlü projeyi başarıya ulaştıracak potansiyele sahibiz. Doğal varlıklarımız ve insan gücümüz, hedeflerimizin gerçekleşmesinde önemli dayanaklarımızdır.

Üretim çalışmalarının yürütüleceği faaliyet alanları nelerdir?

Edindiğimiz bilgilere göre; Şavşat genelinde ve 65 köyde, şahıslar adına tescilli 80 bin dönüm arazi bulunmaktadır. Savaş köyü bu açıdan da şanslı köylerin başında gelmektedir. 2009 yılı kadastro tespitlerine göre; köyümüzde, şahıslar adına kayıtlı 6 bin dönümün üzerinde arazi bulunmaktadır ve bu arazilerin yarıdan fazlası makinalı tarıma uygundur. 500 dönüm civarında arazi, komşularımız tarafından kooperatifin kullanımına tahsis edilmiştir. Bunun yanında, komşu köylerle mera, yayla ve su kaynakları bakımından etkileşim içindeyiz. Bir kısmı Ardanuç ilçemize bağlı bölge köyleriyle olan münasebetimiz ve arazi yapısının benzer olması nedeniyle, birlikte işleme potansiyeli yüksektir. Bu konuda, Çavdarlı ve Çayağzı köylerinde ortak buğday ekimi ile başlangıç yapılmıştır. Zaman içerisinde 10 bin dönüm arazinin işlenme olanağı vardır. Bölgemiz bahçe bitkileri açısından zengindir ve meyveciliğin yanında arıcılık açısından da şanslıdır. Bal yanında, çeşitli meyve kuruları ve marmelat gibi ürünler tüketiciyle buluşturulmuş, olumlu geri bildirimler alınmıştır. Bütün bu varlıkları, asıl sahiplerinin işlemesini destekleyerek harekete geçirmeyi hedefliyoruz.

Üretim araçları ve ilişkilerinin yöntemi nasıl yapılıyor?

Bilindiği gibi; üretim araçları; toprak su, hava, sermaye ve emekten oluşmaktadır. Araçlardan ilk ikisi; doğal varlıklarımızdır ve toprağın mülkiyeti şahıslara, su kaynaklarının tasarruf hakkı asırlardan beri bölge halkına aittir. Hava için şimdilik hak iddia zorunluluğu söz konusu değildir! Kooperatifimizin edindiği modern tarım aletleri ve ekibimiz, örnek çalışmaların yanında, kendi arazilerini işlemek isteyen komşularımızın hizmetinde olacaktır.

Öncelikli hedef ; yer sahiplerinin kendi arazilerini işlemesi için tohum temininden başlayarak, kooperatifçe belirlenen standartlarda olmak koşuluyla, alım garantisi dahil her aşamada destek vermektir.

Şiifanın tarladan tabağa kesintisiz yolculuğu nasıl başladı?

Çalışmalara, yaklaşık 40 yıldan beri kimyasal gübre ve ilaç görmemiş topraklarda, yerli tohum kullanarak başladık. Bölgemiz sera gazları ve sanayiye bağlı hava kirliliği bakımından bakir sayılabilecek kadar temizdir. Bahçelerimizdeki, bir kısmı asırlık meyve ağaçlarından elle toplanan ürünler, üretici komşularımızın el emeği ve yaşam hikayesidir. Ağaçların dibinde çürümeye terkedilen meyvenin belki de ancak yüzde 10’u son bir kaç senedir tadımlık olarak sofralarımızdaki yerini alıyor. Plan yapılarak zamanında gerekli katkı sunulursa, elde edilecek ürün birçoğumuzun gereksinimini karşılayacak ve ciddi gelir yaratacak miktardadır. tarladan tabağa her aşaması şeffaf ve şifa kaynağı ürünlerimizi, makul bedel karşılığında tüketime sunmayı hedefliyoruz.

Pahalıdır vardır bir hikmeti, ucuzdur vardır bir illeti” özdeyişinin bizim için geçerli olmadığını, mütevazı bütçelerle nitelikli gıdaya ulaşmanın mümkün olduğunu birlikte deneyimleneceğiz.

DENEYİM VE BİRİKTİRDİKLERİ

2018 yılında ilk denemesini yaptığımız, 2019 ve 2020 yıllarında artarak devam eden üretim ve dağıtım çalışmalarımız, geleceğe dönük daha sağlam adım atmamız için önemli referanstır. SAV-DER tarafından 2018 yılında ıslahı gerçekleştirilen 8.5 dönümlük tarlada, imece yöntemiyle ekilen ürünlerimize komşularımızın geçimlik ürünlerinden artan kısmı dahil edilerek, tüketiciyle buluşturuldu. İlk zamanlar çalışmalara mesafeli duran komşularımızın bir kısmı, alınan ürün bedelinin peşin ödenmesi ve talebin devam etmesi sonucu, aktif üretici haline geldi. Tüketici memnuniyetti ve üretici ilgisi, çalışmalarımızı ivmelendirecek önemli faktörler arasındadır. Bu gerçeklere dayanarak bir yandan üretim ayağınızı güçlendirirken, dağıtım ağını geliştirmek için de bir kısım ortaklarımız yoğun çaba içindedir. Eski bir hikaye yeniden ve günün gerçekleri gözardı edilmeden kaleme alınıyor. Senaryoyu birlikte yazıyoruz, herkesin görebileceği sahnede birlikte rol alıyoruz. İnanıyoruzki; aktörlerin sayısı arttıkça, içinde bulunduğumuz bunca olumsuzluğa rağmen, hikayemiz yaşamın kendisi olacak. Emin olun bu mümkün. Ve bunun yaşayan tanıkları olacağız.

Olağanüstü koşullarda yapılan çalışmalar,gelecek için umut beslememizin en önemli referansıdır. Temel üretim araçlarından olan,temiz toprak,temiz su ve temiz hava gibi doğal kaynaklarımızı rant aracı haline getirmeden ve getirtmeden,bölgenin yararına kullanma iradesi ortaya konulmalıdır. Bu varlıklarımızı kullanarak üreteceğimiz ürünleri, belli standartlara uygun ve makul bedelle arz ettiğiniz taktirde,tüketim sorunu yaşamak mümkün değildir. Başarının sırrı, üretici ile tüketicinin izlenebilir, şeffaf dayanışma ve işbirliğindedir. Bu dayanışma gereklilik olmaktan öte bir zorunluluktur.

Bülent Özgen/Özel Haber

orman-yanginlarinda-son-durum-bakan-cavusoglu-yarin-icin-daha-umutluyuz

Orman yangınlarında son durum! Bakan Çavuşoğlu açıkladı…

bakan-selcuk-yuz-yuze-egitim-ogretime-okul-oncesi-ve-birinci-siniflarla-baslayacagiz

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk istifa etti! Yeni bakan, yardımcısı oldu…