Muğla, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamüller İhracatında Ege'nin lideri Muğla, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamüller İhracatında Ege'nin lideri

Nihat AK/EGE TELGRAF- Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı zamlı çiğ süt fiyatlarının üzerinden haftalar geçmiş olmasına rağmen üreticinin nefesi bir türlü genişlemedi. Ekonomik olumsuzluklar nedeniyle süt ve süt ürünü satışlarının düşmesini, stoklarının dolu olmasını gerekçe gösteren süt sanayicileri piyasadan yeni fiyatlarla mal almak istemiyor. Üretici kooperatiflerinin başkanlarıyla perakende sektörünün temsilcileri gelişmeleri Ege Telgraf’a değerlendirdi. 

YÜZDE 30 DÜŞTÜ

Süt ürünleri satışında önemli bir düşmenin yaşandığına vurgu yapan Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, “Nisan ayından bu yana süt ürünlerinde ciddi bir düşüş var. Ortalama olarak yüzde 30’luk bir düşüş var. Bazı süt toplayan kurumların üreticiye ödemelerini geciktirdiği yönünde duyumlar alıyoruz. Zaten küçük çiftçiler zor şartlarda üretim yapabiliyor. Emeğinin karşılığını uzun vadede düşük fiyat olarak alırsa ayakta kalamaz. Süt üretim gücümüzü kaybederiz. Küçük çiftçinin üretimden çekilmesi halinde gelecekte tüketim açısından önemli problemler yaşanır. Biz üreticimizi koruyacak şekilde kooperatifçilik faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Süt üreticilerinin korunması ve sürdürülebilir bir şekilde faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için bir dizi önlem ve destek mekanizması uygulanabilir. Üreticiye doğrudan mali destek sağlanarak, üretim maliyetlerini karşılamalarına yardımcı olunabilinir. Vergi indirimleri ve teşvikler uygulanabilir, bu da mali yüklerini hafifletebilir. Piyasası yakından izlenerek, ani fiyat düşüşlerine karşı gerekli müdahaleler yapılabilir. Üreticilere çevresel sürdürülebilirlik sağlayacak uygulamaları benimsemeleri için teşvikler verilebilir. Süt üreticilerinin korunması ve desteklenmesi, sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve çevresel açıdan da önemlidir. Bu tür destekler, yerel ekonomilerin güçlenmesine, gıda güvenliğinin sağlanmasına ve kırsal kalkınmanın teşvik edilmesine katkıda bulunur” dedi.

TAHSİLAT VADELERİ UZADI

Tahsilatlarının geciktiğini belirten Tire Süt Kooperatifi Başkanı Osman Öztürk, “Ürün verdiğimiz kurumların ödemelerinde son dönemde vadeler uzadı. Tahsilatlarımız gecikti. Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ süt güncelleme fiyatlarını açıklamasının üzerinden önemli bir süre geçti. Süt ve süt ürünü alan firmalar stoklarında ürünleri olduğunu bildiriyor. Bu iddiayla yeni fiyattan ürünü alımı yapmıyorlar. Girdi maliyetlerinin yüksek olduğu şu dönemde süt üreticilerinin faaliyetlerini sürdürebilmeleri çok güç. Girdi maliyetlerinin yüksek olması, süt üreticilerinin karlılığını ve rekabet gücünü etkiliyor. Bu nedenle, üreticiler maliyetleri yönetmek ve verimliliği artırmak için çeşitli stratejiler geliştirmek zorunda. Süt ineklerinin beslenmesi için yüksek kaliteli yemler gereklidir. Bu yemler arasında ot, saman, silaj, konsantre yem ve vitamin-mineral takviyeleri bulunuyor. Yem maliyetleri, toplam üretim maliyetlerinin büyük bir kısmını oluşturuyor. Hayvan sağlığının korunması ve hastalıkların önlenmesi için düzenli veteriner hekim kontrolleri, aşılar ve ilaçlar gereklidir. Bu hizmetler ve ilaçlar önemli bir maliyet kalemidir. Süt üretim tesislerinde enerji (elektrik, yakıt) ve su kullanımı oldukça yoğundur. Enerji maliyetleri, süt sağma makineleri, soğutma tankları ve diğer ekipmanların çalıştırılması için gereklidir. Süt üretimi işgücü yoğun bir faaliyettir. İşçilerin maaşları, sosyal güvenlik primleri ve diğer işçilik maliyetleri önemli bir gider kalemidir. Hayvanların barınması için ahırlar, yem depoları ve otlaklar gereklidir. Bu yapıların inşası, bakımı ve kira/arsa maliyetleri de yüksektir” ifadelerini kullandı.

ÇIKIŞ KOOPERATİFLEŞMEDE

Kooperatiflerin küçük üreticilerin zor zamanlarında yanlarında olduğunu vurgulayan Başkan Öztürk, “Biz kooperatif olarak bu zor dönemde üreticimizin yanındayız. Aldığımız ürünün ödemesini yapıyoruz. Süt üretiminde kooperatifleşme, üreticilere birçok avantaj sağlar ve sektördeki çeşitli zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olur. Kooperatifler, bireysel üreticilerin pazarlık gücünü birleştirir ve güçlendirir. Büyük alıcılarla daha iyi fiyatlar ve koşullar üzerinde anlaşma yapma yeteneği sağlar. Toplu alımlar sayesinde yem, gübre, ilaç ve ekipman gibi girdilerin maliyetlerini düşürmek mümkündür. Kooperatifler, üyelerine daha uygun fiyatlarla malzeme temin edebilir. Kooperatifler, süt ve süt ürünlerinin pazarlanması ve dağıtımında ortak hareket eder. Bu, ürünlerin daha geniş bir pazara ulaşmasını ve satışların artmasını sağlar. Kooperatifler, üyelerinin üretim süreçlerini denetleyerek kalite standartlarının korunmasını sağlar. Bu, ürünlerin kalitesini artırır ve tüketici güvenini tesis eder. Kooperatifler, üyeleri arasında risk paylaşımı sağlar. Bu, bireysel üreticilerin ekonomik dalgalanmalara ve piyasa risklerine karşı daha dayanıklı olmalarına yardımcı olur. Kooperatifler, yerel ekonomiyi canlandırır ve toplumsal dayanışmayı artırır. Üreticiler arasındaki iş birliği ve dayanışma, kırsal bölgelerde sosyal ve ekonomik kalkınmayı teşvik eder” diye konuştu.

TÜKETİM KÜLTÜRÜ DEĞİŞİYOR

Tüketici isteklerinin değişim gösterdiğine vurgu yapan Ege Perakendeciler (PERDER) Derneği Başkanı Mehmet Feyzi Başdaş, “Perakende sektörü tüketici eğilim ve yönelimlerini dikkate almak zorunda. Başdaş Marketler olarak biz bu kapsamda süt ve süt ürünlerini bulunduruyoruz. Günümüzde birçok insan, laktoz intoleransı veya vegan yaşam tarzını benimseme gibi nedenlerle süt ürünlerinden uzaklaşabiliyor. Bitkisel süt alternatifleri (badem, soya, yulaf sütü gibi) giderek daha popüler hale geliyor. Ekonomik durumları ve alım güçleri etkili olabiliyor. Gençler arasında popüler olan günlük peynir ürünleri genellikle kullanım kolaylığı, lezzet ve sağlıklı beslenme gibi kriterlere göre tercih edilmekte. Mozzarella peyniri hafif ve lezzetli olması, eridiğinde uzayan yapısı ile pizzalarda ve sıcak sandviçlerde favori bir tercih. Cheddar peyniri hamburger, tost ve makarna soslarında yaygın olarak kullanılıyor. Krem, feta, paneer, gouda ve çubuk peynirler gençlerin gözdesi. Günlük hayatlarında kolayca tüketebilecekleri ve farklı yemeklerle kombinleyebilecekleri peynir çeşitleri, gençler arasında daha popüler. Ezine, Bergama&İzmir&Erzincan tulum, Kars gravyer, Divle obruk gibi peynirlerin fiyatları, üretim süreçlerinin karmaşıklığı, kullanılan süt kalitesi ve olgunlaşma süreleri gibi faktörler nedeniyle yüksek. Bu nedenle, bazı tüketiciler tarafından daha az tercih edilebiliyor. Beyaz, kaşar, lor, çeçil ve çökelek peynir türleri, geniş üretim kapasitesi, daha kısa olgunlaşma süreleri ve düşük üretim maliyetleri gibi nedenlerle genellikle daha uygun fiyatlıdır. Dar gelirli tüketiciler, gıda alışverişinde genellikle fiyatı öncelikli olarak değerlendiriyor. Ancak, bu tüketicilerin tercihlerinde kalite de tamamen göz ardı edilmez. Kırık peynir, düşük fiyatı ve uygun kullanımı nedeniyle dar gelirli tüketiciler için cazip bir seçenek. Üretim veya paketleme sırasında parçalanmış, şekli bozulmuş peynirlerden oluşan kırık peynir semt pazarlarında yoğun olarak tercih ediliyor” diye konuştu.

Kaynak: EGE TELGRAF