Sıkılmaya izin ver!

Abone Ol

Bekleme salonlarında, otobüslerde, sıra beklerken ya hemen telefona uzanıp haberlere bakıyorum ya da kitap okuyorum. Sıkılmaya fırsat vermiyorum. Ama son zamanlarda şunu düşünüyorum: Sadece otursam ve sıkılsam nasıl olur?

Bu soru ilk sorduğumda tuhaf geldi. Niye sıkılmak isteyeyim ki? Kaçmaya çalışmıyor muyuz ondan? Ama araştırmalar bambaşka bir şey söylüyor.

Beynin içinde neler oluyor?

Yoğun bir işin ortasında beynin bir kısmı sürekli meşgul. Bir göreve odaklandığında "görev ağları" devreye giriyor; analiz ediyor, karar veriyor, planlıyor. Ama bu ağlar aktifken başka bir şey susturuluyor: Varsayılan mod ağı (defaultmode network)

Bu ağ tam olarak ne yapıyor? Zihin boşa düştüğünde, yani gerçekten hiçbir şey yapmadığında devreye giriyor. Geçmişteki anları birleştiriyor. Geleceği hayal ediyor. Farklı fikirlerin arasında görünmez köprüler kuruyor, yıllardır çözemediğin bir sorunun cevabı aniden parlıyor.

Bilim ne diyor?

Psikoloji araştırmacıları Sandi Mann ve RebekahCadman'ın 2014'te yaptıkları çalışmada katılımcılara önce sıkıcı görevler verildi, ardından yaratıcılık testleri uygulandı. Sonuç netti: Sıkıcı görev yapanlar, öncesinde hiçbir görev verilmeyenlere oranla çok daha yaratıcı çözümler üretti.

Ama aradaince bir fark vardı. İki farklı sıkılma türü farklı sonuçlar verdi. Yaptığın iş sana çok kolay geliyorsayani kapasiteni tam kullanmıyorsan sıkılmak yaratıcılığını artırıyor. Ama iş çok zorsa ve yine de sıkıldıysan, tam tersi oluyor; yaratıcılık düşüyor. Kısacası: doğru sıkılma, zihnin bir tür nefes alması gibi.

Regensburg Üniversitesi'nden psikolog Julia Haager ve ekibinin 2018 deyaptıkları araştırmayla ilişkiyi sorguladı: Sıkılma her zaman yaratıcılık üretmiyor; hatta bazı durumlarda tam tersine çalışıyor. Asıl belirleyici, sıkılmanın türü ve görevin zorluk düzeyi.Bilim henüz her şeyi çözmüş değil; ama ortaya çıkan tablo şu: Zihnin boş kalmasına izin vermek, sandığımızdan çok daha değerli ve verimli.Sıkılma yaratıcılığı garantilemez. Ama zihnin boş kalması, onun biyolojik zeminini hazırlıyor. Ve telefona her uzandığımızda, o zemini kapatıyoruz.

Neden duşta en iyi fikirler aklımıza geliyor, hiç düşündünüz mü? Duşta gerçekten yapacak hiçbir şey yok. Telefon yok, bildirim yok, sadece su sesi. Zihin mecburen serbest kalıyor ve varsayılan mod ağı devreye giriyor. Beyin fark ettirmeden bağlantılar kuruyor, fikirleri olgunlaştırıyor. Sonra sen şampuana uzanırken aklına bir şey geliyor ve "dur dur dur, kaybetmeyeyim" diyorsun.

Çocukken "sıkıldım" dediğimizde büyükler ne söylerdi? "O zaman bir şeyler bul." Kağıttanuçak yapardık, hayaller kurardık, evcilik oynardık. Anlamsız ama kendimize özgü oyunlar icat ederdik. Sıkılmanın içinden geçerek bir yerlere ulaşırdık. Şimdi ise sıkılmadan önce, hatta sıkılma ihtimali bile belirmeden ellerimiz hareket ediyor.

Ben bunu değiştirmeye çalışıyorum, nerede olursam olayım artık sadece oturuyorum. Bu ilk birkaç dakika gerçekten tuhaf hissettiriyor.Bir şeyleri kaçırıyorum gibi.Sonra o duygu geçiyor, zihnim bir düşünceye takılıyor ve üretmeye başlıyorum. Bazen bir sonuç elde edemiyorama bazen de en güzel cümle geliyor aklıma.

Deneyin. En kötü ihtimalle sadece sıkılırsınız. Ama o da fena değil.