Sinema tekeli

Abone Ol

Bir dönem sokak aralarında bile sinemalar vardı. Semtin sinemasıydı onlar; Hatay Sineması, bunlardan biriydi. Okul çağı çocukları toplanıp bir şeyler yapmak istese, yaşlılar bir yere çıkmak istese yakıncacık giderdi. Okulların öğrenci gezisi için güzeldi. Yetişkinlerse büyük sinemaları tercih ederdi. Kent merkezleri, tarihi çarşılar zaten bu işin kalbiydi. Ta ki alışveriş merkezleri meydana çıkana kadar.

Zamanla bu merkezlerde dev grupların isimleriyle açıldı sinemalar. Tekelleşme  önce mahalli sinemaları sonra uygun fiyatlı biletleri yaktı. Meydan şıkır şıkır vitrinli, kapalı, güvenlikli, yemek seçenekli alışveriş merkezlerine kaldı. Bu yönleriyle tercih edildi ama bu seçim, kent belleklerinin bir bir kapanmasına neden oldu. Sonuç, bugün ancak bir alışveriş merkezine gidersek sinema filmi  izleyebiliyoruz.

Neyse... O dönem konuşurduk sinemacılarla, filmleri "set halinde" satın aldıklarını anlatırlardı. Yani çok satacak bir film var, herkes onu bekliyor. Yapımcı şirket diyor ki, "Bu filmi almak istiyorsan, yanında şu 5 filmi de alacaksın." Böylece çok izlenmesi beklenen 1 film için, 6 film gösterime giriyor. Biz de, "Haa diyoruz, gösterimdeki diğer filmler o yüzden..." Çünkü 1-2 film bir şeye benzese diğerleri benzemiyor. Böyle böyle gelindi sona, bugünkü sistemden bihaberim. 

Neden anlattım bunları, menajer tartışması için. Dizilere bakıp bakıp oyunculuklara, senaryolara "Bu ne be!" dememizin sebebi işte aynı. Dönüp dönüp aynı estetik güzeli kadınları, çam yarması kılıklı erkekleri, benzer hikayeleri izlememizin sebebi bu. 

Umarım bunca yetenekli sinema emekçisinin sonu da sinema salonlarına benzemez. Dolgu dudak, kaslı tokat ikilisi yerini zekice kurgulanmış senaryolara ve gerçek oyunculara bırakır. Tüm sinema emekçilerine saygıyla...