Tuhaf şeyler oluyor!

Abone Ol

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Vakıflar’ın el koyduğu Meslek Fabrikası nöbetlerini önce İzmir, sonra da Türkiye’ye yaymaya karar vermiş. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Kurtuluş Şavaşımız’da Türk Ordularına seslendiği , “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, bu satıh bütün vatandır” emri gibi. Cemil Başkan, bu işi bir nevi vatan savunması gibi görüyor. Belki kendince haklı olabilir ama bu işi bu kadar büyütmeye, iktidar-muhalefet mücadelesi seviyesine yükseltmeye gerek var mı bilmiyorum.

Sahadan gelen bilgilere göre, bir kesim Cemil Tugay’ı bu mücadelesinde haklı görüyor. Bir kesim de işin bu kadar büyütülmemesinden yana. Onlara göre İzmir’in onca sorunu dururken Başkan’ın gece-gündüz demeden nöbettir-eylemdir kendini heder etmesi doğru değil. Çünkü görevde iki yılını tamamlayan Tugay’ın, şu ana kadar hayata geçirdiği tek bir projesi yokken, yarım kalan onca çalışma da onun hamlelerini bekliyor. Hakikaten zor bir durum.

Meslek Fabrikası eylemleri İzmir’in ilçelerine yayılması bekli de makul kabul edilebilir, ancak Türkiye sathında nasıl olacak? Haydi Ankara ve İstanbul’da yaptınız da, diğer 78 ilde de mi olacak? Bu eylemlere Başkan Tugay katılmadan olmaz. Bu durumda biz başkanımızı onca süre İzmir’de göremeyecek miyiz? O zaman yarım kalan ve seçimde vaat edilen işler bir müddet daha bekleyecek mi? İnanın bu konuda İzmir’i düşünenlere hak vermiyor değilim.

Evet, Meslek Fabrikasını, Egemenlik Evi’ni ve Eski Gasilhane’yi elinden alarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çok büyük haksızlık ettiler. Bu arada İzmir, Vakıflar’ın da hak sahibi olduğu bir otopark kaybetti. Pekala Çankaya Otoparkı Vakıflar’a devredilerek, Meslek Fabrikası belediyede kalabilirdi. Maalesef kimse bunu hesap edemedi. Şimdi İzmir, hiç hak etmediği halde iki enkaz kazandı. Çankaya Otoparkı kapalı. Akıbeti meçhul. Meslek Fabrikası kapalı, onun da akıbeti meçhul.
Devletin kurumları birbiriyle kavga halinde ise ve buna siyasetçiler ön ayak oluyorsa o ülke yönetilmez hale gelir. İşler yarım kalır, ortaya mağdurluklar çıkar. Kentler yaşanmaz duruma düşer. Kimse yanlış anlamasın ama İzmir iktidar-muhalefet çekişmesi yüzünden her geçen gün kan kaybediyor, geriye doğru gidiyor. Bu millet bunun faturasını gün gelir suçlu gördüğü kesime keser. Sonradan pişman olmamak için, işi millete bırakmamak ve milletin sorunlarını çözmek gerekiyor.

AYVALIK’TAKİ MEŞHUM OLAY

Madem Meslek Fabrikası olayında Atamız’ın özlü sözü ile açılım yapılmış, oradan devam edelim. “Basın hürriyetinden doğan mahsurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir” diyor Ulu Önder Atatürk. Ama biz ne yapıyoruz, eleştirel haberler yaptı diye bir gazeteciyi öldüresiye dövüyoruz.

Evet meşhum (uğursuz) olay Ayvalık’ta 10 Nisan Polis Günü’nde yaşandı. Ayvalıklı gazeteci Yüksel Kalkan, iddiaya göre Ayvalık Belediye Başkanı Sayın Mesut Ergin’in akrabası ve aynı zamanda gönüllü koruması polis emeklisi şahıs ve beraberindeki 3 kişi tarafından darp edildi. Olaydan sonra zanlılardan ikisi tutuklandı.

Ayvalık gibi güzide bir turistik ilçemizde, kendi halinde ve ekmeğinin peşinde bir gazetecinin eleştirel haberler yapıyor diye öldüresiye dövülmesi ve üstelik bu işin belediye başkanının koruması olduğu iddia edilen kişi tarafından yapılması, buna rağmen belediyeden “tık” sesi bile çıkmaması sizce “tuhaf” değil mi? Kelli felli gazetecilere bir şey olduğunda ortalığı ayağa kaldıranlardan ne ses ne de bir seda var. Hani “Atatürk’ün izindeyiz” diyenler nerede? İki yüzlülük paçalarımızdan akıyor da kılımız kımıldamıyor…