Yaşanan haksızlıkta, hukuksuzlukta, adaletsizlikte bilmem, görmem, duymam diyerek üç maymunu oynayanlar elbet bir gün kendileri de o adaletsizliklere maruz kalacaklardır. Bir hemşire, sadece yapması geren görevini yaptığı için hastanenin başhekim yardımcısı Dr. D. A. tarafından hakarete uğruyor, Yaşanan olay üzerine yargıya giden hemşire Şeyda Ezer mahkemeyi kazanarak başhekim muavininin ceza almasını sağlıyor, aynı zamanda tazminat davasını da kazanarak tazminat alıyor.
Vay sen misin hakkını arayan?
Aldığı cezanın hazımsızlığıyla, ortalığı ayağa kaldıran, kendi yakınları dahil, tanıdığı bildiği tüm siyasileri, siyasilerin yakınlarını ayağa kaldıran başhekim muavini hemşire Şeyda Ezer’in sorumluluktan alınması, görev yerinin değiştirilmesi için dönemin sağlık bakım hizmetleri müdürü S. A.’ya baskı yapıyor ya da yaptırıyor, baskıya boyun eğmeyen dönemin sağlık bakım hizmetleri müdürünün yaklaşık bir yıl sonra görev süresinin bitmesiyle görevden ayrılması sonucu hakarete uğrayan hemşire Şeyda Ezer, yeni göreve gelen sağlık bakım hizmetleri müdürü E. A. tarafından sorumluluktan aldırıyor. Bunlarla yetinmeyen başhekim muavini D.A. ve sağlık bakım hizmetleri müdürü E.A. ellerini güçlendirmek adına, bir hemşireye yer değişikliği karşılığında Şeyda Ezer’e şikayet ettirmişler ve verilen söz gereği hemşirenin çalıştığı görev yerini de değiştirmişler. Tabii yapılan tüm bu iş ve işlemleri onaylayan da hastanenin ita amiri olan başhekimlik makamında oturan şahıs. Devleti temsil eden, başhekim yardımcısı, sağlık bakım hizmetleri müdürü, başhekimlik gibi makam sahibi yöneticiler, çalışma arkadaşlarına karşı saygılı ve ölçülü davranmakla yükümlüdür. Mahkeme tarafından da sabit görülen ve cezai yaptırıma bağlanan bu tür bir hakaret eylemini gerçekleştirenin yanında olan, destekleyen, siyasiler, siyasi yakınları, yandaş sendikalar, bürokratlar yani onaylayan herkes, en az bu adaletsizliği yapanlar kadar suçludur. Ancak, biz siyasiler kamu kurumlarından elini kolunu çeksin diye çabalarken, hakarete uğrayan hemşire arkadaşımızın görev yeri değişikliği olsun diye, bir siyasi partinin il başkanının babasının pek çok yetkiliyi araması da kabul edilebilecek bir durum değildir. Her fırsatta adaletten bahsedenlerin adaleti katletmeleri sıradanlaştı. Her geçen gün haksızlık karşısında susanlar daha çok arttı. Özellikle son yıllarda artan siyaset, bürokrat ve yandaş sendikanın oluşturduğu, çalışanların çalışma huzurunu bozan, şeytan üçgeni yapısı çalışanımızı bıktırmıştır.
Bir gün rapor alan ve aldığı rapordan dolayı hakem hastaneye gönderilerek eziyet edilen binlerce sağlık çalışanı varken, yurt dışındayken Türkiye’den üç gün rapor alarak evrakta sahtecilik yapan başhekim muavinine uygulanan muameleyi takip ediyoruz. İdari ceza bölümünü de takip ediyoruz. Adli süreç konusunda yapılması gerekip yapılmayanları da takip ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın 6 Mart 2025 Tarih 32833 sayıyla Resmi Gazete’de yayınlanan “İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) önlenmesi” ile ilgili 2025/3 sayılı genelgesini uymayarak, çalışanlarımıza yapılan haksızlıklara, hukuksuzluklara, adaletsizliklere geçit vermemek için var gücümüzle çalışacağız.
Siyaset ve yandaş sendikanın çok fazla müdahil olduğu sağlık kuruluşlarımızda çalışanlarımız hakkını aramaktan korkar hale gelmişlerdir. Bu yaşanan olayda, sadece doğruları söyleyerek, adaletin tecelli etmesini sağlayan olayın şahitlerini ve korkmadan dik duran hemşire Şeyda Ezer’i tebrik ediyoruz. Biz, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmayacağız. Biz, haksızlığa uğrayanları gördüğümüzde şahit olduğumuzda bilmem, görmem, duymam diyerek üç maymunu oynamayacağız. Biz, dili, dini, ırkı, mezhebi, meşrebi, partisi her ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birlik ve bütünlüğü kırmızı çizgimiz olmak koşuluyla tüm vatandaşlarımızı başımızın tacı yapacağız.
Bu gün, suçluyu değil, haklıyı sürgün edebilirsiniz. Yarın katlettiğiniz bu adalet, size de lazım olacak biliniz.