Nihat AK/EGE TELGRAF- Demirin ateşte dövüldüğü, ahşabın ustanın elinde şekle kavuştuğu, susan motorların yeniden çalıştığı; çırağın tezgâh başında yalnız meslek değil, doğruluğu, kanaati, paylaşmayı ve el vermeyi öğrendiği küçük sanayi siteleri, İzmir’in güçlü üretim hafızasını taşıyor. 70 yılı aşkın süredir sitelerde kuşaktan kuşağa aktarılan bu kültür, bugün yalnız yenilenmeyi değil, yarına sağlam biçimde taşınmayı bekliyor. İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin (İESOB) çalışmasına göre kent genelindeki yaklaşık 50 küçük sanayi sitesinde 60 bin esnaf işletmesi faaliyet gösteriyor. Ege Telgraf’a konuşan İESOB Başkanı Yalçın Ata, eskiyen yapılardan yeni sanayi sitesi ihtiyacına uzanan tabloyu ortaya koyarken; ustanın bilgisinin çırağın elinde yaşaması, küçük üreticinin ayakta kalması ve mesleklerin kaybolmaması için güçlü bir “sanayisel dönüşüm” çağrısı yaptı.
60 BİN DÜKKÂN, BİR KENTİN EMEĞİ
İESOB’un Esnaf Sicil kayıtları, küçük sanayi sitelerinin İzmir ekonomisindeki ağırlığını gözler önüne seriyor. Kentte 138 bin 811 aktif esnaf ve 155 bin 229 esnaf işyeri bulunuyor. Küçük sanayi sitelerinde faaliyet gösteren yaklaşık 60 bin işletme, toplam esnaf işyerlerinin yaklaşık yüzde 39’una karşılık geliyor. 60 bin işletmelik bu üretim gücünün, küçük sanayi sitelerini yalnızca dükkânların yan yana sıralandığı alanlar olmaktan çıkardığını belirten Başkan Ata, “Burada yalnız rakamlardan konuşmuyoruz. Bu dükkânların her birinde bir emek, bir ustalık, yılların biriktirdiği mesleki tecrübe var. İzmir genelinde yaklaşık 50 küçük sanayi sitemiz bulunuyor ve buralarda yaklaşık 60 bin esnaf işletmemiz faaliyet gösteriyor. Otomobili tamir eden ustadan mobilya üreten marangozumuza, mermerciden ayakkabıcıya kadar hayatın her alanına dokunan meslekler burada yaşıyor. Küçük sanayi siteleri İzmir’in üretim, bakım, tamir ve hizmet ekonomisinin ana damarıdır. Bu nedenle sanayi sitelerinin geleceğini konuşmak aslında İzmir’in üretim kültürünün geleceğini konuşmaktır.”
ESNAFIN HARİTASI DEĞİŞTİ
Kent merkezindeki küçük sanayi sitelerinde esnaf sicile kayıtlı yaklaşık 6 bin 600 esnaf ve sanatkâr bulunuyor. Ancak kuruluş dönemindeki yapı ile bugünkü tablo aynı değil. Bazı dükkânların yıllar içinde el değiştirmesi, işletmelerin büyümesi veya ticari niteliğinin değişmesi kent merkezinde Ticaret Odası üyelerinin ağırlığını artırdı.
Başkan Ata, “Sanayi sitelerinin ilk kurulduğu yıllarda amaç küçük üreticiyi, ustayı, sanatkârı işyeri sahibi yapmaktı. Zaman içinde mülkiyet yapıları değişti. Esnaf dükkânını satmış olabilir, işletmenin niteliği değişmiş olabilir veya Ticaret Odası’na geçmiş olabilir. Bu nedenle merkezde farklı bir tablo görüyoruz. Kent merkezinden uzaklaştıkça Esnaf ve Sanatkârlar Odaları’na kayıtlı işletmelerimizin ağırlığı artıyor. Bugünkü sanayi haritasını doğru okuyabilmek için bu tarihsel değişimi de görmek gerekiyor” dedi.
70 YILLIK USTALIK MİRASI
İzmir’in küçük sanayi sitesi kültürünün kökleri 1950’li yıllara uzanıyor. Kentte bu modelin öncülerinden olan İzmir 1. Sanayi Sitesi, 1954 yılında Halkapınar Sanayi Sitesi adıyla kooperatifleşme sürecine girdi. Başbakan Adnan Menderes döneminde şekillenen proje, küçük üreticinin ve sanatkârın dağınık çalışma alanlarından çıkarak kendi işyerine kavuşmasının önemli adımlarından biri oldu. İzmir esnaf teşkilatının önemli isimlerinden, merhum İESOB Başkanı Cemal Tercan da sanayi sitesinin gelişmesi ve esnafa kazandırılması sürecinde üstlendiği rol ile teşkilat hafızasında iz bıraktı.
Başkan Yalçın Ata’ya göre, yaklaşık 70 yıl önce esnafı işyeri sahibi yapan bu anlayışı bugün yaşatmanın yolu, geçmişte kurulan yapıları yalnız korumaktan değil, onları çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde geleceğe taşımaktan geçiyor. Ata, “O dönemde çok değerli bir iş yapıldı. Küçük üreticiye işyeri kazandırıldı, ustalarımız aynı alanlarda toplandı, meslekler gelişti. Ancak aradan yaklaşık 70 yıl geçti. Bugünün deprem güvenliği, elektrik ve teknolojik altyapı, enerji verimliliği ve çevre standartları çok farklı. Geçmişte ortaya konulan iradeyi küçümsemek değil, tam tersine o mirası geleceğe taşıyacak yeni bir irade ortaya koymak gerekiyor” dedi.
‘SANAYİSEL DÖNÜŞÜM YOK’
Dönüşüm tartışmasının yıllardır konutlar üzerinden yürütülmesine rağmen üretim alanlarının aynı ölçüde gündeme alınmamasının çarpıcılığını dile getiren İESOB Başkanı Ata, “Türkiye’de yıllardır kentsel dönüşüm konuşuluyor. Konutların dayanıklılığını, eski yapı stokunu ve afet riskini tartışıyoruz. Bunlar gerekli. Fakat binlerce insanın her gün çalıştığı küçük sanayi sitelerini de aynı hassasiyetle ele almalıyız. Buralarda makineler çalışıyor, yüksek enerji kullanılıyor, üretim yapılıyor. Esnafımızın önemli bir bölümü gününün büyük kısmını bu yapılarda geçiriyor. Biz sanayi sitelerimizin mümkün olduğu ölçüde yerinde dönüştürülmesini istiyoruz. Ustayı müşterisinden, esnafı yıllardır oluşturduğu çevreden koparmadan; depreme dirençli ve modern çalışma alanları oluşturmalıyız” diyerek yıllardır konutlar üzerinden yürüyen dönüşüm tartışmasına üretim alanlarını da ekledi.
‘USTAYI DA ÇIRAĞI DA KORUMALI’
Ata’nın tarif ettiği dönüşüm modeli yalnız yeni betonarme yapılardan oluşmuyor. Ahilik kültürünün temel unsurlarından olan meslek aktarımının da yeni sanayi sitelerinin parçası olması gerektiğine dikkat çekiyor.
“Biz eski dükkânları yıkıp yerine yalnızca yeni dükkânlar yapmayı dönüşüm olarak görmüyoruz. Bina depreme dayanıklı olacak, elektrik ve elektronik altyapısı yenilenecek, afet ve yangın güvenliği sağlanacak. Akıllı bina sistemleri, enerji verimliliği ve sıfır atık uygulamaları bulunacak. Ama bunun kadar önemli bir başka konu da mesleğin devamlılığıdır. Mesleki eğitim alan çocuklarımızın ustalarımızla ve gerçek üretim ortamıyla buluşacağı alanlar oluşturmalıyız. Usta ile çırağın arasındaki bağı koparırsanız yalnız bir mesleği değil, yılların birikimini de kaybedersiniz. Yeni sanayi siteleri üretimi olduğu kadar meslek kültürünü de yaşatmalı.”
‘ESNAFIN CEBİNDEN ÇIKIYOR’
İzmir’in sorunu yalnız eski sitelerin yenilenmesi değil. Çeşme ve Karaburun gibi yerlerde yeni sanayi sitesi kurulmasına yönelik girişimler sonuç beklerken, Menemen’de ilerleme sağlanan projenin bürokratik süreçler nedeniyle uzadığı belirtiliyor.
Gecikmenin ekonomik faturasına dikkati çeken Başkan Ata, “Sanayi sitesi projesinde bir yılı kaybettiğinizde yalnız takvimden bir yıl eksilmiyor. Arsanın değeri değişiyor, inşaat ve malzeme maliyetleri artıyor, finansman şartları ağırlaşıyor. Başlangıçta esnafımızın altından kalkabileceği proje birkaç yıl sonra yapılamaz hale gelebiliyor. Bürokraside kaybedilen zaman esnafın cebinden çıkıyor. Projelerin süratle ilerleyebileceği, kurumların aynı masada olduğu bir mekanizma kurulmalı” sözleriyle, başlatılan küçük sanayi sitesi girişimlerinin bürokrasiye takılarak kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini vurguladı.
ESNAF ARTIK TEK SES
Oto galericiler, mermerciler, mobilyacılar, oto tamircileri, inşaat malzemesi üreticileri, gıda imalatçıları ve ayakkabıcılar yeni küçük sanayi siteleri isteyen meslek grupları arasında yer alıyor. Bugüne kadar bu taleplerin çoğu oda ve esnaf gruplarının bireysel girişimleriyle kamu kurumlarına taşındı.
İESOB olarak talepleri tek dosyada toplamaya başladıklarını belirten Başkan Ata, “Bugüne kadar esnafımızın sesi bu konuda biraz cılız kaldı. Oda başkanımız belediyeye gitti, başka bir grubumuz Milli Emlak’a veya bakanlıklara başvurdu. Ancak dağınık girişimleri sonuçlandırmak zor. Biz şimdi hangi meslek grubunun nerede, ne büyüklükte bir sanayi sitesine ihtiyacı olduğunu belirliyoruz. Öncelik sırasını ortaya koyacağız. Esnafın talebi bundan sonra kişisel gayretlerle değil, kurumsal güçle masaya gelecek” ifadelerini kullandı.
RÖNTGEN ÇEKİLDİ, REÇETE MASADA
İESOB’un aylardır üzerinde çalıştığı dosya; mevcut sitelerin fiziki durumundan yönetim yapılarına, yeni alan taleplerinden yıllardır tamamlanamayan projelere kadar geniş bir tabloyu içeriyor. Çözüm için yerel yönetim, merkezi idare, esnaf teşkilatı ve finans kuruluşlarının ortak hareket etmesini Başkan Ata şu sözlerle istedi, “İzmir’deki küçük sanayi sitelerimizin röntgenini çektik. Şimdi sıra reçeteyi oluşturmaya geldi. İESOB, odalarımız, belediyelerimiz, merkezi yönetimimiz, ilgili kamu kurumlarımız ve finans kuruluşlarımız aynı masa etrafında buluşmalı. Kaynağın bürokratik masraflardan çok doğrudan binaya, altyapıya ve esnafın işyerine yöneldiği bir model oluşturulmalı. Esnafın ödeme gücüne uygun uzun vadeli finansman sağlanmalı. Biz yalnız bugünün dükkânını değil, gelecek nesillerin çalışma ve üretim alanlarını planlamak istiyoruz.”
İzmir'in küçük sanayi siteleri geçmişte ustaya dükkân, çırağa meslek, kente üretim kazandırdı. Bugün yaklaşık 50 sanayi sitesi ve 60 bin esnaf işletmesi yeni bir eşiğin önünde. Mesele artık yalnız yapıların yaşı değil; emeğin, ustalığın ve üretim kültürünün yarına nasıl taşınacağı. Çünkü küçük sanayide yenilenmesi gereken yalnız beton değil; bir kentin alın terini geleceğe taşıyan düzenin kendisi.