Türkiye’de zaman zaman öyle isimler çıkar ki, yaşadıkları her türlü baskıya, haksızlığa ve karanlık sürece rağmen dimdik ayakta kalmayı başarırlar. Onlar, rütbelerinden önce karakterleriyle anılırlar. Lafla değil duruşla konuşurlar; gölge aramaz, makam kovalamaz, öne çıkmak için kimseyi itmezler. İşte Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, böyle bir insanın ete kemiğe bürünmüş halidir.
Kendisini yalnızca uzaktan tanıyanlar bile onun mütevaziliğini fark eder. Ama asıl kendisiyle birlikte görev yapma şerefine erişmiş olanlar, onun naifliğinin ardındaki sağlam iradeyi, vatanı için taşıdığı derin sevgiyi ve devlet adamlığı ciddiyetini iyi bilir. Ben de onlardan biriyim. Onunla çalışmanın ne demek olduğunu, sözünün ağırlığını, gözündeki kararlılığı görmüş biri olarak, bugün elde ettiği başarının tesadüf olmadığını bilerek yazıyorum bu satırları.
Yankı Bağcıoğlu’nun başarı hikâyesi, kolay zaferlerin değil, zorlu sınavların süzgecinden geçerek yazılan bir hikâyedir. Bir dönem bu ülkenin en karanlık kumpaslarından biri olan Balyoz davasında yargılandı. Birçok insanın tökezleyebileceği, yılgınlığa kapılabileceği, inancını ve umudunu kaybedebileceği süreçlerde o hep dik durdu. Adının, onurunun ve şerefli meslek hayatının üzerine gölge düşürmeye çalışanlara karşı, sessiz ama sarsılmaz bir direnç gösterdi.
Kumpasın her aşamasında, onun duruşunun temelinde bir öfke ya da intikam isteği değil; sadece adalet arayışı ve haksızlığa karşı onurlu bir başkaldırı vardı. Bu yanıyla, devletin ve ordunun gerçek geleneğini temsil eden bir figür olarak yükseldi. Kurmay oldu, amiral oldu, görevini şerefle tamamladı. Fakat tüm bu başarıların ötesinde, asıl değerlisi, hiçbir koşulda karakterinden ödün vermemiş olmasıdır.
Bugün CHP Parti Meclisi’nde aldığı yüksek oyla elde ettiği başarı, sadece bir seçim zaferi değildir. Her şeyden önce, yıllardır temiz duran bir sicilin, haksızlığa karşı verdiği onurlu mücadelenin, çıkarsızca ülkesine hizmet etmiş bir hayatın doğal bir karşılığıdır. Delegeler onun ismini sandığa yazmadan önce, gönüllerine yazdılar. Bu; samimiyetin, emeğin, vatanseverliğin ve mütevaziliğin ödüllendirildiği bir anı temsil eder.
Yankı Bağcıoğlu, hiçbir zaman makamların gölgesine sığınan, koltuk için eğilen, rütbe için yön değiştiren biri olmadı. Askerlik yıllarında da, sivil hayatında da hep aynıydı: Düz, net, ilkeli… İnsan ilişkilerinde zarif ama kararlarında kararlı… Devlet ciddiyeti ile halkın samimiyetini aynı potada eritebilen nadir insanlardan biridir. Her şeyden önce bir vatan evladıdır; unvanları değişebilir ama vatanseverliği değişmez.
Onun en büyük farkı, başarılarının ardında büyük bir tevazu taşımasıdır. Çevresindekiler onu ne kadar yüceltirse yüceltsin, o her zaman kendisini “bu ülkenin bir neferi” olarak görmeyi sürdürmüştür. Görev yaptığı dönemde de, emekliliğinde de, siyasetin içine girdiği bugünlerde de bu çizgisini asla kaybetmemiştir.
İşte onu güçlü kılan da budur: Gücünü koltuktan değil karakterinden alması…
Balyoz sürecinde yaşananların onun ruhunda nasıl bir iz bıraktığını ancak o bilir. Fakat bizler, o sürecin onu kırmadığını, aksine daha da sağlamlaştırdığını gördük.
Haksızlıkların insanı karartmasına izin vermedi; tersine o karanlığın içinden daha parlak bir duruşla çıktı. Bugün hem devlet geleneklerini bilen bir komutan olarak hem de demokratik değerlere inanan bir yurttaş olarak siyasette yer alması, Türkiye adına kıymetlidir.
Çünkü siyasetin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, doğru zamanda doğru yerde duran ilkeli insanların varlığıdır. Çalkantıların arasında istikrarı, kargaşanın içinde adaleti savunacak, makam için değil ülke için mücadele edecek insanlara ihtiyaç var. Yankı Bağcıoğlu’nun duruşu tam olarak bunu işaret ediyor.
Onunla birlikte görev yapmış biri olarak, bugün geldiği noktayı sadece bir başarı değil, bir hak ediş olarak görüyorum. Bu başarı tesadüf değil; yılların emeği, vicdanı, bilgisi, tecrübesi, sessizce gösterilen onurlu mücadelelerin toplamıdır.
Yolu açık olsun.
Bu ülkenin, onun gibi mütevazı, ilkeli, vatansever ve karakter sahibi insanlara her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Ve biliyoruz ki Yankı Bağcıoğlu, nerede olursa olsun, hangi görevde bulunursa bulunsun o çizgiden sapmayacak. Çünkü onun adını güçlü kılan sadece bir rütbe değil; bir ömür boyu taşıdığı onurdur.