Söz vardır, laf vardır | İkisi de söyleyenine aittir

Abone Ol

İnsan olanların, insan kalabilenlerin, insan sıfatı verilenlerin tavrı, konuşması, jest ve mimikleri çok önemlidir. Sporculukta da hakemlik böyle. Aslında her yerde öyle. Ağzı laf yapanlardan bahsetmiyorum. Kendini baş türlü gösterenler. Ses ayrı görüntü ayrı. Fikri başka zikri başka olanlar değil. Başka türlü, hatta türlü türlü konuşabilme yeteneği olana da insan deniyor. Özel güzel insanlar iyi ki var. Erhan Önel abim gibi. Tanıdığım için çok şanslıyım. Tavır ses dedik.

Ata, dede, baba yadigarı, Fuar'ımızın içinden geçmeyi, hava almayı çok severim. Anlı şanlı Lunapark'ımızı bizden koparsalar da. Yeşil papağanlarımız var, teselli oluyoruz. Yürüyorum, az ötede sağ, banka oturmuş biri öyle bir bağırarak konuşuyor ki. Telefonda, açık alan ya. Özgürlük bu sanki. Öfke kontrolü sıfır. Ağzına ne gelirse hâl hatır soruyor, yüce değerlerimizi karıştırıyor bir de. Gittikçe de yaklaşıyorum durmak, geri dönmek de olmaz. Daha net duyuluyor. Öyle böyle değil. İşte tam bu sırada, göz göze geldik. Maçta pozisyona yakınlık mesafesindeyiz. VAR'a gidilmez, re'sen karar vereceksin. An, o an. 'Yan bakma' muhabbeti olacak, dümdüz devam ettim. Bana da etmiştir mutlaka o vecizi (!) sözlerinden. Kendine aittir kem söz. Eden, bulur. Derin bir nefes, yola devam. Durmaya gerek yok, hele ki böyle bir şey için. Edep yahu. Seviyesine inmem, inemem. Bu sabrı veren nedir, işte hakemliktir. Derin nefes, bekle. Adına hakemlik deniyor. Eden, kendine eder dedik ya. İşte ondan. Antrenör adayları zorunlu maça çıkardı, hakemlik yapardı. Üç orta 5 yan çıkar, futbolculuk biitikten sonra. Aslında başlarda çıkmalılar, vize zorunluğu olmalı. Leblebi gibi gol atan, hava hakimiyeti harika olan İzmirspor'un efsanesi Kadri Özateşler abimle maça çıktık mesela. Dönüşümlü bir düdük, bir yan. Heyecanı çoktu, ben Kadri abimden daha heyecanlı.  Hayranı olduğum isim. Ömrü bol olsun. O ki tam kadro İzmir'e gelen dönemin en iyi takımı Fenerbahçe'ye gol atmış isimdir, Donanma Kupası'nda, Atatürk Stadı'nda hakem de Onursal Uraz (merhum) hocamdı, Galatasaraylı Milli futbolcu.  Onursal hocamın diksiyonu, tavrı, ses tonu da mükemmeldi. İşte bu nedenle, 'Her nefs mutlaka hakemliği yaşamalıdır'. İlla yükselmek ünlü olmak değil konu. Herkes en az 1 sezon hakemlik yapmalı. Zorunluluk da getirilmelidir. Böylece sabrı da öğrenir insan evladı. O çok ağır gelen lafların, aslında içinin ne kadar boş ve anlamsız olduğu da öğrenilmiş olur. Denenmeli.

ÖZLEMLE, RAHMETLE

Erhan Önel abim, üstadım. Son vedaya gidemedim, affet beni abim. 5 yıl önce çok ağır hastalık geçirdi, atlattı. Dönemin hastalığı. Soyadı olarak karıştırırlardı. İsimler aynı, boylar da uzun. Galatasaray'ın efsanesi Erhan Önal abimle,  karşılıklı kulakları çınlardı. Ben yaşadım, düzeltirdim. Erhan Önal kaptanım da İzmir'de yaşadı, görüşürdük. Son zamanlarında konuşma yetisi gitmişti. Bu haliyle de güzeldi, anlaşırdık. Rahmetle, şükranla her iki Erhan abilerime. Erhan Önel abim, canım benim. Abi diyorum saygıdan 1 yaş büyük sanırım benden. Spor yönüyle ilgili fotolar aradım, İzmirspor'un spor okuluyla, sezon açılışı ile ilgili olanı bulabildim. Tek bir takıma, kulübe mal etmek değildi, isteğim. İnsanlığı zaten harika, televizyonculuğu diksiyonu ha keza tartışma bile gerektirmezdi. İzmir'i Ege'yi aşmış bir isimdi oysa. Başka ilde olsa nasıl olurdu bilemem. Ama daha düşük potansiyeli olanlar daha iyi yerlere geldiler, oralarda. İzmirli olmak, İzmir'de kalmak bir avantaj mı, dezavantaj mı onu da bilemiyorum. Bir de nasip kısmet bu işler. Hele ki Erhan'ın Günlüğü var ki. İzlemeye, dinlemeye gayret ederdim. EgeTV'deki, EgeTelgraf TV'deki günleri unutulur mu. Her bir yayını hatıra kaldı. Unutmamak gerek, yayın deyince de. Rahmetli İsmail Özelçinler ustam ile de kavuştular. Programlar yaptılar, YouTube'da yoktur çoğu. Onlar ki sadece boyut değiştirdiler. Bir göremiyoruz o kadar. Bir gün bir yerlerde buluşmak üzere. Bu yayın burda bitmez, devamı var. Ey güzel gerçek insanlar...