Yara gibi sevdalar

Abone Ol

Beste Sırapınar: Işıltısıyla haberden ekrana uzanan başarı yolculuğu

İstanbul doğumlu başarılı medya profesyoneli Beste Sırapınar, iletişim dünyasında kendine özgü tarzı, güçlü hitabeti ve pozitif enerjisiyle dikkat çekiyor.

21 Eylül 1985 doğumlu olan Sırapınar, Özel Marmara Radyo TV Gazetecilik Teknik Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayıncılığı bölümünde eğitimini tamamladı. Henüz öğrencilik yıllarında medya dünyasına adım atan başarılı isim, Radyo 99’da haber spikeri olarak meslek hayatına başladı.

Üniversite döneminde Numberone TV’de editörlük yaparak televizyon deneyimi kazanan Sırapınar, daha sonra İstanbul FM’de haber spikerliği yaptı ve “Aktüel Haber” adlı programın sunuculuğunu üstlendi. Bu dönemde haber merkezindeki profesyonelliğiyle olduğu kadar, samimi ve enerjik sunumuyla da dikkat çekti.

Basılı ve dijital medyada da aktif olarak yer alan Beste Sırapınar, ilerleyen süreçte Milliyet Gazetesi’nin YouTube kanalında haber spikerliği görevini üstlendi. Günümüzde ise dinamik enerjisini ve çok yönlü birikimini ekrana taşıyarak Milliyet, Hürriyet ve Kanal D YouTube kanalları için üç ayrı program hazırlayıp sunuyor.

Haber alanındaki başarısını, lifestyle ve magazin içerikleriyle harmanlayan Sırapınar, medya dünyasında hem profesyonelliği hem de zarafetiyle öne çıkıyor. Kendine özgü sunum tarzı, vizyoner bakış açısı, güçlü iletişimi ve ışıltılı enerjisi ile geniş bir izleyici kitlesine ilham veriyor.

DEVA THUG “FISS” İLE TÜRKÇE RAP’İN NABZINI YÜKSELTİYOR

Sokağın enerjisi, neon ışıltısıyla birleşti

Başkent Ankara sokaklarının ayazında büyüyen Deva a.k.a. Yahya Bayraktar, Türkçe rap sahnesinde hem old school hem new school çizgiyi harmanlayan tavrıyla dikkat çeken isimlerden biri. On yılı aşkın süredir müzikle yaşayan sanatçı, özgün tarzı ve yüksek doğaçlama gücüyle “freestyle” ve battle rap sahnelerinin en karakteristik seslerinden biri olarak anılıyor.

Deva Thug, şimdi ise yepyeni çalışması “Fıss” ile karşımızda. Şarkı, V.I.P Music Company™ etiketiyle yayımlandı ve dinleyiciye hem lirik gücü hem de karanlıkla aydınlığın iç içe geçtiği bir atmosferi aynı anda sunuyor. Eserde Deva’ya sahnede DOZ v.i.p eşlik ederken, müzik ve düzenlemede imzası bulunan isim ise Bozo — yani instagram.com/bozo.wav

. Parçanın aranjörlüğünü ise deneyimli prodüktör Efe Pekşahin üstlenmiş.

🎧 Şarkının resmi video klibi YouTube’da yayında:

👉 https://www.youtube.com/watch?v=m5urrVkWpg0

“Fıss”, dinleyicisini sokağın nabzına götüren güçlü bir enerjiye sahip. Deva Thug, kelimeleri adeta bir silah gibi kullanarak, agresif ama kontrollü bir tavırla özgürlüğün ve kararlılığın altını çiziyor. Parçanın lirik dünyasında sokak ruhu, direniş, özgürlük ve bireysellik iç içe geçmiş durumda. Bozo’nun hazırladığı altyapı, bu enerjiyi modern bir neon estetiğiyle buluşturuyor ve ortaya özgün bir dinleme deneyimi çıkıyor.

Karanlığı ruhu ve müziğiyle loş bir ambiyansa dönüştüren Deva, kendi ifadesiyle “hip-hop’u sadece bir müzik türü değil, bir yaşam biçimi” olarak görüyor. “Fıss”ta bu duruş net biçimde hissediliyor: ritimler kadar sözler de meydan okuyor.

Türkçe rap kültürünü bir yaşam tarzı haline getiren Deva, ülkenin dört bir yanında sahne alarak hem müziğini hem de yaşadığı şehrin sanatını insanlara sevdirmeye devam ediyor. DOZ v.i.p ile kurduğu güçlü uyum, “Fıss”ın sahne enerjisini de güçlendiriyor. Aranjör Efe Pekşahin’in dokunuşları, şarkıya teknik olarak modern bir yapı kazandırırken; Bozo’nun prodüksiyon anlayışı parçayı “yeraltı hissi”nden alıp uluslararası bir sound’a taşıyor.

“Fıss”, yalnızca bir şarkı değil — Deva Thug’ın ruhunu, sokakların özgürlük çığlığını ve neonun parıltısını birleştiren bir manifesto.

📱 Deva’yı Takip Et:

Instagram: @devaoffline

DOZ v.i.p: @doz.v.i.p

Bozo: @bozo.wav

YouTube: Deva Thug - Fıss (Official Video)

GÜLNAZ ÇALIKOĞLU’NDAN DEPREMZEDE VE YETİM GENÇ KIZLARA UMUT IŞIĞI

Yılın en duyarlı sosyal sorumluluk projesi Almanya’da akademisi bulunan Doç. Gülnaz Çalıkoğlu’ndan geldi. Depremde ailelerini kaybeden genç kızların eğitimlerini bizzat üstlenen Çalıkoğlu, hem Türkiye’de hem de Almanya’da yürüttüğü eğitim çalışmalarıyla takdir topluyor.

Doç. Sosyal terapist, ve aynı zamanda mesleklerine ek olarak moda tasarımcılığı eğitimini de tamamlamış akademi sahibi ve yöneticisi olan Gülnaz Çalıkoğlu, bu anlamlı projesini şu sözlerle anlattı:

“Depremde ailesini kaybeden genç kızlarımızın eğitimi için temel hazırlıklarımızı başlattık. Akademimizdeki tüm eğitim olanaklarımızı, özellikle deprem bölgelerinde yetim kalan genç kızlarımız için değerlendirmek istiyorum. Hayata yeniden umutla sarılmalarını istiyorum. Allah’ın izniyle temel çalışmalar başladı ve devam edecek.”

Çalıkoğlu, projeye yalnızca kendisinin değil, gönüllü iş insanlarının da dahil olmasını arzuladığını belirterek şu çağrıyı yaptı:

“İleriye dönük olarak, eğitim konusunda gönüllü iş insanlarımızı da bu sosyal projeye destek olmaya davet ediyorum.”

Aynı zamanda buradan bu duyuruyu da yapmak istiyorum,deprem bölgelerinde bulunan ve bizlere ulaşmak isteyen genç kızlar:

“Eğer bizimle henüz iletişime geçmemiş depremzede genç kızlarımız varsa, bizimle web sitemiz üzerinden irtibat kurup bilgilerini paylaşabilirler. Böylece onlara da ulaşabiliriz.”

Bu örnek davranışıyla büyük takdir toplayan Gülnaz Çalıkoğlu, yalnızca bir eğitim projesi değil, aynı zamanda umut ve iyilik köprüsü kuruyor.

Bizler de “Bu güzel faydalı projeden dolayı ” çıktığı bu anlamlı yolda kendisini kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyoruz.

“Çilek” tadında bir hayat: Narcan Karakaya'nın sporla dolu ilham verici yolculuğu

Tunceli'nin dağ kokulu havası, Munzur’un berrak sularıyla birleştiğinde sadece doğayı değil, ruhu da canlandırır. İşte bu canlılığın tam merkezinde, adı gibi tatlı, enerjisiyle çevresine neşe saçan bir kadın var: Narcan Karakaya, nam-ı diğer “Çilek Hoca”.

Yaklaşık 20 yıldır çevresindekiler onu sadece "Narcan" olarak değil, sevgiyle "Çilek" diye çağırıyor. Bu takma ad, zamanla bir markaya dönüşmüş. Özellikle çocuklarla kurduğu bağda bu ismin sevecenliği büyük rol oynuyor. Evli ve iki kız çocuğu annesi olan Narcan Karakaya, hayatını sporun dönüştürücü gücüne adamış bir eğitmen, bir vizyoner ve bir ilham kaynağı.

SPOR: EKMEK GİBİ, SU GİBİ, AŞK GİBİ…

Dicle Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksekokulu Antrenörlük Bölümü mezunu olan Karakaya, atletizmle başladığı spor hayatına basketbol ve tenisle devam etti. Üniversite yıllarında tenis turnuvalarında kazandığı başarılar, onun mücadeleci ruhunun da göstergesi. Mezuniyet sonrası öğretmenlik ve idarecilik görevleri üstlenen Karakaya, spor sahalarından asla uzak kalmadı.

Bugün, Basketbol Milli Takım altyapı antrenörlüğü, Wellness 2. kademe federasyon eğitmenliği ve akademisyenlik gibi birçok kimliği bir arada taşıyor. Ancak onun en büyük tutkusu; kadınlara, çocuklara ve topluma sporun gücüyle dokunmak.

ÇİLEK SPOR

Doğup büyüdüğü şehir olan Tunceli’ye dönen Karakaya, burada kadınlar ve çocuklara özel olarak kurduğu Tunceli Çilek Spor Salonu ile fark yaratıyor. Kadınların kendilerine ait bir zaman dilimi oluşturmasını teşvik eden Karakaya, “Günde sadece 6x10 dakikanızı kendinize ayırmanız bile hayatınızı değiştirebilir” diyerek kadınların yaşam kalitesine dokunuyor.

Salonda çocuklara yönelik temel jimnastik ve hareket eğitimleri verilirken, kadınlar için grup ve bireysel antrenmanlar, pilates ve kardiyo dersleri düzenleniyor. “Amacım, kadınların kendi bedenlerini fark etmeleri ve sağlıklı bir neslin temellerini atmaları” diyen Karakaya, sporu bir yaşam biçimi haline getirmeyi başarıyor.

DOĞADA PİLATES, İÇTE FARKINDALIK

Tunceli’nin büyüleyici doğasını yalnızca seyretmekle yetinmeyen Karakaya, doğayla bütünleşen pilates etkinlikleriyle beden ve ruhu aynı anda canlandırıyor. Katılımcılar, Munzur dağlarının eteklerinde nefes alıyor, bedenlerini doğanın ritmine bırakıyor. Bu etkinlikler, Tunceli'de hem sporun hem farkındalığın adresi haline geliyor.

İLHAM VEREN BİR KADIN

Narcan Karakaya sadece antrenörlük birikimiyle değil; kendine özgü eğitim metodları, çok yönlü vizyonu, güçlü iletişimi, pozitif enerjisi ve duru güzelliğiyle de çevresindekilerin gönlünde taht kurmuş durumda. “Her şey insanın kendini sevmesiyle başlar” diyen Karakaya, başta kız çocukları olmak üzere birçok bireyin hayatında rol model olmayı başarıyor.

Bugün Tunceli’de bir spor salonundan çok daha fazlası var: Bir umut merkezi, bir dayanışma yuvası, bir yaşam okulu. Ve bu okulun kapısında kocaman bir tebessümle karşılayan bir öğretmen: Çilek Hoca Narcan Karakaya.

ŞAİR NUSRET BAŞYİĞİT: VATAN SEVDASINDAN DOĞAN BİR EDEBİYAT YOLCULUĞU

1974 yılında Malatya Yeşilyurt Tecde’de dünyaya gelen, evli ve beş çocuk babası olan Nusret Başyiğit, kamu kurumundaki görevine rağmen kaleminden hiç vazgeçmeyen bir edebiyat tutkunu. Onun şiir yolculuğu, siyasete ve memlekete olan bağlılığının bir yansıması olarak başladı.

İlk şiirini, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın “Benden sonra biri gelecek, yarım bıraktıklarımı tamamlayacak, yapamadıklarımı yapacak” sözünden ilham alarak, 1999 yılında dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın cezaevinden çıkışı üzerine kaleme aldı. “Benden Sonra” adlı bu ilk şiir, şairin hem vatan sevgisinin hem de liderlere olan hayranlığının simgesi oldu.

Daha sonraki yıllarda kalemi hiç durmadı. 12 Eylül referandumu öncesinde yazdığı bir şiir sırasında bir dostunun şahitliğiyle “Üç” kelimesinden etkilenip 2023 hedeflerine adadığı 48 bin mısralık dev bir eser kaleme aldı. Ardından, dünyanın en uzun vatan şiiri olarak dünya basınında yer bulan “Bir Candır Cennettir Benim Ülkem” şiiriyle geniş kitlelerin ilgisini topladı. Bugüne kadar yaklaşık 10 bin şiire imza atan Başyiğit, akla gelebilecek her konuyu işlemesiyle dikkat çekiyor.

Sanatıyla siyaseti, duyguyu ve toplumsal hafızayı harmanlayan şair, evinin salonunu dahi bir sergiye dönüştürerek eserlerini sanatseverlerle buluşturdu. Eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin de ziyaret ettiği bu sergi, sanat çevrelerinde büyük ilgi gördü. Ancak 6 Şubat depreminde evini ve şiirlerinin büyük bir kısmını kaybeden Başyiğit, “Canımız sağ” diyerek yeniden hayata tutundu. Depremde kaybolan 200 metrelik şiir rulolarının yanı sıra birçok eseri de arşivden silinse de, telefonundaki kayıtlarla çalışmalarına devam etti.

Şiirleri ve üretkenliği, İkinci Adam Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Başak Hanım’ın dikkatini çekti ve ilk kitabı yayımlanarak edebiyat dünyasına kazandırıldı. Başyiğit, geçmişin acılarına ve kayıplarına rağmen kalemini bırakmadı, yeniden yazmaya koyuldu.

Yalnızca eserleriyle değil, aynı zamanda çok yönlü birikimi, kendine özgü çalışma tarzı, vizyonu, güçlü iletişimi, karizması ve pozitif enerjisiyle de dikkat çeken şair, şiirlerini yalnızca edebiyat için değil; aynı zamanda bir vatan görevi, bir inanç, bir sevda olarak görüyor.

Bugün Google aramalarında hakkında pek çok habere ulaşılabilen, sosyal medyada şiirlerini geniş kitlelerle paylaşan Nusret Başyiğit, Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmeye devam ediyor.

AZMİN VE MÜZİĞİN GÜCÜ: RABİA KARAPINAR’IN İLHAM VEREN HİKÂYESİ

Viyana’da yaşayan Rabia Karapınar, azmi ve müzik tutkusuyla herkese ilham veriyor. Görme yetisinin yalnızca yüzde 15’ini, işitme yetisinin ise bir kulağında yüzde 20’sini, diğerinde yüzde 10’unu kullanabiliyor. Ancak tüm bu fiziksel engeller, onun sanata olan bağlılığının önüne geçememiş.

Dört yıldır piyano çalan Karapınar, çalışmalarını ünlü piyanist Nazlı Hacıalioğlu ile sürdürüyor. Her nota, her melodi onun için bir umut ve özgürlük ifadesi. Sahneye çıktığında yalnızca müziğiyle değil, güçlü ruhuyla da dinleyicilerini büyülüyor.

Rabia, gösterdiği büyük azim ve disipliniyle kısa sürede dikkatleri üzerine çekti. Katıldığı konserlerde piyanodaki üstün performansıyla ayakta alkışlanıyor. Onun hikâyesi, müziğin engel tanımadığının ve insanın içindeki gücün her zorluğu aşabileceğinin en güzel kanıtı.

SERKAN ÖZDEMİR’DEN YENİ ŞARKI: “BELKİ DE”

Samimiyet, Pişmanlık ve İçsel Yolculuğun Müziğe Dönüşen Hikayesi

Müziğinde duyguyu, sözü ve içtenliği aynı potada buluşturmayı başaran Serkan Özdemir, yeni şarkısı “Belki de” ile dinleyicilerini derin bir içsel yolculuğa davet ediyor. Söz ve müziği sanatçının kendisine ait olan eser, geç fark edilen bir pişmanlığın, sessiz bir kaybın ve yavaşça silinen bir hikâyenin izlerini taşıyor.

Şarkının aranjesi Ali Kadir Kamacı tarafından yapılırken, duygusal yoğunluğu görsel bir anlatıya dönüştüren klibin yönetmen koltuğunda Ömer Burak Sönmez oturuyor. BiTTEKNO prodüksiyonuyla hayata geçen klipte, şarkının sözlerindeki kırılganlık ve sade duygular görsel olarak da karşılık buluyor.

Müziğin detaylarında ise dikkat çeken güçlü dokunuşlar var. Gitar kayıtlarında Sergen Güzelel’in, yaylı düzenlemelerinde ise NewWorldStrings grubunun imzası yer alıyor. Bu müzikal birliktelik, “Belki de”yi hem teknik hem de duygusal açıdan zengin bir bütünlüğe taşıyor.

1981 yılında İstanbul Bakırköy’de doğan Serkan Özdemir, eğitimini ticaret lisesinde sürdürse de kalbinin hep müzikte olduğunu söylüyor. “Cafelerde, bana şans veren barlarda tek başıma sahne almaya başladım. Müzik, hep ruhumun bir parçasıydı,” diyen sanatçı, müziğe olan bu bağlılığını yıllar içinde istikrarlı bir üretime dönüştürdü.

2019 yılında yayımladığı ‘Kaybetmek Üstüne’ adlı 5 şarkılık albümüyle profesyonel müzik kariyerine adım atan Özdemir, 2023’teki ‘Kal Biraz’ teklisiyle adından söz ettirdi. 2025’te müzikal olgunluğunu yansıttığı ‘Yaşıyorum Sayılmam’ ile geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan sanatçı, şimdi “Belki de” ile samimiyetin, duygunun ve içsel bir yüzleşmenin hikayesini müziğe dönüştürüyor.

Yeni şarkısına dair hislerini ise şu sözlerle özetliyor:

“Bir şarkı bir kalbi size sunabilir. Umuyorum ‘Belki de’, kalbinizde hikayenize ortak olur, duygularınızda yaşam bulur. Sözlerimdeki ve müziğimdeki samimiyetin kalbinizdeki paha biçilemez duygulara denk düşmesi, benim için büyük bir onur.”

Serkan Özdemir’in “Belki de” adlı yeni eseri, yalnızca bir şarkı değil; duygularla örülü, her dizesinde içsel bir yüzleşmenin yankılandığı samimi bir müzikal anlatı.

ZAKİR’DEN “MERHABA” – TÜRKÇE POPTA YENİ BİR HİT DOĞUYOR

Türkçe pop müziğin yükselen ismi Zakir, yepyeni single’ı “Merhaba” ile müzik dünyasında güçlü bir çıkış yapıyor.

25 Ekim 2025 tarihinde ZEM Productions etiketiyle yayınlanan “Merhaba”, enerjik yapısı ve modern altyapısıyla Türkçe popta hit olmaya aday bir çalışma olarak dikkat çekiyor.

Şarkının müziği, düzenlemesi, mix ve mastering süreçlerinin tamamında imzası bulunan Zakir, aynı zamanda projenin prodüktörlüğünü de üstlendi.

Sözleri başarılı söz yazarı Ali Özcan’a ait olan şarkı, çağdaş pop sound’u ve akılda kalıcı melodisiyle listelere hızlı bir giriş yapmaya hazırlanıyor.

Zakir, “Merhaba” ile hem teknik anlamda hem de müzikal tarz olarak kendine özgü bir çizgi yaratmayı başarıyor.

Prodüksiyon kalitesi ve modern tınısıyla dikkat çeken parça, pop müzik sahnesine yeni bir enerji getiriyor.

Şarkının kapak fotoğrafı ve görsel konsepti de Zakir’in kendi imzasını taşıyor.

Sanatçı, yeni dönemine güçlü bir mesajla adım atıyor:

> “Merhaba, benim için sadece bir şarkı değil; kariyerimde yepyeni bir sayfanın başlangıcı.”

“Merhaba”, şu anda tüm dijital platformlarda yayında.

https://open.spotify.com/intl-tr/album/56wofz9fqkAz3IY7yfT5DO

Youtube : https://www.youtube.com/watch?v=q6LmoGfEcNk