in ,

“Umudunuz varsa tedavi de vardır…”

Eczacı Özgül Rezan Celepci, son zamanlarda sıklıkla adını duyduğumuz alternatif tıbbın kolu ‘homeopati’ tedavi yöntemini anlattı, “Önemli olan içinizdeki yaşam gücünü hayata geçirebilmek” dedi

umudunuz-varsa-tedavide-vardir

Gündelik hayatın stresi, genetiği bozulmuş gıdalar, her geçen gün doğadan biraz daha uzaklaşma… Hayatın karmaşasıyla baş etmeye çalışırken hastalıklar ve bu hastalıklarla baş etmek için çözüm önerileri de artmaya başladı. Her hasta için tamamıyla doğal maddelerden yani bitki, organik ürünler, mineraller, doku ekstreleri gibi ürünlerden oluşan bir tedavi yöntemi ‘homeopati’ hakkında merak edilenleri Eczacı Özgül Rezan Celepci, Ege Telgraf okurları için anlattı.
Herkesin fiziksel ve psişik özelliklerini belirleyen DNA sarmalının kendine özgü olduğunun altını çizen Celepci, “Homeopati 19’uncu yüzyılın başlarında Alman doktor ve eczacı Samuel Hahnemann tarafından bulunan ve vücudun kendini doğal olarak iyileştirmesine yardım eden bir tedavi sistemidir. Hepimizin içinde belli bir yaşam gücü var. İşte hastalandığımızda bu yaşam gücünün frekansı düşüyor. O frekansı yaşam enerjisini yükselterek iyileştiren bir sistem. Homeopati yönteminde amaç, vücudun kendi iyileşme mekanizmalarını harekete geçirmek ve böylece vücudu iyileşme sürecine sokmak. Homeopati’de her hasta için tamamıyla doğal maddelerden tek bir karışım yani remedi hazırlanır. Homeopatik remediler sağlıklı kişilerde hastalığa özgü belirtiler oluştururken, hastalarda iyileşme aracı niteliğini taşır. Her remedi bireye özgü belirtilerin tamamına etki eder. Çünkü her kişinin vücudu ve hastalığı kendisine özgü belirtiler gösterir. Remediler, maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak kişilerin vücudundaki uyum ve dengeyi tekrar sağlar, savunma ve iyileşme sistemlerini güçlendirir. Kısacası, kişideki yaşam gücünü harekete geçirerek iyileşmesini sağlar” dedi.

‘KORTİZON ESİRİ’

Kendisinin homeopati yöntemiyle nasıl tanıştığını da anlatan Celepci, “Eczaneye gelen insanları gözlemliyordum. Kişilerin her defasında daha kabarık bir reçeteyle bize başvurduklarını fark ettim. Sedefi var iyileşmiyor, egzaması var derman bulamıyor. Sürekli farklı doktorlara gidip farklı tedavi yöntemlerini uygulayarak iyileşmek için mücadele eden kişilere rastladım. Kortizonun esiri olan o kadar çok insan var ki… Zamanla hastalıkları başka yere atlıyor ve büyümeye devam ediyor. Korkunç bir şey. Üzüldükçe, ‘Bir yol olmalı’ diye düşünmeye başladım. Aromaterapi gibi yöntemleri incelemeye başladım. Sonrasında karşıma homeopati çıktı. Ruhtaki gelişmeler, değişimler… ‘Madem böyle bir şey var, neden insanlar bu yöntemle iyi olmasın?’ diye düşündüm ve eğitimime de böyle başladım” dedi.

REMEDİLER

“Homeopati yönteminde hastalık yoktur, hasta vardır” diyen Celepci, “Remedileri hastalığa göre değil kişilerin ruh haline göre öneriyoruz. Örneğin, grip olan iki kişiyi yan yana getirdiğinizde farklı belirtiler gösterdiğini görürsünüz. Bir tarafta kişi hastalık nedeniyle şefkat ve ilgi beklerken, diğer taraftaki kişi ise yalnız kalıp iyileşmeyi ister. O yüzden aynı hastalığa sahip bile olsalar kişilere aynı karışımları tavsiye etmiyoruz. Zihinsel değişimi anlamaya çalışıp ruhsal durumu gözlemledikten sonra kişilere uygun remediyi veriyoruz ve hastalık belirtilerinin yok olmasını seyrediyoruz. İlaç suya karıştırarak ya da direkt olarak ağız yolu ile hastaya veriliyor. Kullanım sıklığı ve şekli tamamen hastaya ve hastalığa bağlı olduğu için duruma göre de değişiklik gösterebiliyor. Yalnız ilaç kullanırken etkisini azalttığı ve hatta yok edebildiği için mümkünse kafein, mentol ve kafurun içeren maddeler almamak ya da sürmemek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘ANA FELSEFEMİZ…’

Doğada bulunan madde kadar remedi sayısı olduğunun da altını çizen Celepci, “Doğa olduğu ve kendini yenilediği süreçte homeopati yöntemi de kendini geliştirecek ve var olacaktır. “Similia similibus curentur” yani benzer, benzeri tedavi eder ana felsefemiz. Homeopati yöntemi, ‘Senin benzerin doğada var ve o bunu tedavi edecek’ der. Homeopatide kullanılan arnika, veratrum, lycopodium gibi bazı bitkiler Fitoterapi’de; belladona, kinin gibi bazı ilaç hammaddeleri klasik tıpta kullanılır. Homeopatik ilaçlar bu maddelerin enerjilerini açığa çıkaran ‘potansiyalizasyon’ yöntemiyle hazırlanır. Bu ilaçlar ileri derecede sulandırılır ve mekanik enerjiye tabi tutulur. Örneğin, arnika doğada yalnız yaşayan bir bitki. Eğer bu bitkiyi ezerseniz ertesi gün yeniden canlanır. Arnika bizim vurma, burkma, kırılma, darbe gibi olaylarda ilk olarak başvurduğumuz bitkidir. Kişi bu maddeyi vücuduna aldığında tıpkı o bitki gibi kendini yenilemeye ve iyileştirmeye başlıyor” dedi.

‘FİZİKSEL VE RUHSAL’

Bu yöntemin herhangi bir yan etkisi olmadığını ve güvenli bir tedavi şekli olduğunu da sözlerine ekleyen Celepci, “Her tedavide olduğu gibi homeopati tedavisi de doğru uygulandığında hastaya zarar vermez. Kurallarına uygun yapılmaz ise belli süre sonra ilaçların vücutta bazı reaksiyonları görülebilir. Örneğin, genellikle hemen vücudu dinlenmeye alır, uyutur. İlacın vücudunuzda işe yaradığını hissedersiniz. Homeopatik ilaçların iyileştirme süreci, hastalıkların kendiliğinden iyileşme sürecine benzer. Önce kişide hastalığın bütün belirtileri görülür. Homeopatideki kalıcı etki genellikle tek doz ilaç kullanımıyla sağlanır. Homeopatiden her türlü fiziksel rahatsızlıkta, ciddi kronik hastalıklarda, ruhsal bozukluklarda faydalanılabilir. Her hastalığın da iyileştirilme süresi farklıdır. Gripseniz tek dozda kolaylıkla iyileşirken, kanser hastalarında ise daha çok katman katman tedavi uygulanması ister” açıklamalarında bulundu.
“Her şeyden önce kişinin iyileşeceğine inanması gerekiyor” diyen Özgül Rezan Celepci, “Doğumdan ölüme kadar her yaşta herkese hatta ve hatta hayvanlara kadar herkese verilir. Sadece inanmayan birine bu yöntemi uygulayamazsınız. Biz de zaten inanmayan kişiye bu yöntemi uygulamıyoruz. Çünkü ruhsal durumu buna elverişli değildir. Dünya Sağlık Teşkilat dahil bir çok yayın organı tarafından ve yapılan araştırmalar sonucu homeopatinin plaseboya (boş ilaç) göre üstün olduğu açıklanmıştır. Ayrıca en etkin olduğu hasta grubu hayvanlar ve bebeklerdir. Avrupa başta olmak üzere veterinerlikte çok yaygın kullandığını da biliyoruz. Bu yöntemi Türkiye’de eczacı, diş hekimi ve doktorlar uygulayabiliyor. Sağlık Bakanlığı eczacılara sadece acil uygulama izni veriyor ancak hekimler tedavi uygulayabiliyor” dedi.
Son olarak, kişilere seslenen Celepci, “Yaşam için umudunuz varsa sizin için bir tedavi yöntemi de vardır. Bunu ateşlenmek ve parlamak için hazırda bekleyen bir kıvılcım olarak düşünün. Herkes yaşamak ister. Önemli olan içinizdeki yaşam gücünü bulup uyandırmanız” diye konuştu.

İlacın üzerindeki sayılar ve harfler ne anlama gelir?

Homeopatik ilaçların etiketlerine baktığınızda Nuxvomica6X gibi Latin isimleri takip eden bir takım rakam ve harfler görürsünüz. Tedavide kullanılan ilaçların bitkisel ve hayvansal bileşenlerin seyreltilmesinden elde edildiğini söylemiştik. Örneğin, 6X gibi bir gösterim 6 kez 1.10 oranında seyreltme işlemi yapıldığı anlamına gelir çünkü Roma rakamlarında X, 10 sayısını temsil eder. 6X ve 30X gibi düşük oranlar öksürük, soğuk algınlığı, kuru göz ve morluklar gibi akut ve kısa ömürlü belirtilerin tedavisi için evde kullanım açısından en iyi dozlardır. Kronik alerji, devam eden stres, sürekli uykusuzluk gibi durumlarda ise daha derinden etki edeceğine inanılan yüksek oranlardaki homeopatik ilaçlar kullanılır.

Yağmur GÜLÜ / Özel Haber

egeli-ihracatcinin-yeni-hedefi-afrika

Egeli ihracatçının yeni hedefi Afrika

kadin-baskanlar-siddete-tepkili

Kadın başkanlar şiddete tepkili!