Seyahat

Türkiye’de aynaya dönüşen göl! Bir kez gören unutamıyor: Zümrüt suyu ve serin havasıyla görenin içi ferahlıyor

Roma’dan Osmanlı’ya uzanan binlerce yıllık şifa geleneğiyle Aksaz Kaplıcası, Uşak’ın sessizce kaynayan ama hala umut vadeden en büyük termal hazinelerinden biri olarak keşfedilmeyi bekliyor. Traverten havuzları, doğal jakuzi etkisi yaratan termal suları ve tarihe gömülmüş Roma Hamamı’yla Aksaz, geçmişin şifasını bugünün geleceğine taşıyabilecek eşsiz bir vadi olarak yeniden ayağa kalkmayı bekliyor

Abone Ol

Hüseyin DEMİR - EGE TELGRAF/ Uşak’ın Ulubey ilçesine bağlı Aksaz Köyü’nde, Aksaz Çayı’nın kenarında granit kayaların dibinden kaynayan şifalı sular; binlerce yıldır durmaksızın akmaya devam ediyor. Deniz seviyesinden 650 metre yükseklikte yer alan Aksaz Kaplıcası, 39 derece sıcaklıktaki sülfat ve karbonat içerikli termal suyuyla hem bedenin hem de ruhun yorgunluğunu alabilecek eşsiz bir doğa armağanı olarak varlığını sürdürüyor. Bugün sessizliğe bürünmüş bu vadi, geçmişte Roma’dan Osmanlı’ya uzanan köklü bir şifa geleneğinin merkeziydi.

ROMA’DAN OSMANLI’YA UZANAN ASIRLIK BİR HAMAM

Aksaz Vadisi, antik çağlardan bu yana şifalı sularıyla bilinen bir medeniyet havzası olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar tarafından Erken Roma Dönemi’ne tarihlenen kemerli bir hamam yapısı, bu topraklarda sağlık ve arınma kültürünün ne denli eskiye dayandığını kanıtlıyor. Dere yatağında bulunan ve sel sularının getirdiği alüvyonlarla örtülen Roma Hamamı, 1994 yılında gerçekleştirilen kurtarma kazılarıyla yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Yaklaşık 14 metre uzunluğunda ve 6 metre yüksekliğindeki bu yapıdan elde edilen sikkeler, hamamın Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Milattan Sonra 5 ile 7’nci yüzyıllar arasında aktif olarak kullanıldığını ortaya koydu. Roma ve Bizans dönemlerinde bir sağlık merkezi olarak hizmet veren Aksaz Hamamı, Osmanlı döneminde de şifa kapısı olmayı sürdürdü.

TAŞLARA SİNEN HATIRALAR VE KAYBOLMAYAN BELLEK

Zamanla kullanım dışı kalan Aksaz Hamamı, bugün sessizliğe gömülmüş olsa da bölge halkının hafızasında canlılığını koruyor. Karahallı’nın Paşalar Köyü’nden her yaz otobüslerle bu hamama geldiklerini anlatanlar, sabahın erken saatlerinde suyun üzerinde yükselen buharı, delikli taş arayışlarını ve çocukluk anılarını hâlâ unutamıyor. Bir zamanlar sadece temizlik için değil, sosyalleşmek, dertleşmek ve ruhsal arınmak için de kullanılan bu hamam, Uşak’ın kültürel belleğinde derin izler bırakmış durumda.

TRAVERTENLER ARASINDA DOĞAL BİR JAKUZİ

Aksaz Kaplıcası’na ulaşıldığında ziyaretçileri devasa granit kayaların dibinden kaynayan termal su karşılıyor. Aksaz Deresi boyunca akan sıcak sular, traverten oluşumları içinde kendiliğinden havuzlar meydana getiriyor. Bu doğal havuzlar, yer altından gelen suyun güçlü çıkışı sayesinde adeta doğal bir jakuzi keyfi sunuyor. Vadi boyunca ilerledikçe bir yanda tarihi Roma Hamamı’na, diğer yanda “Uyuz Hamamı” olarak bilinen farklı bir termal noktaya ulaşılıyor. Traverten yapılar binlerce yıllık jeolojik süreçlerin ürünü olarak bu vadide hâlâ oluşmaya devam ediyor.

BİLİMSEL RAPORLARLA KANITLANMIŞ ŞİFA

Aksaz Kaplıcası’nın termal suları, sodyum ve bikarbonat ağırlıklı yapısıyla dikkat çekiyor. Kalsiyum, sülfat ve yüksek oranda karbondioksit içeren bu suyun; romatizmal hastalıklardan felçlere, ağrılı ve sancılı rahatsızlıklardan solunum ve dolaşım yolu problemlerine kadar birçok alanda fayda sağladığı biliniyor. İçme kürleriyle karaciğer, safra kesesi ve beslenme bozukluklarına iyi geldiği belirtilen Aksaz suyu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından yapılan araştırmalarla da bilimsel olarak kayıt altına alındı. 1995 yılında açılan sondaj kuyuları, finansman ve teknik endişeler nedeniyle tamamlanamasa da Aksaz’ın güçlü bir jeotermal sistem üzerine kurulu olduğu net biçimde ortaya kondu.

KORUMA ALTINDA AMA ATIL BİR HAZİNE

Aksaz Tarihi Kaplıcası ve Roma Hamamı, kaçak kazılar nedeniyle 1994 yılında kurtarma kazısına alınmış, ardından I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir. 2020 yılında ise “Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı” statüsü kazanmıştır. Ancak tüm bu koruma kararlarına rağmen, kaplıca alanı bugün büyük ölçüde atıl durumdadır. Kaynağından güç alarak kaynamaya devam eden şifalı sular, “Su akar, Türk bakar” sözünü hatırlatırcasına boşa akmaktadır.

FRİGYA TERMAL TURİZM BÖLGESİNDE

Türkiye’nin jeotermal potansiyelinin büyük bölümünün bulunduğu Batı Anadolu’da yer alan Uşak, Frigya Termal Turizm Bölgesi içinde stratejik bir konuma sahiptir. Banaz Hamamboğazı, Örencik, Emirfakı ve Hasköy gibi sahalarla birlikte Aksaz Kaplıcası, Uşak’ın termal turizmdeki en önemli değerlerinden biri olarak öne çıkar. Buna rağmen bugüne kadar yapılan ihaleler sonuçsuz kalmış, bölgede kurulan tesisler ise zamanla kapatılarak yıkılmıştır.

YENİDEN DOĞUŞ İÇİN BEKLEYEN BİR VADİ

Aksaz Vadisi; Ulubey Kanyonları, Blaundos Antik Kenti ve Buldan’ın tarihi dokusuyla birleştiğinde bütüncül bir turizm destinasyonu oluşturabilecek potansiyele sahiptir. Yol altyapısının geliştirilmesi, tarihi Roma Hamamı’nın restore edilmesi, termal tesislerin kurulması ve doğa turizmiyle entegre edilmesi halinde Aksaz Kaplıcası; sadece şifa arayanların değil, tarih ve doğa tutkunlarının da gözdesi olabilir. Agro-turizmden sağlık turizmine, kür merkezlerinden jeotermal tarıma kadar uzanan geniş bir yelpazede Aksaz, Uşak’ın kaderini değiştirebilecek güçte bir miras olarak duruyor.

HATIRLAMAYI BEKLEYEN BİR YER

Binlerce yıldır aynı noktadan kaynayan sıcak su, Aksaz Kaplıcası’nın asıl mesajını fısıldıyor: Bu topraklar hâlâ canlı, hâlâ şifa dağıtmaya hazır. Geriye kalan tek şey, bu sessiz hazinenin yeniden fark edilmesi ve hak ettiği değere kavuşturulması.