Küresel ölçekte ekolojik ayak izi ve doğal kaynak tüketimini değerlendiren çalışmalar kapsamında belirlenen verilere göre, Türkiye’nin 2026 yılı için kendisine düşen doğal kaynak bütçesini 6 Haziran 2026 tarihi itibarıyla tükettiği açıklandı. Bu tarih, ülkemizin bir yıl boyunca kullanması gereken doğal kaynakları yalnızca 157 gün içerisinde tükettiğini ve yılın geri kalan bölümünde gelecek yılların kaynaklarını kullanmaya başlayacağını ortaya koyuyor. “Ülke Aşım Günü” olarak adlandırılan bu tarih, bir ülkenin ekosistemlerinin bir yıl içerisinde yenileyebileceği doğal kaynak miktarı ile toplumun tüketim düzeyi arasındaki dengeyi gösteriyor. Türkiye açısından 6 Haziran tarihi, doğal kaynak kullanım hızımızın doğanın kendini yenileme kapasitesinin oldukça üzerinde olduğunu gözler önüne seriyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Çevre Mühendisi ve Türk Hava Kurumu Güzelbahçe Şube Başkanı Yakup Ateş, ortaya çıkan tablonun sürdürülebilirlik açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirtti.
Ateş açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“6 Haziran 2026 tarihi itibarıyla ülkemiz, bir yıl boyunca kullanması gereken doğal kaynakları tüketmiş bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle bugün itibarıyla 2027 yılına ait kaynakları kullanmaya başlamış durumdayız. Bu durum yalnızca çevresel bir mesele değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kalkınma boyutları bulunan önemli bir sürdürülebilirlik sorunudur” dedi.
Ateş, “Doğa, insanlığın ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar cömerttir; ancak sınırsız tüketimi karşılayabilecek kadar güçlü değildir. Kaynaklarımızı verimli kullanmak, atıkları azaltmak, geri dönüşümü yaygınlaştırmak ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını benimsemek artık bir tercih değil, zorunluluktur.” dedi.
Açıklamalarına devam eden Ateş, ““Enerji verimliliği, su tasarrufu, sıfır atık uygulamaları, yenilenebilir enerji yatırımları ve döngüsel ekonomi yaklaşımı geleceğimiz açısından büyük önem taşımaktadır. Bugün attığımız her doğru adım, yarının doğal kaynaklarını koruyacak ve çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakılmasına katkı sağlayacaktır. Bugün yaşadığımız çevresel sorunlar geleceğin değil, artık günümüzün gerçekleridir. Eğer doğal kaynaklarımızı korumak ve ülke aşım gününü daha ileri tarihlere taşımak istiyorsak, üretimden tüketime kadar her alanda sürdürülebilirliği hayatımızın merkezine yerleştirmeliyiz. Çünkü doğa bize atalarımızdan kalan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bir emanettir” ifadelerini kullandı.