Yakın ilişkiler

Abone Ol

Yakınlık neden zor, mesafe neden daha güvenli geliyor? Günümüzde birçok insan yakınlık istediğini söylüyor ama yakınlık gerektiren anlarda geri çekiliyor. Bu bir çelişki gibi görünse de, terapi odasında oldukça tanıdık bir durum. Çünkü yakınlık arzusu ile yakınlığın getirdiği riskler, çoğu zaman aynı anda taşınamıyor.
Yakınlık; görülmeyi, duyulmayı ve ihtiyaç duymayı içerir. Bunların her biri, insanın kırılgan yanlarını açığa çıkarır. Mesafe ise tam tersine, duygusal olarak daha az risk almayı sağlar. Kontrol hissi verir, belirsizliği azaltır ve “incinmeden çıkabilme” ihtimalini artırır. Belirsizliğin ve güvensizliğin arttığı bir dünyada, mesafenin daha güvenli hissettirmesi bu yüzden şaşırtıcı değildir.

Burada sık yapılan bir yanlışı ayırmak önemli:

Bireyselleşme, bencillik değildir.
Bireyselleşme, kişinin sınırlarını fark etmesi, neye hazır olup neye olmadığını bilmesidir. Ancak bireyselleşme, ilişki içinde esneklik kaybolduğunda ve “kimseye yük olmama” ya da “kimseye bağlanmama” haline dönüştüğünde, yakınlığı zorlaştırır.

Birçok yetişkin için mesafe, erken dönem ilişkilerden öğrenilmiş bir savunmadır. Çocuklukta duygularına yeterince karşılık alamayan, tutarsız bakım deneyimleri yaşayan ya da duygusal ihtiyaçları küçümsenen bireyler, yetişkinlikte yakınlığı riskli olarak kodlayabilir. Bu kişiler için mesafe, yalnızca bir tercih değil; öğrenilmiş bir güvenlik alanıdır.
Yakın ilişkilerde zorlanan bireylerde sık gördüğümüz davranışlar vardır: İlişkileri sürekli ertelemek, “Şu an doğru zaman değil” demek, seçenekleri açık tutmak, netlikten kaçınmak ya da bağlanma sinyali geldiğinde geri çekilmek. Bunların çoğu bilinçli bir karar gibi görünse de, aslında duygusal bir korunma biçimidir.
Modern yaşamın temposu da bu tabloyu besler. Hız, verimlilik ve sürekli gelişim vurgusu; ilişkilerde kalabilmeyi, zorlanmaya tahammül etmeyi ve duygusal emek vermeyi zorlaştırır. Günümüz kültürü, zorlanılan her alanda “alternatif” sunar. Bu da ilişkilerde sabır yerine kaçışı, onarım yerine mesafeyi teşvik eder.
Çift terapisi perspektifinden baktığımızda şunu net biçimde söyleyebiliriz:
İnsanlar yakınlıktan değil, yakınlıkta incinmekten korkuyor.

Mesafe, kısa vadede rahatlatıcı olabilir; ancak uzun vadede duygusal yalnızlığı derinleştirir. Yakınlık kurulamayan yerde, aidiyet duygusu da zayıflar.

Buradaki temel soru şudur:

İnsanlar neden bağ kurmayı değil, ertelemeyi daha güvenli buluyor?
Çünkü erteleme, sorumluluğu askıya alır. Bağlanmak ise duygusal olarak orada olmayı, bazen hayal kırıklığı yaşamayı ve ilişki içinde kalabilmeyi gerektirir. Oysa güvenli ilişkiler, kusursuz uyumdan değil, çatışma sonrası onarımdan, konuşabilmekten ve kalabilmekten doğar.
Yakınlık cesaret ister.
Bu cesaret, her şeyin yolunda gitmesini değil, yolunda gitmediğinde de temas edebilmeyi kabul etmektir. Mesafe ise çoğu zaman yalnızca geçici bir güvenlik hissi sunar.

Sevgilerle…