Yaşadığınız hayat gerçekten sizin mi?

Abone Ol

Şu an yaşadığınız hayat gerçekten sizin mi?

Lütfen, soruyu geçiştirmeyin. Bir an durun ve düşünün. Yıllarca sabah erkenden kalkıp gittiğiniz iş… Sizin seçiminiz miydi? Yoksa "çalışmak zorunda olduğunuz, başka da iş bulamadığınız için mi" o kapıdan girmiştiniz? Hayatınızdaki ilişkiler… Siz mi istediniz, yoksa “öyle olmalı” dendiği için mi sürdürdünüz? Peki ya geçmişteki yaşam biçiminiz… Sizi gerçekten mutlu mu ediyordu yoksa “böyle olması gerekir, başka ne olabilir ki” dendiği için mi yaşadınız?...

YAŞAM KUMANDASI

Ya şimdiki hayatınız... Emekli oldunuz, çocuklar büyüdü evden gitti, yalnızsınız... İstediğinizi yapabilirsiniz. Gerçekten yapıyor musunuz istediğinizi? Çoğumuz "Emekli olayım kafamı dinleyeceğim, kumandayı elime alacağım, bir daha da bırakmayacağım" diyoruz. O gün bugündür de televizyonun kumandası elimizde. Ama kendi yaşamımızın kumandasını elimizden düşürdük. Yaşam kumandamızın üzerinde hangi tuşlar vardı, hangi yaşamı seçeceğimize hangi tuşla karar verecektik. O tuşlar neydi? O tuşlar bizim değerlerimiz, değerlerimiz de hayatımızın görünmez pusulasıdır ve alacağımız kararları gösterir: Hangi işi kabul edeceğimizi, kiminle vakit geçireceğimizi, neye zaman ayıracağımızı, hatta neye inanacağımızı işaret eder. Dr. John Demartini’nin dediği gibi, değerlerimiz “parmak izimiz, retinamız ve ses tonumuz kadar bize özgüdür.” Başkasının parmak iziyle kimliğimiz saptanamaz. Aynı şekilde başkasının değerleriyle de mutlu olamayız. Ama çoğumuz yaşamlarımızı kurarken başkalarının değerlerini ya ödünç aldık ya da bize mirası kaldı. Mutlu olduk mu? Siz karar verin. Değerlerimizin farkında değildik. Aslında değerlerimizin farkına varmamız gerektiğini de bilmiyorduk. Onca şeyi akışın içinde yaşadık. Akışı belirleyen anne-babamızın nasihatleri, azarları, tavsiyeleriydi: “İyi bir iş,” “saygın bir meslek,” “düzgün bir hayat” … Ya da öğretmenlerimizin söyledikleri, sokağın öğrettikleriydi.

Bu değerlerin çoğuna “miras değerler” ya da "öğretilen değerler" diyebiliriz. Gerçekte bizim olmayan, ama sanki bizimmiş gibi yaşadığımız değerler. Değerlerimizin "miras değerler" olup olmadığını nasıl anlayacağız?

1. Başarılısınız ama mutlu değilseniz, hedeflerinize ulaştığınız halde hala içinizde bir boşluk varsa ve “Bir şeyler yanlış” duygusu sizi bırakmıyorsa,

2. Sürekli başkalarının onayını arıyorsanız, kararlarınızı verirken kendi sesinizi değil, çevrenizdeki seslere kulak veriyorsanız,

3. Değer-davranış çelişkisi yaşıyorsanız, “Aile önemli” deyip ailenizle beraber olmuyorsanız, “Dürüstlük önemli” deyip işte sürekli yalan söylemek zorunda kalıyorsanız, değerleriniz sizin değil, size öğretilmiş ya da miras kalmış demektir.

Peki, kendi özgün değerlerimizi nasıl buluruz, öğretilen değerlerden nasıl kurtuluruz? Kağıt kalemi alın:

1. Hiç düşünmeden ilk aklınıza gelen 10 en önemli şeyi yazın. Karşılarına yazdıklarınızın kimin için önemli olduğunu yazın. "BEN" veya "BAŞKALARI" diye ekleyin. Hangi değerlerinizin miras olduğunu göreceksiniz.

2.Geçmişte unutamadığınız en mutlu, gururlu anınızı düşünün. Ne yapıyordunuz, kiminleydiniz ve bu anları özel yapan neydi? Mutlu olduğunuz anlar gerçek değerlerinizi gösterir.

3. Yakın tarihte bir hayal kırıklığı ya da öfkelendiğiniz bir anı düşünün. Ne hissettiniz? Hangi değeriniz çiğnendi? Öfkelendiğiniz anlar, neye önem verdiğinizi gösterir.

"Öğretilen" veya "miras kalan" değerlerinizi değiştirebilirsiniz. Çünkü hayat sizin, değerler de sizin seçiminiz olmalı. Ancak o zaman yaşamınızı kendi istediğiniz gibi anlamlandırabilirsiniz.