Yabancı hakem

Abone Ol

Yaşasın, sonunda başardık efendim. T.F.F nin “Asla yabancı hakem olmayacak” cümlesinin mürekkebinin kuruması beklendikten sonra futbolumuza önce yabancı VAR hakemi armağan edildi ve şimdi de derbiyi yönetecek bir hakem. Bu sayede şükür futboldaki bütün sorunları kökünden halletmiş ve cümleten huzura ermeye yaklaşmış bulunuyoruz. Aslında hakem hakemdir, milliyeti cinsiyeti bizi ilgilendirmez de zihniyeti ne yapacağız?

Hazretin kendi ülkesinde aldığı bir eğitim, kendine göre bir hayat anlayışı, nihayet bu doğrultuda biçimlenmiş bir yorum şekli var. Tek ortak noktamız kural. Böyle olunca da vaziyeti idare etmenin ve ortalığa saçılanları bir süreliğine halının altına süpürmenin göstergesi olan bu çalışmadan sağlıklı bir sonuç çıkacağına inananvarsa beri gelsin. Doğrusunu isterseniz ortada bir kural varsa,bunun şu yada bu şekilde yorumlanması devlere yahut pirelere bağlı değildir diye biliriz ama olayı bizim coğrafyaya taşıdığınız vakit iş kuralın,zaman zaman sizin, zaman zaman da sizden büyük geçinenlerin çıkarına ne kadar uygun düşüp düşmediğinde düğümlenip kalıyor. O zaman da rahmetli saygıdeğer gazeteci –yazar üstat Hasan Pulur’un “Olaylar ve İnsanlar” köşesinin müdavimi olan çok özel bir cümleyi hatırlıyor insan: “Demokrasi iyidir, bizim parti kazanırsa.”Futbolun kuralları yazıldığında, öncelikle onu değerli kılan güzellikler ve insanlara vereceği keyif düşünülerek belli bir içeriğin oluşturulduğu her türlü tartışmanın dışında. Yoksa kimse kafasına göre bir kurallar manzumesi uydurmuş değil.

Zaman içinde kuraldaki sözcüklerin buyurganlığına karşı International Football Association Board, kısaca IFAB’ın futbol dünyasına katılması ve bu kurulunda oyun kuralların yanlış ya da kötü niyetle yorumlanmasının önüne geçebilmek için, bizdeki Yargıtay kararları kıvamında açıklamalar yapması futbol dünyasınayepyeni bir pencere açtı ve yılda iki kez toplanan bu kurul belli durumlar karşısında nasıl yorum yapılması gerektiği hususunda önerilerde bulunmaya başladı. Ötesi her zaman hakeme aittir zaten. Sahaya çıkana dek gerek seminer, gerekse saha denemeleri olsun sayısız eğitimden geçen hakem, Board’un penceresinden görünenleri kendi kural bilgisi ile yoğurup içselleştirerekfutbola katkı koymaya devam eder. Bu noktada “hakemin her kararının ardında bir hayat görüşü vardır” cümlesinden yansıyan bilincin bütün hakem kararlarını anlamlandıran bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Hele ki hakemin, kuralın ruhundakini sahaya yansıtma aşamasındabilgi ve sezgi ile maçı güzelleştirmesi, usta bir aktörün tiyatro sahnesindeki başarısıyla aynı lezzeti taşıdığı inkar edilemez. Bunları neden mi anlattım? Bilginin yanı sıra hayat görüşünün,hakemin yorumunu aydınlatacak bir ışık olduğunun tarafınızdan iyi anlaşılması için elbette. Ülkemizde bir süredir maçların adaletli yönetilmediğine ve hakemliğin bittiğine yönelik açıklamalar dairesinde hakemliğimiz topyekûn bir saldırı altında ve insanlara yabancı hakemle adaletin sağlanacağı gibi garip mesajlar veriliyor. Bu kayıkçı kavgası bir insanın milliyetiyle bitecekse amenna diyeceğiz de siz zannediyor musunuz ki yabancı hakem yedi başlı ejderha ve her kararı mutlak doğru. Adamın ülkesinde oynanan futbol, o ülkenin hayat mantığı ile örtüştüğünden size göre kurala aykırı olan ona göre olmayabilir. Kaldı ki ne çabuk unuttunuz boşta gezerlikten emekli meşhurlarımızın “sana göre bana göre” edebiyatı ile her maç sonrası ekin biçer gibi adam biçmesini. Bu gelen hakem yahut gelecek diğerleri de nasibini almayacak mı insanı bıktıran eleştirilerden.

Bakalım nasıl silkeleyeceğiz kendisini. Şimdilik muhterem beyefendiyi Türkçe gazeteleri okuyamayacağı ve maç sonrası dönüş yolunda üstatlarıneğitici spor programlarını izleyemeyeceği için biraz şanslı sayalım ama nereye kadar? Eminim ki zaman içinde kendisinin futbolu hiç bilmediğini, bilmek için mutlaka eski topçu olması gerektiğini bir şekilde ihsas ettireceğiz ama ya kendisini bir şekilde eleştirilerden haberdar edeceğimiz hazret “vız gelir tırıs gider kardeşim ” derse biz kimi suçlayacağız? Ayrıca olmaz ya, herkese eşit muamele yapılarak her hafta her maça yabancı hakem migelecek ve geleninher dediği doğru mu kabul edilecek?

Kaldı ki top toplayıcılar neden yabancı değil mirim? Neden MHK veya TFF değil de sadece hakem yabancı? Asıl meselenin bu olmadığını hepimiz bal gibi biliyoruz efendim ancak dillendirmek işimize gelmiyor çünkü kendimize karşı dürüst değiliz. Hele biri galip gelip bir adım öne geçsin, diğerleri nefes bile almadan” bu hakeme yurt dışında ulamışlar kardeşim”  velvelesini başlatmayacak mı? Özde bir ülkenin adalet anlayışını ve hayat görüşünü bir başka ülke insanına emanet etmesi ne kadar acınası bir durum. Oldu olacak her karardan sonra kalkın Lahey Adalet Divanına da gidelim. Bu noktada MHK ye sormak lazım, bu kayboluş niye? Hoş sorsak ne olacak. Yanıt “Valla biz emir kuluyuz kardeşim” değil mi. Oysa asıl yanıt şu: “Beylerden biri şampiyon olacak, aman bizden olmasın. “Her sene aynı zaman dilimlerinde önceden mavi boncuk dağıttıklarınız sizden hesap sormaya başladığında topu taca yollayıp,“ bu seneyi böyle atlatalım, seneye Allah kerim” mantığı ile güzelim futbolu yönetirmiş gibi yaptığınız yetmedi mi? Ayrıca şüpheye düştüm şimdi, madem bizim hakemler işe yaramaz ve adaletten bî haber, sakın bunlar göğüslerine takılı FİFA kokartlarını kimseden habersiz Kemeraltı’ndaki işportacıdan almış olmasınlar? Ayrıca bu FİFA da beş paralık akıl yok.

Nedenhala daha hakemlerimizi dünyanın her yerindegörevlendiriyor ve aslanlarımız da üst düzey maçları kolaylıkla yönetiyor hiç anlamadım. Orta sahada top çevirir gibi lafı çevirmeyelim lütfen. Bizim kabul edemediğimiz tek şey,“onun beni geçmesi ” ve bunu da herkes biliyor. Yıllardır koca maçın içinden cımbızla pozisyon çekerek algı yönetme kolaycılığı ile göze perde indirilmesinden bıktık usandık. Aptal mıyız biz, kaybedenin diline pelesenk adalet sözcüğünün “helebiz yenilmeyelim de bizden sonrası tufan” demeye geldiğini anlamıyor muyuz? İyisi mi sizsiz olun, Türk hakemine güveniniz efendim.

Aynı dili konuştuğunuz, aynı ülküyü paylaştığınız, aynı duygulara yaslanıp hayata iyi kötü aynı mantıkla baktığınız evlatlarınıza güveninizçünkü beklentilere yanıt vermek adına yıllardır sahaya kan ter içinde emek koyan onlardır. Onların emek ve yıllarına saygısızlık edemezsiniz. Adalet mi lazım? Adaleti siz önce gidin sırada önünüze geçende, eksik tartılan peynirde, göz göre satılan bir davada,çirkin ilişki yumaklarında, arş-ı âleme yükselmiş yolsuzluklarda arayınız. Hatta şöyle bir adım da geriye çekilerekçevrenize dikkatle bakınız issterseniz. Göreceksiniz ki hakemlerimizinhataları yaşamınıza çökmüş nice adaletsizliğin yanında samanlıkta iğne kadar kalmaktadır.