Vitamin tamam da… minerali unuttuk mu acaba?

Abone Ol

Çocuk büyütmek başlı başına bir mesai. Bir yandan “Acaba iyi besleniyor mu?” diye düşünüyoruz, bir yandan “Bu çocuk niye bu kadar halsiz?” diye dertleniyoruz. Vitaminleri ezberledik artık. C vitamini, D vitamini… Ama işin bir de sessiz kahramanları var: mineraller. Mineral deyince gözünüz korkmasın. Bunlar çocuğun vücudunda az miktarda ama çok iş yapan destekler. Hani evde priz azdır ama biri bozulsa her şey aksar ya… Mesela demir. Eksik olunca çocuk çabuk yoruluyor, dalgın oluyor, iştahsızlaşıyor. Biz “Canı ders yapmak istemiyor” diyoruz, meğer vücut sinyal veriyormuş. Çinko desen, bağışıklığın gizli ortağı. Sık sık hasta olan, yarası geç iyileşen çocuklarda adını duyuyoruz. “Bir öksürük bitmedi” dediğimiz kışların arkasında bazen bu var. Magnezyum da ayrı bir konu. Huzursuz uyku, gece bacak ağrıları, çabuk sinirlenme… “Bu çocuk niye bu kadar hareketli?” diye sorarken, cevap mineral eksikliği olabiliyor. Ama işin önemli bir noktası var:Mineral takviyesi her çocuğa gelişigüzel verilmez. Komşunun çocuğuna iyi geldi diye bizimkine de vermek yok. Önce beslenme, gerekirse doktor kontrolü. Çünkü çoğu zaman çözüm mutfakta. Yumurta, yoğurt, et, balık, kuru baklagil, yeşillik…Yani “Ev yemeği yesin” dediğimiz o klasik cümle, boşuna değil. Takviye mi? Evet, bazen şart. Özellikle seçici çocuklarda, hızlı büyüme dönemlerinde. Ama destek dediğin şey, adından belli: destek. Asıl olan tabak. Sonuç olarak şunu öğrendik: Çocuk büyütmek sadece karnını doyurmak değil, vücudunun neye ihtiyacı olduğunu fark edebilmek. Bazen bir kaşık yoğurt, bazen bir avuç mercimek, bazen de zamanında fark edilen bir mineral eksikliği… Küçük dokunuşlar, büyük farklar yaratıyor.