Memduh GÜNEY/ EGE TELGRAF- Gündelik hayat şartlarıyla birlikte cüzdanlarımızdan eksik olmayan kredi kartlarına yeni düzenlemeler yolda. Enflasyon Raporu toplantısında Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın verdiği sinyaller sonrası yapılacak revizyonlar merak konusu olurken ekonomist Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, planlanan bu düzenlemelerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Kredi kartlarının varoluş sebebinin insanların yanında nakit para taşımamak olduğuna dikkati çeken Küçüközmen, “Kredi kartlarıyla bir aylık kullanım için herhangi bir faiz ödemeden faizsiz kredi kullanmış olursunuz. Bu açıdan baktığımız zaman kredi kartları yüzyılımızın en önemli buluşlarından bir tanesi. Ancak yüzyılımızın en önemli icatlarından olan bu kredi kartı, bir süre sonra insanları tüketim çılgınlığına da yöneltti” diye konuştu. 

‘İNSANLARIN DURUMU İYİLEŞMİYOR’

Vatandaşların kredi kartlarına güvenerek bilinçsizce para harcamaya başladıklarını vurgulayan Küçüközmen, “İnsanlar henüz kazanılmamış gelirlerini harcamaya başladılar, ortaya tüketim ve talep çekişli bir ekonomi çıktı. Bu durum da ekonomiyi kâğıt üzerinde büyütürken hane halkının borçluluk seviyesini artırdı, insanların satın alma güçlerini düşürdü. Bir süre sonra doğal olarak enflasyonist etkilerle insanlar kredi kartı borçlarını ödeyemez hale geldiler. Netice olarak ortada şöyle bir durum var: İnsanların tek harcama noktaları artık kredi kartları. Bugün bankalardan kolay kolay kredi çekemiyorsunuz. Enflasyon zaten parayı erittiği için insanların çıkış yolu kalmadı. İnsanlar çok fazla borçlanıyor, bu borçlanma neticesiyle insanların durumu iyileşmiyor. Tam aksine gittikçe kötüleşiyor” ifadelerini kullandı. 

‘TEFECİLERİN AĞINA DÜŞER…’

Kredi kartlarının vatandaşın ‘geçim kaynağı’ haline geldiğinin altını çizen Küçüközmen, “İnsanlar artık sadece temel ihtiyaçlarını gidermeye çabalamaya başladılar. Bu sıkıntılı bir süreç, vatandaşın da hükümetin de haklı olduğu yanlar çok. Zaten bu durumun buraya geleceği aşikârdı. Bir yerde önlem almak lazım fakat bu önlemin alındığı zaman o kadar kötü bir zaman ki; enflasyon yüksek, gelirler çok düşük, alınan maaşların neredeyse tamamı yoksulluk sınırının altında, onların yarısından fazlası da açlık sınırının altında. Böyle bir ortamda vatandaş kredi kartlarının limiti de dolduğunda ne yapacak ya da taksitler sınırlandırıldığında ne yapacak? Tefecinin ağına düşecek ve başka yerden para bulmaya çalışacak. Elinde varlığı varsa onları satacak. Yaşam koşulları çok ağırlaştı. Bugün İzmir’de kirada oturduğunuzu düşünürseniz ev sahibi sizi hukuken evden çıkardığında ne yapabilirsiniz? Aldığınız maaşla yeni kiraya gireceğiniz evin fiyatını karşılaştırın, maaşınız kiraya yetiyor mu buna bakın. Böyle bir koşulda kredi kartları vatandaşın sığındığı son merci, böyle bir karar alınacaksa bunun önceden ilan edilmesi ve vatandaşa bir zaman dilimi tanınması ve o zaman dilimi içerisinde de bu işin çözümlenmesi gerekiyor” diye konuştu. 

‘SİHİRLİ BİR REÇETE YOK’

Kredi kartlarına gelen düzenlemelerle birlikte vatandaşın karşı karşıya kalacağı durumları aktaran Küçüközmen, “Vatandaşın birde fazla kredi kartı var. Bunların birinden alıp diğerine ödemeye yapıyor. Bir süre sonra bu da durum da patlak verecek. Vatandaşın çözümü yok. Teknoloji çağında, üniversite mezunlarının büyük bir kısmının iş bulma konusunda problem yaşadığı dönemde vatandaşa ne önerebiliriz ki? Sabit gelirli birine ne önerebilirsiniz? Söyleyecek hiçbir şey yok. Dolayısıyla bu noktada kademeli bir geçişle finansal okuryazarlığın, faiz ödemenin, faizin ne olduğunun öğretilmesi gerektiğinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bir formül ya da sihirli bir reçete yok. Bilinçli tüketici olmak çok önemli” açıklamalarında bulundu.

Kaynak: Ege Telgraf