Şike nedir, nasıl yapılır?

Abone Ol

Mutlu günler efendim. Yazının başlığını görünce endişelenmenize hiç gerek yok. Gerçek mutluluklarınıza dokunacak en ufak bir söz dahi etmeyeceğimden emin olabilirsiniz.

Benim derdim futboldaki sahte mutluluklarınızla. Bendeniz bundan epeyce uzun bir zaman önce oynanan bir maçta hayatımda bir kez bile görmediğim bir hanım efendi kardeşimizin yakın zamanda doğum yapacağını, o sırada kullanılması beklenen bir köşe vuruşu sırasında öğrendim. Pozisyonu daha iyi süzebilmek amacıyla, dikkatleri tamamen köşe gönderi yönüne odaklanmış oyunculara hissettirmeden ceza yayının ortasına doğru yönelmiştim ki, önümdeki santrfor kardeşim kendisini marke etmeye gelmiş genç stopere: “Biraderim biliyorsun değil mi yengen doğum yapacak yakında” diye fısıldadı. Genç olan ise başını sallayıp gülümsedi. İşe bakınız ki, topun oyuna girişini izleyen iki üç saniye içinde, stoper kardeşimiz dirseğini pek yakında baba olacağını öğrendiğimiz santrforun çenesinde gezdirmesin mi! Eh 0-0 giden bir maçın bitimine artık sayılı dakikalar kalmışken ceza sahasında yaşanan bu olayın şiddetli hareketten ihraç ve penaltı sonucunu doğurması size ne ifade ediyor? Hele olayın ardından, bir de ikisinin birbirlerinin üzerine yürüme sahnesi var ki, inanın dünya gösteri sanatları merkezi sayılan Broadway’de yıllardır aralıksız sergilenen eserlerin oyuncuları bu kardeşlerimizin eline su dökemez.

Siz buna ister dayanışma, ister hatır gönül deyiniz, bunun adı düpedüz şikedir. Şimdi bu anlattığımdan, her kırmızı kartın gösterildiği maçta şike vardır sonucunu çıkarmamanız için diyebilirim ki bundan sonra bir maçı izlerken, ortada fol yok yumurta yok denebilecek bir durumda ısrarla kartı arayan oyunculara dikkat ediniz lütfen. Artık bunlar sarı kartı olduğu halde bilerek barajı bozanlar mı yahut durduk yerde rakibe ya da hakeme küfür edenler mi olur orasını bilemem. Sonuçta goygoycu taifenin bilinen katkıları ile olayı hakeme ihale etmenin bir yolu bulunur nasılsa. Bakınız, çok şey anlatmaya çalışırken hiçbir şey anlatamamış olmaktan üzüntü duyarım. Bu yüzden şimdi “açık konuşmak gerek “demenizi anlayışla karşılıyorum. Peki, öyle yapalım.

Eskiden bu denli güçlü bir iletişim ağı yokken, ne çileler çekilirdi ah! Koş sahayı net gören bir binadan şehirler arası yıldırım telefon görüşmesi bağlat, adamından oradaki maçın anlık durumunu öğren, her ihtimale göre elde kağıt kalem puan averaj hesabı derken, yani ne bitmez bir sıkıntı, ne telaş ya Râbbim! Zaman git gide daralmakta ise iş daha da kötü. “Eyvah, eyvah o takım beşinciyi de bulmuş” dendiğinde elindeki topu doğrudan taca atan kaleci gördüm gözlerimle. Taç atışından ceza sahasına gelen topun bir vuruşta ağlarla buluşmasını takiben görüntüyü kurtarmak amacıyla bağıra çağıra” adamı tutsanıza yahu” diye haykıran bu hazrete nedense “beyim sen topu ne diye taca attın ki” demeyi kimse aklına getiremedi. Bütün hanımefendiler bağışlasınlar ama makyaj böyle bir şeydir işte. Algılarınız ustaca yönetilirse neyi seyrettiğinizi unutur, siz de sergilenen tiyatronun bir parçası olur gidersiniz. Günümüzde teknolojideki gelişime paralel olarak, bu ince işler çok daha hızlı ve estetik hale gelmiş olmalı. Muhtemelen yedi sülalesinin hayatına dek eline bakılan gariban oyuncunun yıldız yapılması vaadi yahut işi epeydir bitmiş son demlerindeki çirkin ahlaklı bir oyuncunun emeklilik garantisine yönelik çalışmalar bu türden işlerin altyapısını oluşturmaya yetiyordur. Şüphesiz, kim kimi nerede bulacağını iyi bildiğinden ötürü, farklı ülkelerden birer maça dokunmak yolu ile kimsenin ruhu duymadan yol alınmasının önünde ne gibi bir engel olabilir zannediyorsunuz. Laf sırası geldiğinde endüstri diye tepinip duruyoruz da, bu ne biçim endüstri efendim?

Ekmek yenecekse helalinden yense insanların incilerimi dökülecek acaba? Kiminin unvan ve güç tutkusu, kiminin parasızlık, kiminin de ahlak yoksunu yapısı nedeniyle başrolü kapmaya soyunduğu bu piyes, ben bildim bileli kapalı gişe oynanır yeşil sahalarda. Bugün size şikenin biraz menfaat, biraz da hatır karşılığı yapılış şekillerine örnek vermeye çalıştım. Aslında saha içinde yapılan muhabbeti bir duysanız aklınız şaşar ama artık fazla uzatmayalım. Çünkü daha bunun, sizin kafanızdaki şike tanımına pek uygun düşmese de dolaylı şike denebilecek yüksek ricaları, bazı yörelerde” hocam sen gideceksin, biz kalacağız veriversen bir penaltı” tarzı nazik talepler içereni ve “şimdi bize üç puan verin seneye altı puan sizin” şeklindeki vadeli işlemleri de var ama siz benden hangi maçta kim ne yaptı gibi bir açıklama bekliyorsanız hiç zahmet etmeyin. Meslek icabı ikiden ziyade kişinin bir suç işlemek amacıyla bir araya gelmesinin çete suçunu oluşturduğunu ve sonuçlarını iyi bilen biri olarak tek başıma ben ne yapabilirim ki? Bu saatten sonra size anlatacağım her öykü beni çok çok modern bir meddah yerine koyar, sizi de keyifli birer dinleyici. Ve şüphesiz çok sürmez, her biri beş dakikada uçar gider aklınızdan.

Hele şanlı şerefli takımınızı yerin dibine sokacak olanları için o kadar zamandan bile şüpheliyim. Şikenin feriştahının futbolun içinde yahut dışında her saniye yaşandığı bir ülkede adam gibi yaşamak isteyenlere bir önerim olacak. Hayata dikkat ediniz ve üzerinize çok fazla beyaz giymeyiniz. Çünkü ne denli özenirseniz özenin, bu kirli anlayış önünde sonunda size de bir şekilde çamur atacaktır ki, kalabalık içinde rahatça saklansın. Bu durumda yazık değil mi pırıl pırıl tertemiz kıyafetinize efendim. İyisi mi siz bildiğiniz doğru yoldan ayrılmadan ama ne olur ne olmaz diyerek birazda kenardan yürüyünüz. Dumanı doğru gitsin misali..