Nihat AK-EGETELGRAF GAZETESİ/ Toprağın metrelerce altında saklı su, çiftçinin umuduna, tarlanın bereketine dönüşüyor. Ancak yer altındaki bu hayat kaynağına ulaşmak, yalnızca sondaj yapmakla mümkün olmuyor. Su sondajı uzmanı Ali Uğuryol, doğru kuyu açmanın inceliklerini, bakır telle su aramanın sırlarını ve yer altı sularını korumanın önemini anlattı.
SU VARSA HAYAT VAR!
Tarımsal üretimin en önemli güvencelerinin başında artezyen ve sondaj kuyularının geldiğini belirten su sondajı uzmanı Ali Uğuryol, “Toprağı bereketlendiren yalnızca çiftçinin alın teri değil, o alın terini ürünle buluşturan sudur. Bugün çiftçimizin en büyük sorunlarından biri, yeterli ve sürdürülebilir sulama imkânlarına ulaşamamaktır. Suya ulaşamayan çiftçi ekim yapamaz, verim alamaz, maliyetlerini karşılayamaz. Üretim azaldığında yalnızca çiftçi değil, pazarcı, esnaf ve tüketici de kaybeder. Çünkü tarladaki susuzluk, yarın soframızdaki pahalılığa dönüşür. Yağışların düzensizleştiği, kuraklık riskinin arttığı bir dönemde, doğru noktada açılan sondaj kuyuları tarımsal üretime hayat vermektedir. Unutmayalım ki açılan her verimli kuyu, yalnızca toprağa su taşımaz; çiftçinin umudunu, üretimin devamlılığını ve ülkemizin gıda güvenliğini de besler. Ancak yer altı sularımız sınırsız değildir. Bu nedenle sondaj faaliyetleri mutlaka sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla yürütülmelidir” dedi.

YER ALTININ DİLİ
Artezyen ve su sondajı açmanın yalnızca toprağı delmekten ibaret olmadığını aynı zamanda yer altının dilini okuyabilmek olduğunu dile getiren Uğuryol, “Başarılı bir sondaj çalışmasının temelinde, bölgenin jeolojik yapısını, su taşıyan katmanlarını ve yer altı su hareketlerini iyi tanımak vardır. Sondaj yapacak ekibin çalışma bölgesinde deneyimli olması büyük önem taşır. Çünkü yer altı sularının derinliği, hareket yönü ve verimliliği araziden araziye değişiklik gösterebilir. Aynı bölgede birbirine yakın iki noktada bile farklı sonuçlarla karşılaşılabilir. Bu nedenle çevredeki mevcut kuyuların derinliklerini, su seviyelerini, debilerini ve geçmiş sondaj sonuçlarını bilmek önemli avantaj sağlar. Bölgenin hidrojeolojik özelliklerine hâkim olmak, doğru sondaj noktasının belirlenmesinde yol göstericidir. Yılların saha tecrübesi başarı ihtimali artar, çiftçinin yatırım riski azalır. Yanlış yerde açılan kuyu yalnızca para kaybı değildir; çiftçinin zamanından, emeğinden ve üretim umudundan da kayıptır. Doğru planlanan her sondaj, tarımsal üretimin geleceğine yapılan yatırımdır” diye konuştu.
BAKIR TEL YÖNTEMİ
Türkiye'de ve dünyanın farklı bölgelerinde yer altı suyu aramak için kullanılan geleneksel yöntemler olduğuna dikkati çeken Uğuryol, “En önemli ve öne çıkan yöntem, L şeklindeki iki bakır telle arazi taramasıdır. Bu yöntemde bakır teller yaklaşık 90 derece bükülür. Kısa bölümleri elde tutulurken uzun uçları ileriye, birbirine paralel uzatılır. Tellerin kalınlığı, kesiti ve uzunluğu hareket kabiliyetlerini etkiler. İnce teller daha kolay dönerken kalın teller daha fazla direnç gösterebilir.
Arazide yavaşça yürünerek tellerin tepkileri gözlemlenir. Geleneksel uygulayıcılar tellerin çaprazlanmasını su işareti, dışa açılmasını farklı bir zemin tepkisi, tek telin dönmesini ise yön değişikliği olarak yorumlayabilir. Saha gözlemlerimizde 0 ve A kan grubundaki kişilerde diğer kan guruplarına göre daha farklı tel hareketleriyle karşılaştık. Bakır tellerin hareketleri istemsiz kas hareketlerinden kaynaklanabileceği için taramayı yapan kişinin tecrübesiyle suyun varlığını, derinliğini veya debisini tahmin edebilmesi önemlidir. Bazı yer altı suyu arayan teknik ekiplerin bakır tel yöntemini kullandıklarına şahit olduk” ifadelerini kullandı.
DİKKATLİ KULLANIM
Artezyen ve sondaj kuyularından elde edilen suyun her damlasının son derece kıymetli olduğuna işaret eden Uğuryol, “Yer altı su kaynaklarımız sınırsız değildir. Bu nedenle çiftçilerimiz suyu bilinçli, tasarruflu ve verimli kullanmalıdır. Özellikle damlama sulama sistemleriyle su doğrudan bitki köklerine ulaştırılmalı, gereksiz tüketim önlenmelidir. Bugün bilinçsizce tükettiğimiz su, yarın toprağımızın bereketinden eksilecektir. Suyu korumak, tarımsal üretimi, çiftçimizin geleceğini ve ülkemizin gıda güvenliğini korumaktır” dedi.




