İzmir Büyükşehir Belediyesi ile bazı ilçe belediyelerinin uluslararası bir fuarda aldığı ödüller büyük bir başarı hikâyesi gibi sunuldu. Çeşme, Selçuk ve Urla “Altın Sertifika”, Menderes “Gümüş Sertifika”, Selçuk Efes Tarlası Yaşam Köyü ise “Halkın Seçimi Ödülü” aldı. Üstelik bu ödüller, turizm dünyasının en önemli organizasyonlarından biri olan ITB Berlin’de verildi. Kâğıt üzerinde bakınca tablo gerçekten etkileyici görünüyor. Ama insan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor: Bu ödüller sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüşüyor?
İzmir’in turizm verilerine biraz yakından bakıldığında tablo çok da parlak görünmüyor. Turizm gelirlerinde ciddi bir sıçrama yok. Gelen turist sayısı yıllardır beklenen seviyeye ulaşabilmiş değil. Üstelik turizm yatırımlarının önemli bir kısmı da sürdürülebilir şekilde işletmeye dönüşmek yerine ya satışa çıkarılıyor ya da kapanıyor.
SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?
Daha çarpıcı bir başka gerçek ise Çeşme’de yaşanıyor. Turizm tesisi yapmak için alınan ruhsatların bir kısmının daha sonra rezidans projelerine dönüştürüldüğü konuşuluyor. Yani turizm yatırımı olarak başlayan projeler, kısa sürede konut yatırımına dönüşüyor. Bu durum bile tek başına bölgedeki turizm ekonomisinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Şimdi soralım:
Turist sayısı artmıyorsa, tesisler kapanıyorsa, turizm yatırımları konuta dönüyorsa hangi başarıdan söz ediyoruz?
Elbette sürdürülebilir turizm kavramı önemli. Çevreye duyarlı projeler de değerli. Ama turizm dediğiniz şey sadece sertifika almakla ölçülmez. Turizm; dolu oteller, hareketli çarşılar, açık kalan işletmeler ve bölgeye giren dövizle ölçülür. Eğer sahadaki gerçekler farklıysa, o zaman şu soru kaçınılmazdır:
Bu ödüller gerçekten başarıyı mı gösteriyor, yoksa iyi hazırlanmış bir vitrin mi?
YENİ DEĞİL ESKİ
Bir başka haber de Konak Belediyesi’nden geldi. Mail bülteninde büyük bir yenilik gibi duyuruldu:
“Konak’tan temizliğe pratik çözüm: Filler görev başında.”
Habere göre belediye temizlik filosuna üç adet “fil adı verilen akülü süpürge” katmış ve bu araçlar Alsancak, Güzelyalı ve Kahramanlar’da sokak temizliğine başlamış. İlk bakışta kulağa hoş geliyor. Ama bu haberi okuyunca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten yeni bir uygulama mı bu?
Hayır.
Bu araçlar Konak’ta yıllar önce kullanılmaya başlanmıştı. Üstelik bu uygulama eski Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan döneminde devreye alınmıştı. Yani ortada yeni bir proje yok, yeni bir buluş yok. Zaten kullanılan bir araç filosuna birkaç tane daha eklenmiş. Buna rağmen sanki devrim niteliğinde bir uygulamaymış gibi sunulması gerçekten düşündürücü. Vatandaşın aklıyla alay etmek tam olarak böyle bir şeydir. Çünkü İzmirli bu araçları yıllardır sokakta görüyor. Sorulması gereken soru şu:
Bir belediye gerçekten yeni bir hizmet üretemediğinde eski uygulamaları parlatıp “yeniymiş” gibi sunmak zorunda mı kalır?
Yerel yönetimlerin en büyük sorunu tam da burada başlıyor: algı yönetimi ile hizmet üretimini birbirine karıştırmak. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınar Mutlu’nun yapması gereken şey basit:
Var olanı yeniden paketleyip sunmak değil, gerçekten yeni ve kalıcı çözümler üretmek. Çünkü kent hafızası sandıkları kadar kısa değil. İzmirli görüyor, hatırlıyor ve soruyor.