Ya beyniniz açsa?

Abone Ol

En son zaman gerçekten yeni bir şey öğrendiniz? Yani gerçekten yeni. Hiç bilmediğiniz. İlk kez denediğiniz. "Acaba yapabilecek miyim?" diye endişelendiğiniz, zorlandığınız bir şey.

Okul bitti. Meslek öğrenildi. Emeklilik geldi. Ve öğrenme durdu. Sessizce, fark ettirmeden.Peki gerçekten durmalı mıydı?

Bilim dünyasında bir kavram var: "Interrupted learning" kesintiye uğramış öğrenme. Öğretmenler yaz tatilinden dönen öğrencilerin matematikte zorlandığından, okumanın yavaşladığından şikayetçi olur. Kesintiye uğrayan süre sadece iki ay.

Peki, biz yetişkinler kaç yıldır yeni bir şey öğrenmiyoruz. Yıllar mı? On yıllar mı?

Sonra ne oluyor? İsimler akla gelmiyor. Kelimeler uçup gidiyor. Dikkat dağılıyor. "Yaşlandım" diyoruz.Ya yaşlanmadıysakya beynimiz sadece aç kalmışsa?

Beynimizin hafıza merkezlerinden biri olan Hippocampus yeni şeyler öğrendiğinizde aktifleşir, zorlandığınızda çalışır, tekrar ettikçe güçlenir.Uzun süre yeni öğrenme olmadığında ise hacmi ve etkinliği azalabilir. Her yeni öğrenme yeni bir sinirsel bağlantıdır. Her tekrar, o bağlantının güçlenmesidir.

University of California'dan psikolog Rachel Wu şu soruyu sordu: "Yetişkinlerdeki bilişsel gerileme nedeni yaşlanma mı, yoksa uzun bir 'yaz tatili' mi? "58-86 yaş aralığında 33 kişi üç ay boyunca haftada altı saat, aynı anda üç beceri öğrendi: Şarkı söylemek, resim yapmak, iPad kullanmak, fotoğrafçılık, yabancı dil. Üç ay sonunda hafıza ve dikkat testlerinde anlamlı gelişme görüldü.

Daha da çarpıcı olan, program bittikten bir yıl sonra kazanımların korunması ve ilerlemenin sürmesiydi

Tohoku Üniversitesi'nden Takamitsu Shinadave ekibinin çalışmasında ise 65-74 yaş arası yetişkinler 16 hafta boyunca grup halinde davul, basgitar ve klavye çalıştı. Sonuç: Özellikle sözlü hafıza testlerinde belirgin gelişme ve "canlılık-aktivite" skorunda artış. Yani sadece daha iyi hatırlamadılar, aynı zamanda daha enerjik hissettiler.

UT Austin'den nöropsikolog Jared Benge ve Baylor Üniversitesi'nden psikoloji profesörü Michael Scullin’in geniş ölçekli araştırmasına göre de düzenli teknoloji kullananlarda bilişsel bozukluk riski yüzde 58 daha düşük bulundu.

Araştırma sonuçlarına göre artık biliyoruz: Ne bilişsel gerileme kaderdir ne dezihinsel yavaşlama kaçınılmaz.

Üçüncü yaşta öğrenme bir hobi değildir. “Vakit geçsin” etkinliği değildir. Beynimizi canlı tutmanın en güçlü yollarından biridir. Ama küçük bir şartla: Kolay olmamalı.

Peki nasıl öğrenmeli?

Rachel Wu'nun çalışmasında katılımcılar aynı anda üç beceri öğrendi. Tek değil üç. Shinada'nın çalışmasında insanlar yalnız değil grup halinde çalıştı. Scullin'in araştırmasında ise aktif kullanım kritikti.Televizyon izlemek değil video görüşme öğrenmek; müzik dinlemek değil, enstrüman çalmak. Yanibirden fazla beceri. Sosyal ortam. Aktif katılım. Düzenli tekrar.

Bulmaca çözmek iyidir. Ama zor bir dil öğrenmek daha iyidir. Televizyon izlemek rahattır. Ama bir enstrüman çalmak dönüştürücüdür. Aynı yemekleri yapmak pratiktir. Ama hiç denemediğiniz bir mutfağı öğrenmek geliştiricidir.

Şimdi tekrar sorayım: En son zaman gerçekten yeni bir şey öğrendiniz? Eğer hatırlamıyorsanız, başlama zamanı gelmiş olabilir. Bir enstrüman olabilir. Bir dil olabilir. Teknoloji olabilir. Resim, fotoğraf, ne isterseniz.

Önemli olan şu: Yeni olmalı. Zor gelmeli. Düzenli yapmalısınız.