“Türk devrimi kadın devrimidir”

Avaz Araştırma ve Strateji Merkezi’nin gerçekleştirdiği panelde akademisyen ve siyasetçiler Türkiye’nin kuruluş ve kurtuluş çizgisinin kadın mücadelesi ve ile olan bağını değerlendirdi

Abone Ol

Bir süre önce kuruluşunu ilan eden Avaz Araştırma ve Strateji Merkezi İzmir’de “Türk Kadın Hareketi ve Toplumsal Sürdürülebilirlik” konulu bir panel gerçekleştirdi. Panelde İzmir Demokrasi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Doç. Dr.Beral Alacı, İYİ Parti Manisa Milletvekili Dr Şenol Sunat, Türk Kadın Hareketi Platformu Genel Başkanı Pınar Gül ve Urla’nın ilk kadın belediye başkanı olarak önceki dönem görev alan Simurg Kadın Kooperatifleri Başkanı Sibel Uyar birer sunum gerçekleştirdi. Panelin yönlendiriciliğini iş insanı STK gönüllüsü Huriye Serter üstlendi.

Panelin açış konuşmasını yapan Avaz Araştırma ve Strateji Merkezi İzmir Şube Başkanı Uğur Şimdi, AVAZ İzmir Şubesi olarak yaklaşık bir yıl önce faaliyetlere başladıklarının altını çizerek, “Yaptığımız mini konferanslar ve etkinliklerle beraber birçok kesime de bu vasıtayla ulaşmış bulunduk. Bugün bu, İzmir'de yaptığımız bu çaptaki ilk organizasyon. Katılımınızdan dolayı tekrar size teşekkür ediyorum” dedi.

Şimdi, kadınların özgürlük mücadelesinin tarih boyunca her alanda var olmuş ve var olmaya da devam edeceğini vurgulayarak, “Biz bu sebepten dolayı da bu güzel organizasyona kadın eliyle başlamak istedik. O yüzden yönetim kuruluma, verdiği katkılardan dolayı desteklerini sunan herkese teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Bu panelde birbirinden değerli ve önemli panelistlerimiz var. Panelin kapsamı itibarıyla da sosyal, siyasal ve akademik çerçeveyle beraber biz Türk Kadın Hareketi'ni toplumsal bir sürdürülebilirlik temasında bugün işleyeceğiz ve çok şeyler öğreneceğimize ve istifade edeceğimize de inanıyorum” sözlerine yer verdi.

Şimdi, bu çalışmaların topluma, ülkemize katkı sunmasını hedeflediklerini kaydederek, “Daha güzel yarınlarda hep birlikte muasır medeniyetler seviyesine, Atatürk'ün çizdiği ölçüde ulaşmayı amaçlıyoruz. Türk'ün avazına, Türk'ün sesine güç katan herkese teşekkür ederiz” ifadesini kullandı.

KADIN HAREKETİ İZMİR’DE BAŞLADI

Panelin yönlendiriciliğini yapan STK Gönüllüsü Huriye Serter İzmir’in ilklerin şehri olduğunu hatırlatarak, “Bu ilk olma durumu Kurtuluş Savaşı’mızı başlatan şehir olması ve ardından öncü denilecek adımları akla getiriyor ama İzmir Türk kadın hareketinin de başladığı yerdir. Neredeyse iki yüzyıl önce 1828’de İzmirli kadınlar ekmeğe yapılan zammı üç gün boyunca protesto ediyorlar. Bu eylemler sonuç veriyor ve zam geri alınıyor. İzmir’i ele alırken bu köklü kadın mücadele mirasını da görmemiz gerek” dedi.
Serter, İzmirli kadınların vazgeçmeyen kadınlar olduğunu vurgulayarak, “Tarihteki bu olayda da görüyoruz ki biz İzmirli kadınlar alacağımızı aldıktan sonra öne çıkıyoruz. Örnek oluyoruz. 1828’de henüz dünyanın farklı yerlerinde bile kadın hareketinin izleri pek azdır. Düşünebiliyor musunuz Tilkilik’ten, Namazgah’tanDamlacık’tan Konak Meydanı’na akın eden İzmirli kadınlar var. O ekmek zammını erkekler geri aldıramıyor. Ama İzmirli kadınlar Vali Hasan Paşa’ya zammı geri aldırıyor” diye konuştu.

TÜRK TARİHİNDEKİ KADININ YERİ

Doç. Dr. Beral Alacı da klasik tarih yazımında kadının yerine dair açıklamalarda bulundu. Alacı, tarihin daima savaş kazanan krallardan, savaşı kazanan büyük askerlerden söz eden ve kadının pek yer bulmayan bir anlatısı olduğuna vurgu yaparak, “1800’lerden itibaren kadınlara dair tarih anlatılarında bir şeyler görmeye başlıyoruz. Biz, Türk kadın tarihini yazan akademisyenler olarak nereden başlamamız lazım? Türk tarihinde, Türk toplumunda kadının yeri nasıl, ona bakmamız lazım. At üzerinde heybetli Türk kadınlarını görebiliyoruz. Türk tarihine baktığımızda at üzerinde hareket eden, meclislere katılan, hakanın hemen yanında hatun olarak, türkân olarak devletin yönetiminde söz hakkı olan, çocuğunun üzerinde söz sahibi olduğu, babasının mirasından pay sahibi olduğu bir kadını görürüz. Yani hepimizin genetik hafızasında Türk kültüründe kadının değer gördüğü, el üstünde tutulduğu, kahramanlık vasfıyla övüldüğü anlatılar görürüz. Bizler kahraman analar, kadınlar olarak anılan bir toplumun evlatlarıyız” sözlerine yer verdi.

Osmanlı Devleti’ndeki kadın hareketinin kökenine de değinen Alacı, 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra daha organize bir noktaya geldiğini anlattı. Alacı, “Ancak orada da şunu söylemek gerekir. Orada da bir kadının hak talep etmesi, örneğin ‘eğitim almak istiyorum’ demesi kolay değil. Bunun için de yine ön açan babalar olacak. Yani Osmanlı aydınları, Avrupa’yı görmüş, Avrupa’daki modernleşmeyi görmüş ve bu adımlardan en önemlilerinden birinin kadın modernleşmesi olarak kabul etmiş aydın isimler olacaklar. Onların getirdiği fikirler yavaş yavaş kadınlarda ses bulmaya başlayacak. 1843’te kadınlar eğitimle ilgili olarak dirilmeye başlıyorlar. Kadınlara kadınların eğitim verdiği alanlar oluşacak. Ebelik eğitimi başlayacak. Kız-erkek çocuklarına verasette eşit haklar tanıyalım sözleri 1847’de söylenmeye başlayacak. Tabii bunlar İstanbul’da, İzmir’de, Selanik’te yani memleketin en modern şehirlerinde yaşanan adımlar bunlar. Tüm memlekete yansımıyor. 1858’de Arazi Kanunnamesi geliyor. Yine kadına mirasın geçmesi gündeme geliyor. Beyler buna çok karşı çıkıyor. Çünkü kadınlar evleniyor, mülk başkasına gidiyor. Bunun böyle olmaması gerekir, diyorlar” açıklamasını yaptı.

Alacı, Türkiye Cumhuriyeti döneminde seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere önemli hakların tanınmasının da Türk kadın hareketini ilerlettiğini ifade ederek, “Türkiye’nin kuruluşunda yaşanan gelişmelerde daima kadınların gözetildiğini görüyoruz. Aslında Türk devrimi kadın devrimidir” dedi.

1980 SONRASI DURUM

Türk Kadın Hareketi Platformu Genel Başkanı Pınar Gül ise platform olarak kadın mücadelesine nasıl baktıklarını anlattı. Gül, 1980’deki 24 Ocak Kararları’nın uygulanması için Türkiye’de 12 Eylül Darbesi’nin aynı yıl gerçekleştirildiğini kaydederek, 12 Eylül’den sonra Türkiye’nin finans kuruluşlarını merkezi haline getirildiğini söyledi. Gül, 1980’lerde kadın hareketinin hızla yükseldiğini, 1990’larda da kurumsallaştığını ifade etti. 1985’te ABD Senatosu’nun aldığı bir karara dikkat çeken Gül, “Ulusların iç ilişkilerine müdahale etmek için ulusal demokrasi fonu kullanılacaktır kararı senatoda alınır. Yabancı fonlar kadın hareketi içinde ve tüm hak arayanların finans merkezlerine bağlanması için araç oldular” görüşünü aktardı.

Gül, kadın hareketi için esas olanın kendi aklı ve ekonomik özgürlüğüyle örgütlenmesi olduğunun altını çizdi.

SİMURG KOOPERATİFLERİ DENEYİMİ

Panelin en renkli sunumlarından birini de 2014-2019 yılları arasında Urla Belediye Başkanlığı yapmış olan Simurg Kadın Kooperatifleri Başkanı Sibel Uyar yaptı. Uyar, adaylığı döneminde yakın çevresi başta olmak üzere sayısız kişinin kendisine yönelik tutumuna değinerek, “1866’dan beri Urla’da bir kadın aday bile olmamış. Bana dediler ki, ‘Seni asla seçmezler’. Âlâ dedim. Ben de ilk kadın aday olurum. Erkeklerin siyasi tavırlarını gördüm. Ordu gibi geziyorlar. Ben de elimde bir zeytin dalı ile gezdim” dedi.
Kadınlara yönelik kullanılan dili de eleştiren Uyar, “Örneğin neden bir erkek bizim kadınlarımız der. Biz ne zaman mülkiyet hakkını bir erkeğe verdik? Biz Atatürk’ün kızları değil miyiz? Biz kendimizin sahibi kadınlarız. Hele ki İzmirli kadınlar olarak. Neden İzmir kuruluşun ve kurtuluşun kentidir? Biz aslında çalışkan Türk kadınının kentiyiz” diye konuştu.
Uyar, Simurg Kadın Kooperatifleri deneyiminin bölge kadınları için yarattığı imkanları da anlattı. Kooperatifin büyük marketler başta olmak üzere önemli bir pazar alanı elde ettiğini belirterek, bu durumun kadınlara sağladığı alanın önemine değindi.

ÜLKENİN GELECEĞİ VE KADINLAR

İYİ Parti Manisa Milletvekili Dr Şenol Sunat da Türkiye’nin geleceğini kadınların aklı, vicdanı, emeği ve cesaretinin kurtaracağını söyledi. Kadınların Cumhuriyetle birlikte kazanmış olduğu haklara sahip çıkmaları gerektiğini söyleyen Sunat, “Bu hakları çoğaltarak tüm kadınlara anlatabilecek çalışmalar içinde olmalarını isterim. En önemlisi de ülkemizin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmalarını, savundukları fikirlerin ülke menfaatine ve toplumsal değerlere ters düşmemesini, adalet ve demokrasi için mücadele vermelerini bekliyorum. Cumhuriyet değerlerine, ilkelerine sahip çıkmazsak geleceğimiz tehlikededir” açıklamasını yaptı.

Konuşmaların ardından konuklara teşekkür plaketleri takdim edildi. Paneli izlemeye gelen konuklar ve konuşmacılar toplu fotoğraf çektirdi.