Cennet vatanın en güzel koyları, masmavi denizleriyle, yeşilin her tonuyla yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyordu. Yazlık beldelerde "Barlar sokağı" olarak bilenen eğlence mekanlarının yoğunlaştığı caddeler, tatil gecelerini renklendiriyordu. Alkol, müzik, dans ve şovlar ile misafirler ağırlanıyordu.
Büyük otellerin "her şey dahil" sisteminden sıyrılmak, dikkat çekmek isteyen mekanlar, adından söz ettirmek için şovları abarttı. Otelinden çıkmayan turist nedeniyle zor durumda kaldı, giderleri kıstı.
Bu arada kirletilen deniz, tahrip edilen doğa hala direnmeye çalışıyordu ama...
Yıllar içinde ülkenin farklı yerlerinde bombalı saldırıların yaşanması, ekonominin bozulması, siyasilerin başta kendi vatandaşlarına olmak üzere anayasal haklarını kullananlara karşı fevri açıklamalar yapması ülkenin imajına zarar verdi. Ülkeler arası anlaşmazlıklar nedeniyle cruise gemilerinin de yıllarca gelmediğini hesaba katarsak, kaliteli turizmle nasıl vedalaştığımız daha iyi anlaşılır.
Bu süreçte yerli turistin zaten beli bükülmüş, tatil yapacak, eğlenecek parası tükenmişti. "Güvensiz ülke" sayılan ülkemiz için "Tehlikeli dediler ama Türkiye..." notuyla paylaşımlar yapılırken gördük ki meydan alt gelir grubundaki yabancı turistlere kaldı.
Marmaris'teki rezalet, pek çok tatil beldesi hakkında fikir veriyor. Düşük bütçeli turiste uygulanan düşük bütçeli şovların ülkemizi ne hale getirdiği görülüyor. Belediyeler, Kültür ve Turizm Bakanlığı bu rezillikleri ne zaman görecek, merakla bekliyoruz. Taciz sınırındaki bu rezilliklerin emniyet güçleri tarafından kontrol altına alınmasını istiyoruz.
Öte yandan, ülkeyi düştüğü bu bataklıktan çıkaracak, eğitimli, yüksek gelirli turisti çekecek, turizmde kaliteyi artıcak, ülkemize döviz ve prestij kazandıracak girişimleri bekliyoruz. Çünkü Türkiye, tarihiyle, kültürüyle, coğrafyasıyla, doğasıyla, mutfağıyla dünyanın en iyisi olabilecek gerçek bir cevher. Yazık etmeyelim.