Turizm fuarlarının sonuna mı geldik?

Abone Ol

Turizm fuarlarını son yıllarda ziyaret ettiyseniz benzer kaygıları taşıyor olabiliriz.

Turizm fuarının içinde miyiz, yoksa bambaşka bir organizasyonun kalabalığında mı yürüyoruz? sorusuyla mücadele etmeye çalıştığım fuar ziyaretlerinde, yıllardır farklı şehirlerdeki organizasyonlara katılan biri olarak gidişatın hiç de iyi olmadığını kolaylıkla söyleyebilirim.

Bir zamanlar kartvizit alışverişlerinin, yeni iş birliklerinin ve destinasyon pazarlıklarının yapıldığı o fuar stantlarında bugün daha farklı bir hareketlilik hâkim. Tanıtım dosyalarının yerini bez çantalar, katalog sunumlarının yerini ise selfie kuyrukları almış durumda.

Eskiden turizm fuarları sektör profesyonellerinin ajandasında aylar öncesinden planlanan buluşma noktalarıydı. Tur operatörleri, havayolu temsilcileri, otel zincirleri ve kamu turizm otoriteleri aynı masada oturur; yeni sezonun yol haritası bu fuarlarda çizilirdi. Bir destinasyonun kaderi, fuar boyunca yapılan birkaç kritik görüşmeyle değişebilirdi. Bugün ise aynı alanlarda çok daha farklı bir ziyaretçi profili ile karşılaşıyoruz. Artık fuarların özellikle halka açık günlerinde, elinde promosyon poşetiyle dolaşan geniş bir ziyaretçi kitlesi var. Tatil planı olsun ya da olmasın, stant stant gezip hatıra eşyası toplayan, fotoğraf çekilen, ikram kovalayan bir kalabalık… Stant görevlileri destinasyon anlatmaktan çok magnet sayısı kontrol eder hâle gelmiş durumda. Bu değişim, fuarların ruhunu da kaçınılmaz olarak dönüştürüyor.

Ziyaretçi profili değiştikçe stantların dili de değişti. Bir zamanlar toplantı masalarının ve sunum ekranlarının ağırlıkta olduğu alanlarda bugün salıncaklar, fotoğraf duvarları, dev maskotlar ve sanal gerçeklik köşeleri var. Bazıları teknolojik değişim ve dönüşüme kayıtsız kalmazken, limon, ceviz gibi yöresel ürünler dağıtan, yöresel halk dansları toplulukları ile davullu zurnalı gösteriler düzenleyen stantlar ise her şeye rağmen varlığını sürdürüyor.

DİJİTALLEŞME ŞART

Destinasyonların tarihi, kültürü ya da gastronomisi anlatılmıyor demek haksızlık olur ancak rekabetin odağı giderek bilgiden deneyime, deneyimden de görselliğe kayıyor. Artık stantlar turizm profesyonellerini değil, sosyal medya paylaşımını cezbetmek üzere tasarlanıyor.

Bu tablo, sektör profesyonellerinin fuarlara bakışını da etkiliyor. Gürültü, yoğunluk ve randevusuz temas trafiği nedeniyle birçok turizm paydaşı fuar katılımını sorgular hâle geldi. Üç gün boyunca stant başında beklemek mi daha verimli, yoksa aynı sürede onlarca çevrim içi toplantı yapmak mı? Dijitalleşmenin hız kazandığı bir çağda bu sorunun cevabı her geçen yıl daha net veriliyor. Elbette fuarların halka açılması kötü niyetli bir tercih değil. Turizmi tabana yaymak, destinasyon bilinirliğini artırmak ve seyahat kültürünü teşvik etmek açısından değerli. Ancak ortaya çıkan tablo, tanıtım ile tüketim arasındaki dengenin kaydığına işaret ediyor. Tanıtım masaları küçülürken, promosyon depoları ve harcama kalemleri büyüyor.

Peki tüm bunlar turizm fuarlarının sonuna mı gelindiğini gösteriyor? Aslında hayır. Fuarlar hâlâ ülkeler arası turizm diplomasisinin, charter anlaşmalarının ve yeni uçuş hatlarının duyurulduğu önemli platformlar. Bakanlık lansmanları, ülke tanıtım toplantıları ve büyük ölçekli iş birlikleri için fuarlar hâlâ güçlü bir zemin sunuyor. Yani fuarlar bitmiyor, format değiştiriyor. Turizm fuarlarının gediklileri ise hiç kuşkusuz yerel yönetimler... Başta gastronomi olmak üzere, kültürel, tarihi hikayeler anlatma ve yereldeki turizm hareketliliğini artırma amacını taşıyan belediyeler farklı konsept ve stratejilerle turizm fuarlarına dahil oluyor.

Geleceğin turizm fuarları daha hibrit, daha randevulu ve daha hedefli olacak gibi görünüyor. Profesyonel günlerin arttığı, dijital görüşme altyapılarının entegre edildiği, influencer, dijital içerik üreticisi ve medya üretiminin fuar deneyimine dahil edildiği yeni bir model konuşuluyor. Kartvizitlerin yerini içeriklerin, broşürlerin yerini ekranların aldığı bir fuar düzeni bunun adı. Promosyon kalabalıkları içinde kaybolma riskiyle karşı karşıya kalan turizm fuarlarının geleceğini çok iyi kurgulamak, birçok maliyete katlanmak zorunda olan turizm profesyonelleri, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler ve kamu kurumlarının daha etkili ve nitelikli anlatım modeliyle kendini geliştirmesi ve alternatif modellere yoğunlaşmaları daha mantıklı olacak gibi görünüyor.