Bir süredir bu köşe ve faaliyete geçirdiğimiz ‘Kİ Takvim’ isimli sayfa aracılığıyla, İzmir’de sanat üretimi yapan sanatçılara, yazarlara ve dahasına ses olmaya çalışıyoruz. Bu sezon sırf bu amaçla çeşitli tiyatro oyunlarını izleme, sergileri gezme, İzmirli yazarların eserleriyle haşır neşir olma fırsatım arttı. Pek çok tiyatro içinde bulunduğumuz bu dönemi sezon arası olarak değerlendiriyor. Bu nedenle genel bir konu başlığı ile ilgili birkaç gözlemimi aktarmak isterim.
İLETİŞİM STRATEJİSİ
Çok sayıda kurum, sezon boyunca çeşitli prodüksiyonlarla seyirciyle buluştu. Bunların sanatsal olarak ne kadar başarılı ya da başarısız olduklarına elbette seyirci karar verecek; bu anlamda kendimi bir kıstas değil anlatıcı – aktarıcıolarak konumlandırmaya çalışıyorum. Yine de gittiğim ve uzaktan gözlemlediğim; söylemekten de geri durmayacağım net şey, İzmir’deki pek çok tiyatronun bir medya iletişim stratejisine sahip olmadığıdır…İletişim stratejisini de geçelim, yapılan işe dair tiyatroseverlere çoğu zaman bir bilgi de sunulmuyor. Şöyle düşünün, tiyatro oyunu izlemek istiyorsunuz, o hafta İzmir’de sahnelenecek oyunların biletlerini almak için bilgisayar başına geçtiniz… Bir oyun gözünüze çarptı, merak edip araştırmaya koyuldunuz. Çoğu zaman oyunun profesyonel olarak çekilmiş sahne fotoğraflarını ve videolarını bulamıyorsunuz. Dolayısıyla hikâyeye ve dekora dair bir fikir edinemiyorsunuz. Oyunda yer alan oyunculara göz atmak istediğinizde, distribüsyon bulmak zor… Yani kim; hangi rolü canlandırıyor göremiyorsunuz... Oyunla ilgili eleştiri yazıları okumak istiyorsunuz gazeteleri tarıyorsunuz; bırakın yazıyı kentte böyle bir oyun olduğuna dair bir küçük haber dahi yok. Oyunun özetini okumak istiyorsunuz, bazen hiç oyun özeti yok bazen de Türkçesi bozuk; oyuna dair detaylı bilgiler içermeyen yazılarla karşılaşıyorsunuz… Bazı tiyatroların aktif bir sosyal medya hesabı ve hatta web sitesi bile yok… Yani siz bir tüketici olarak, satın alacağınız ürün olan tiyatro biletlerini alma kararınızı etkileyecek, alternatifleri arasında seçim yapmanızı sağlayacak ya da en azından aldığınız şeyin size ne vadettiğini kavrayacağınız bilgilere maalesef ulaşamıyorsunuz!
MEDYA İLETİŞİMİ
Elbette herhangi bir konuda strateji oluşturmak o kadar da kolay değil. Birçokları göz ardı etse de ‘Medya iletişimi’ bir iş ve işin profesyonelleri olan medyacıların kurumlar adına bunu gerçekleştirmesi gerekiyor. Bu da her şeyden önce bir bütçe meselesi. Bu kentteki tiyatroların ne gibi zorluklarla kentte ayakta kalmaya, sahneye çıkmayı sürdürmeye çalıştıklarını biliyorum. Ancak konu zannediyorum bütçe ayırmaktan biraz daha karmaşık. Ne yazık ki İzmir’deki tiyatroların oyunlarını tanıtmaya dair bir refleksleri yok… Günümüzde, ek bir gelir elde etmek isteyen 50-60 yaşlarındaki insanlar dahi evlerinde ürettikleri küçük ürünler için birden fazla platformda sosyal medya hesaplarının olması gerektiğini, bu ürünlerin fotoğraflarını ve videolarını çekeceklerini ve kitlelere bu yollarla ulaşabileceklerini biliyorken tiyatrolarda ise bu sorunlar yaşanıyorsa bunu başka türlü nitelemeyi zor buluyorum…
TEMEL FİKİRLER
Sanat eserlerinin pazarlanması ve tanıtılmasına; bunların nasıl yapılması gerektiğine dair fikirler temelde çok uzun yıllardır konuşuluyor elbette… Yeni bir şey ortaya koyuyor da değiliz. Bu alanın tanıtımının ve pazarlanmasının herhangi bir ürün kadar kolay ve tırnak içinde söylemek gerekirse kolaycılıkla sağlanabileceğini söylemiyoruz… ‘Ben sanat eserimi yaratayım da bir şekilde alıcısı olur’ ya da ‘Sanatın pazarlaması olmaz’ gibi mi düşünülüyor bilmiyorum. Ancak kurumların hızlı bir şekilde ürettikleri eserin sanatsal değerinin yanında bir ticari ürün olduğunu, günün sonunda tüketicilerin belli bir maddi karşılık ödeyerek bunları tükettiğinin kavraması gerektiği düşüncesindeyim… Her üretici gibi, üretiminizin tanıtımına önem vermek zorundasınız, ‘sahne bulduk, oyunu çıkardık, afiş de var daha ne olsun?’ yaklaşımı ile gidilen bu yol belli ki ne sizleri ne tiyatroseverleri pek tatmin etmiyor. Yani tanıtmadan olmuyor…