Walking football

Abone Ol

“ Koşsana oğlum, bak adamlar deli danalar gibi koşup pres yapıyor, o kadar para verdik koş artık koş biraz !”. Çabucak anladığınız gibi bu seslenişin yarısının kulübedeki teknik kadrodan diğer yarısının her maçta galibiyete şartlanmış tribündeki taraftardan geldiği gayet açık. Dünya futbolu insan fizyolojisini artık ciddi derecede sınayan bir tavırla kondisyona ve bağlı olarak ta prese dayalı bir yöne doğru yola çıktı çıkalı, bu haykırışları duymadığımız gün hemen hemen yok gibi. “Ah ah ! Nerede mirim bizim zamanımızdaki futbol ve futbol yıldızları ?” diye hayıflanarak günümüz futbolunu pek beğenmeyen ileri yaşlılarımızın kendi dönemlerine duydukları özlem sanki biraz kendi yaşamlarını doğrulama güdüsünden kaynaklı çünkü her dönemin kendine göre bir dünya düzeni olduğu gibi, mazisi 150 seneye dayanan futbolun sürekli devinimle bugün artık akıl almaz bir hıza ulaştığı her türlü tartışmanın dışında. Hanginiz bana futbolumuzun taçsız kralı Metin Oktay’ın orta saha gerisine gelip defanstan top çıkardığını söyleyebilir? Düşününüz ki Can Bartu efsanesi sağ beke yardım için kendi korner bayrağına yakın bir yerde rakip forveti kovalıyor. Hele iki dünya bir araya gelse mümkün değil ama futbolumuzun Ordinaryusu Lefter Küçükandonyadis’i kendi ceza sahası içinde gören Fenerbahçeli var mıdır acaba? Hiç sanmam. Ya Beşiktaşlı baba Recep? Topa tabanca gibi vururdu denen bir yıldızı Beşiktaş onsekizinde bulmak hiç de akla uygun değil. Daha bunun Göztepeli buldozer Fevzisi var ki kendisi sürekli ceza yayı üzerinden çektiği bomba gibi şutlar ve kafa golleriyle bilinen bir gol kralı olarak orta çizginin gerisine asla uğramadı. Diyeceksiniz ki bu isimler forvette oynamaktaydılar. İyi hoş da söylemeye çalıştığım gibi dönemin futbolu itibariyle rakip defans çakılı biçimde sizin gelmenizi bekliyorsa geriye yapılabilecek başka bir şey kalıyor mu ki? Sözü biraz uzattığımın farkındayım efendim ama “walking football” denilen olayı size iyi anlatabilmek için futbolun kaplumbağalarla birlikte idman yapılmak suretiyle oynandığı yılları ve o yılların değerli kimliklerinden örnek vermek zorundaydım. Şimdi sıkı durunuz.

ZİNHAR YASAK

Dilimize tam olarak nasıl çevireceğimi bilemediğimden hata yapmamak adına yazı başlığını orijinal haliyle koyduğum, muhtemelen “yürüyerek futbol “ yahut “yürüyüş futbolu “olarak anılan bu yeni hikayede temel kural o ki koşmak zinhar yasak! Hani dalıp ta koştuğunuz an hakem oyunu durdurarak takımınız aleyhine direkt vuruş vermekte. Şaşırdınız biliyorum. Valla ben de ilk izlediğimde oldukça şaşırdım ve bunun amacı nedir diye uzun uzun sordum kendime. Araştırdım ve gördüm ki bu olay ileri yaştaki insanların futbol oynayabilmeleri, özellikle de sporun içinde kalarak yaşam enerjilerini hiç yitirmemeleri adına Chesterfield FC'den John Croot tarafından planlanmış. Alem nelerle uğraşıyor değil mi? Zaten bizim ileri yaştaki tayfanın kahve köşelerinde ülkeyi her sabah yeniden kurtarmak için çene suyuna çorbadan öteye gitmeyen tartışmalarla pineklemenin dışında spor yapmak gibi bir düşüncesi olmadığından ötürü ilerlemeye açılması gerekli pencerelerimizin sürekli kapalı kalmasına hiç şaşırmamalı. Bu oyunda bedenin iyi kötü çalışmasının yanı sıra öz itibariyle kafanın bedenle koordineli biçimde çalıştırılması ve bu sayede dimağın sürekli zinde kalması hedeflenmiş. Sahadaki yerleşiminiz düzgün, bilinçli vefutbol ansiklopedisinde yer alan “rakibi aldatma” varyasyonlarını disiplinli biçimde icra etmeniz mümkünse, hele bir de buna topu ağlarda gördüğünüzde duyacağınız sevinç ve onun yakın dostu neşeyle hemhal olmanın keyfini ekleyebiliyorsanız, hayattan az da olsa zevk almanınönünde başkaca bir engel kalıyor mu? Walking Football da oyunu kurmak briç masasında oynayacağınız oyunu planlamaktan farksız. Futbolu koşmadan oynuyorsunuz ama adeta bilardo oynar gibi öyle ince düşünceye dayalı bir sistem kuruyorsunuz ki top neticede ağlarla buluşuveriyor. Bu oyunda bildiğimiz futbol kurallarından farklı olarak kayarak müdahale yasağı var ve bu da haliyle hem yaralanmaları önlemeyi hem de fiziksel olarak dezavantajlı kişilerin de bir şekilde spor yapmasını kolaylaştırmayı amaçlamakta. Yine topun baş seviyesi üzerine çıkmasına izin verilmiyor. Hele ofsayt olmaması beleşten atılacak gole prim verse bile, eh yıllarca hayatın yükünü çekmiş bu yaştaki insanlara o kadar pozitif ayrımcılık da olsun artık. İleri yaşın muhtelif hassasiyetleri dairesinde konu tıp dünyasına sorulduğunda alınan cevap şöyle : “Futbolun bu oynanma şekli, vücutta en az stresi üretirken kardiyovasküler zindeliği desteklemektedir”. İngiltere'de 50-60 yaş üstü oyuncuların yer aldığı sayısız takım var ve oyun kadınlar arasında da popüler olmaya başlamış. 2018'den bu yana uluslararası maçları koordine etmek için merkezi Birleşik Krallık'ta bulunan IWFF adlı uluslararası kuruluş tarafından 50 ve 60 yaş üzeri dünya şampiyonası düzenlenmesi artık bu işin ciddi biçimde ele alınıp desteklendiğinin göstergesi. Bana sorarsanız aklı olan bu spora başlar ve ne yapar ne eder zihin bulanıklığına aşina ülkemizde gelişip yaygınlaşmasına çalışır. Özellikle eski futbolcuların içinde bulunacağı oluşumlar halkın bu sayede sevdiği sporcularla bir araya gelmesine vesile olur ki bunun ruhsal dinginlik için ayrı bir itici güç işlevi göreceğini düşünmekteyim. Kısacası, yaşamın bitmesi için köşenizde oturup beklemeyiniz efendim. Alemin yalnız fiziki olarak değil düşünce bazında bile uzaya gittiği yerde, pek çok konuda halen yaya olduğumuz gerçeği önümüzde dururken bari buradan kendinize biraz mutluluk devşirin lütfen.