Soykırımcı İsrail sözünü tutar mı?

Abone Ol

Filistin'de kendine göre zulüm imparatorluğu kurup oradan Arz-ı Mevud, yani vadedilmiş topraklara uzanma heveslisi İsrail bir kez daha yenildi. Bir avuç Gazzeli’nin canları ve mallarıyla şanlı direnişi Siyonizm’e diz çöktürmüştür. Gazze'de İsrail'in ve ABD ile onun maceraperest başkanı Trump’un planları suya düşmüştür.

Deniz kıyısındaki bir avuç toprağı yutma planları yapan bu iki emperyal terörist devlet mahşeri vicdanın ayağa kalkması karşısında daha fazla dayanamamış, ateşkese mecbur kalmışlardır. Terör örgütü İsrail'in Hitler'den beter eli kanlı bebek katili yöneticisi Netenyahu, BM'de dünya devletlerinden sopa yemiş, konuşma yapacağı sırada karşısında bomboş bir salon bulmuştur.

Bu insani hareket katil Netenyahu'ya verilen ilk derstir. Dünyanın dört bir yanında halkların insanlık namına ayağa kalkması, Sumud filolarıyla bölgeye gitmeleri, katillere bu işin bu kadar basit olmadığını, İsrail ve destekleyicisi ABD için pabucun hayli pahalı olduğunu göstermiştir.

Tabii ki, işin başından beri Filistin halkının yanında olan Türkiye'nin Cumhurbaşkanıyla, iş bilen devlet adamları ve askeri-sivil bürokratlarıyla bu işi ilmek ilmek nasıl ördüğünü görmemek için aptal olmak gerek. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın son ABD ziyaretinin muhaliflerin iddia ettiği gibi öyle turistik bir gezi olmadığı, İsrail'le Hamas arasında imzalanan ateşkes anlaşması ile anlaşılmıştır.

Dikkat edin müzakere masasında Türkiye'nin yer alması öyle basit bir iş olarak görülemez. Gazze direnişinin baş mimarı Hamaslı mücahitlere tam destek verdiği halde Türkiye'nin önce ateşkes masasında kabul edilmesi sonrasında da önümüzdeki günlerde kurulacak BM Gazze Görev Gücü'nde askeriyle yer alacak olması öyle az buz bir başarı değil tam anlamıyla bir zaferdir.

Teŕörü ülkesinde bitiren, Suriye'de Esad'ı kovup yeni bir rejim inşa eden Türkiye, şimdi de soykırımcı İsrail'i tek başına değil belki ama dünya haklarının ayağa kalkmasına vesile olmuş, bir noktada Gazze'nin sesini her platformda duyurarak büyük bir iş başarmıştır. Artık İrak'ta, Suriye'de var olan Türkiye, Gazze'de de yer alacak, bir yandan yıllarca zulüm altında yaşamak zorunda kalan Filistinlilere hamilik yapacaktır.

Gazze'de yenilen Netenyahu ve savaş kabinesinin sonu gelmiştir. Kendi halkının bile lanetlediği Netenyahu'yu çok değil 6-7 ay sonraki seçimlerde kendi halkı devirecek, o ve kabinesi ile terör aygıtı ordusunun komuta kademesi de tıpkı Bosna kasabı Miloseviç ve komutanı Miladiç gibi yargılanacak ve hesap vereceklerdir.
Şimdi mühim olan mesele ise ateşkesin ilan edilmesiyle İsrail'in buna uyup uymayacağıdır. Her ne kadar katil askerlerini çekmeye başlasa da, esir takasıyla istediklerini aldıktan sonra dönüp aynı soykırıma devam etmeyeceğinin bir garantisi var mıdır? Ancak Netenyahu ve avanesi şunu unutmamalıdır ki artık garantör bir Türkiye ve Gazze Görev Gücü'nde Türk askeri vardır. Cumhurbaşkanımız, "Ey Netenyahu ateşkesi bozarsan bunun bedeli ağır olur?" diyerek uyarmıştır. Demek ki bu gözü dönmüş katil sürüsü kimseye güven vermemektedir. Ve dünya Netenyahu’ya güvenmemekte haklıdır. Netenyahu yanlış yapmamalıdır…

Ülkemiz topraklarına bile göz dikmekten çekinmeyen, “Elinizdeki telefonlarda bile biz varız” diyerek tehditler savuran Netenyahu bilmelidir ki, Türķ'ün gazabı İsrail'i de destekçisi ABD'yi de dize getirmeye yeter de artar...