in ,

‘Virüsü atlattıktan sonra rehabilitasyon gerekli!’

‘Önce sağlık’ ilkesiyle dokunduğu her insanın yaşam kalitesini artırmaya çalıştığını belirten Fizyoterapist Acar, korona virüs salgını sürecinde de dikkat edilmesi gereken noktalara ışık tuttu

virusu-atlattiktan-sonra-rehabilitasyon-gerekli

Tüm dünyada yaşanan korona virüs salgınının ardından herkes sağlığın önemini bir kez daha hatırladı. Pandemi döneminde sorumluluklarının daha da arttığı vurgusunu yapan Fizyoterapist Volkan Acar, çalışmalarını Ege Telgraf’a anlattı, okuyuculara önerilerde bulundu. Hiçbir şeyin sağlıktan önemli olmayacağını söyleyen Acar, “Korona virüse yakalanmadan yapılacak basit egzersizler bağışıklık sistemini güçlendirecektir” dedi.

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Kendinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Eğitimci bir ailenin ilk çocuğuyum, küçükken ailemin tayin durumlarından dolayı çok fazla şehir gezdim. Liseyi Adıyaman Fen Lisesi’nde, üniversitesini Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünde tamamladım. Bugüne kadar birçok özel kurumda; ortopedi, nöroloji, geriatri, pediatri ve kardiyopulmoner gibi alanlarda çalıştım. Skolyoz, omurga ve inme yani halk arasında bilinen adıyla felç gibi alanlarda da öğretici eğitimler verdim.
Son olarak Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü ile ‘Yeryüzü Doktorları’nın ortak projesi olan BPRM’ de görev aldım. Şu an kişiye özel plan oluşturarak çalışmakta ve mesleğimi serbest icra etmekteyim.

‘HAREKET KABİLİYETİ’

– Fizik tedavi ve rehabilitasyon nedir? Fizik tedavi ve rehabilitasyon bir bütün olarak düşünülebilir mi?
Fizik tedavi; kas ve iskelet sistemi hastalıklarında, yaralanmalarda ya da ağrıyı kesmekte kullanılan sıcak ve soğuk uygulamalar, elektrik akımları, egzersiz gibi vücuda dışarıdan uygulanan ilaç dışı bir tedavi şeklidir. Rehabilitasyon ise doğuştan veya sonradan ortaya çıkan kaybedilmiş hareket kabiliyetinin tekrar kazanılmasına yönelik tedavidir. Bir bütün olarak, fizik tedavi ve rehabilitasyon fiziksel bozuklukların tedavisini kapsadığı için elbette düşünülebilir ve düşünülmelidir de.

Fizyoterapi seanslarında hangi uygulamalar yapılıyor?
Yapılan uygulamalar hastadan hastaya değişmekle birlikte genel anlamda inceleyecek olursak; soğuk tatbiki, infraruj, sıcak paket, parafin, girdap banyosu gibi yüzeysel ısı ve ultrason, kısa dalga diatermi radar gibi derin ısı ajanları, tens elekrostimülasyon, vakum, enterferans, diadinami, galvanik, faradik akım gibi elektroterapi uygulamaları, hidroterapi, mekanoterapi, manuel terapi ve egzersiz gibi uygulamalar yapılır.

‘KORUYUCU FİZYOTERAPİ’

– Fizyoterapi uygulamalarının amaçları ve faydaları nelerdir?
Genel olarak açıklamak gerekirse; fizyoterapi uygulamalarının amacı kas-iskelet sistemi problemlerini gidermek, postür yani duruş bozukluklarını düzeltmek, enflamasyon ve ağrıyı gidermek, günlük işlemlerin iyileştirilmesi, kaba ve ince motor sistemi becerilerinin artırılması ve ilaç gereksiniminin azaltılması gibi konuları içermektedir. Ayrıca yapılan çalışmalar göstermiştir ki hastalıkların ciddi bir kısmının en büyük risk faktörleri sağlıksız beslenme ve yetersiz fiziksel aktivite alışkanlığıdır. Bu bağlamda koruyucu fizyoterapi de çok önemli bir yer edinmektedir.

Teknoloji her geçen gün kendini yeniliyor, gelişiyor. Fizyoterapide yüksek teknolojinin kullanımı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Geçmişte fizik tedavi daha çok manuel yöntemlere dayanıyordu ancak gelişen teknolojiyle birlikte teknolojik ürünler birçok alanda olduğu gibi fizik tedavi uygulamalarının içinde de yer almaya başladı. Bunların en başında da robotik sistemler, hareket destekleyici teknolojiler ve video bazlı oyunlar geliyor.
Örneğin; önceden bir hastanın yürüyüşü değerlendirilirken basit görsel testler yapılırken şu an daha verimli ve kesin bir değerlendirme yapan gelişmiş yürüyüş ve video izleme özellikleri kullanılıyor, benzer şekilde koltuk değneklerinin ve diğer aletlerin kullanımı robotik cihazlarla destekleniyor. Robotik cihazlar yürüme, oturma, ayağa kalkma gibi aktiviteler sırasında ciddi yardımlar sunuyor.

‘YAŞAM KALİTESİ İÇİN…’

Günümüz popüler mesleklerinden biri olan fizyoterapide sizi diğer meslektaşlarınızdan ayıran özellikleriniz nelerdir?
Yani şöyle dile getireyim, aslında farklılaşmaya üniversite döneminde başlıyorsunuz. Her üniversite farklı bir ekolden geliyor ve bu ekol sizi yönlendiriyor. Sonrasında aldığınız eğitimler, edindiğiniz tecrübeler, çalıştığınız ekipler ve hasta çeşitliliği gelişiminize ciddi katkılar sağlıyor ve bakış açınızı değiştiriyor, geliştiriyor. Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Hep çok iyi ekiplerle çalıştım ve bu bana bütüncül bir bakış açısı kazandırdı. Amacım; önce sağlık ilkesiyle hareket ederek dokunduğum her insanın yaşam kalitesini artırmak ve hastaların ihtiyaçlarına yönelik en verimli ve güvenilir tedaviyi uygulamak, bu zamana kadar bunu yapabilmiş olmanın huzuru ve mutluluğu içindeyim.

‘UZMAN OLMAYANLARA…’

– Mesleğinizi icra ederken ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?
Günümüzde yaşadığımız en ciddi problemlerden biri; sağlık çalışanı olmayan, herhangi bir tıbbi eğitim almamış kişilerin manuel terapi ve fıtık tedavisi adı altında çekme, kütletme hareketleri ve egzersiz tedavisi uygulamalarında bulunmalarıdır. Ve ne yazık ki hastalarımızın ciddi bir kısmının bu tarz kişilere yönelmesi ve bu nedenle sağlıklarını ciddi oranda tehlikeye atmalarıdır. Buradan sizin aracılığınızla; hastalarımızın bu alanda fizyoterapist veya doktor olmayan kişilere bu tarz hareketler yaptırmamaları gerektiğini belirtmek isterim.

KORONA VİRÜS SÜRECİNDE

– Tüm dünyada etkisini gösteren korona virüs salgınıyla ülkemiz de mücadele veriyor. Uzmanlar, korona virüs salgını sonrasında fizik tedavinin uygulanması gerektiğine ilişkin açıklamalarda bulunuyor. Sizin bu konuda görüş/önerileriniz nedir?
Korona virüs salgınına yakalanan bireylerde solunum, kalp ve damar ile kas ve iskelet sistemlerinde problemler oluşabilmekte, bu nedenle bu hastaların rehabilitasyon almaları gerektiği düşüncesindeyim. Bağışıklık sistemi ve egzersiz arasındaki bağlantıyı birkaç açıdan incelemekte fayda vardır. Her şeyden önce büyük önem arz eden emilim oranları konusu şu şekildedir; vücudumuza giren tüm besinler belli bir oranda emilmektedir. Bu emilimi ise besin çeşitliliği, posalı beslenmek, besinlere duyulan ihtiyaç veya hareket etmek gibi birçok şey etkilemektedir. Bu maddeler arasında son zamanlarda en fazla dikkat çeken etken egzersiz yapmaktır. Egzersiz yapmak emilimin etkin bir şekilde yapılmasını destekleyerek, vücudun besin ögelerinden daha fazla faydalanmasını sağlayabilir. Ağır spor türleri bir doktora danışılarak yapılması gerektiği gibi bağışıklık sistemi açısından her zaman olumlu cevap vermeyebilir. Bu yüzden korona virüse yakalanmadan yapılacak basit egzersizler bağışıklık sistemini güçlendirecektir. Yapılan bilimsel çalışmalarda düzenli yapılan orta şiddetli egzersizlerin vücuttaki antikor sayısını yüzde 20 oranında arttırdığı belirtilmektedir

Korona virüs geçiren bir hastaya daha sonra nasıl bir tedavi uygulanmalı?
Hastanın yaşadığı tutulumuna göre farklılık gösterecektir. Ancak çoğu hastada akciğer, kas ve iskelet sistemi tutulumları olduğu varsayılırsa kuvvetlendirme, aerobik ve solunum egzersizler tavsiye edilebilir.

Son olarak okuyucularımıza bir mesajınız var mı?
Ülkemizin ve dünyanın geçtiği bu zor dönemde maske ve mesafe kurallarını unutmayalım. Hiçbir şey sağlığınızdan daha değerli değildir. 2021 yılının herkes için sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yıl olmasını dilerim.

Yağmur Gülü / Özel Haber

danistay-hesap-isletim-ucretinin-alinmasinda-hukuka-aykirilik-yok

Kısa çalışma ödeneği başvuru süresi uzatıldı

Kemeraltı’nın feryadı: Çarşına sahip çık!