Nihat AK/EGE TELGRAF- Ege Telgraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aylin Suphandağlı ile gazeteci Cihad Taysi’nin sunduğu 35. Paralel programında konuşan Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fikret Bayır, İzmir Kültürpark’tan verdiği mesajlarla siyasi gündemde geniş yankı uyandırdı. Bayır, yeni anayasa tartışmalarından ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine, ekonomiden sığınmacı politikasına kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulunurken, “Atatürk Cumhuriyeti’ni savunma zamanıdır”, “Hemen seçim”, “Teröre teslimiyet kabul edilemez” ve “Türkiye’de demografik işgal yaşanıyor” ifadeleriyle programın en çarpıcı çıkışlarına imza attı. Zafer Partisi’nin Türkiye için öngördüğü 5 yıllık hedefleri de anlatan Bayır, Cumhuriyet’in kurucu değerleri ekseninde yeni bir siyasi ve ekonomik düzen hedeflediklerini ifade etti.
ZP’NİN 5 YIL HAYALİ
İktidarda olacakları 5 yılın sonunda oluşmasını istedikleri tabloyu Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fikret Bayır şu sözlerle dile getirdi, “Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu üzerinde çalışacağız, yeniden parlamenter sisteme döneceğiz. Milletin yoksulluğunu kader olmaktan çıkaracak, ranta değil üretime ve halka dayalı bir ekonomik düzen kuracağız. Adaletin yeniden tesis edildiği, devlete güvenin yeniden sağlandığı, yoksulluğun aşılmaya başladığı bir Türkiye hedefliyoruz. Bütçe açığının ve dış ticaret açığının toparlandığı, vergi sisteminin yeniden düzenlendiği, ekonomik dengelerin kurulduğu ve halkın nefes almaya başladığı bir dönem oluşturacağız. Gençlerin geleceğe güvenle baktığı, devletine ve hukukuna inandığı bir ülke inşa edeceğiz. Beş yıl sonra Türk-Kürt, alevi-sünni ayrımlarının ve tartışmalarının geride kaldığı, herkesin kol kola yürüdüğü, ayrımcılığın sona erdiği, liyakatin esas alındığı, adaletin ve toplumsal barışın güçlendiği bir Türkiye hedefliyoruz.”
‘ATATÜRK HEYKELDE KALMAMALI’
Atatürk’ün yeterince tanınmamasına rağmen çok sevildiğine vurgu yapan Dr. Bayır, “Atatürk’ü anlatmak bana kadar kalmamalıydı. Önümüzde Atatürk gibi büyük bir rehber ve kılavuz var. Toplumun Atatürk’ü sevdiğini ancak yeterince tanımadığını düşünüyorum. Oysa Atatürk daha iyi tanındıkça ona duyulan saygı da artacaktır. Bu düşünceyle 2014 yılında ‘Strateji Ustası Atatürk’ kitabını yazdım. Çünkü Atatürk’ün stratejiyi, coğrafyayı ve harp sanatını nasıl kullandığının çok daha önce ve çok daha kapsamlı şekilde incelenmesi gerektiğine inanıyorum.
Amerika'nın Eğitim ve Doktrin Komutanlığı, Çanakkale için bir laboratuvar kurmuş. Gelibolu'daki Çanakkale Savaşı için altı komite oluşturmuşlar. Ve oradan aldıkları dersler Normandiya'yı başarmışlar. Aslında devlet böyle olunuyor. Atatürk’ün stratejik yönünü, harp sanatını ve coğrafyayı bir silah gibi nasıl kullandığını Çanakkale’den Sakarya’ya, oradan Büyük Taarruz’a kadar anlattık. O büyük insan, o büyük cesur komutan, devlet adamı, ekonomist, sosyolog hepsinden çünkü çok somut örnekler vermiş. Atatürk sadece meydanlarda bir heykel olarak kalmamalı. Daha iyi tanınmalıydı” ifadelerini kullandı.
TERÖRE TESLİMİYET SÜRECİ
‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin terör örgütüne bir teslimiyet sürecine dönüştüğünü savunan Genel Başkan Yardımcısı Dr. Bayır, “Terörle mücadele edilir, müzakere edilmez. Daha önce benzer süreçlerin Türkiye’yi hendek çatışmalarına ve ağır bedellere sürüklediğini gördük. 792 çoğu Özel Harpçi, güvenlik görevlilerimizi şehit verdik. Bu rakam Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan fazla. Bugün ‘terörsüz Türkiye’ adı altında yürütülen süreç, terör örgütünün taleplerinin ve dayatmalarının konuşulduğu bir noktaya taşınmıştır. Lozan’ın reddedildiği, Cumhuriyet’in suçlandığı, yeni anayasa ve hukuki düzenleme taleplerinin gündeme getirildiği bir yaklaşım kabul edilemez. Sanki Türkiye bir savaş kaybetmiş ve şimdi kendisine şartlar dayatılıyormuş gibi bir tablo oluşturulmaya çalışılıyor. Türk milleti bu süreci kabul etmiyor, biz de kabul etmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kocatepe’de büyük bedeller ödenerek kuruldu. Cumhuriyetin temel değerlerinin masada tartışma konusu yapılmasına izin verilemez. Millete rağmen böyle bir süreç yürütülemez, teröre teslimiyet kabul edilemez” diye konuştu.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
İktidarın anayasa değişikliğiyle yetinmeyip yeni bir anayasa hazırlığında olduğunu savunan Dr. Bayır, “Bu süreçte ilk üç maddenin şeklen korunacağı ancak içlerinin boşaltılacağı yönünde ciddi kaygılar bulunmakta. Anayasa’nın 101. Maddesi’ne göre bir kimsenin en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebilir. Mevcut cumhurbaşkanının bu 3. Dönemi. 4. için zorluyor. Anayasa 66 bizim sigortamız. Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür. Etnisite ya da mezhep temeli vatandaşların hukuki ve siyasi tanımında yok. Siyaseti etnisite ve mezhep üzerinden yaparsak bölünürüz, parçalanırız. Hiçbir siyasi parti Kürtlerin temsilcisi değil, DEM de değil. Bu memleketi hiçbirimize yar etmezler; ne Türk kalır ne Kürt. Biz etnisite üzerinden bu işi okumuyoruz. 40. madde diğer bir emniyet supaplarımızdan biridir; çünkü Türkçe eğitim ve laik eğitim vurgusu yapar. Hem Türkçe’yi kaldıracaklar hem laikliği kaldıracaklar. Türkiye'de mezhepler ve etnisitelerden oluşan siyasi yapıyla ancak Lübnan olur. Bölünürüz, parçalanırız. Su havzamız Arz-ı Mev'ud (Vadedilmiş Topraklar) sahibine gider. Büyük İsrail hevesine gider. Türkiye bu bölgede tekrar Sevr’e döner. Lozan'ı yok etmeye çalışıyorlar. Montrö'yü yok etmeye çalışıyorlar ama başaramayacaklar” dedi.
DEMOGRAFİK İŞGAL
Türkiye’de farklı kategorilerde yaklaşık 13 milyon yabancı olduğunu dile getiren Dr. Bayır, “Resmi verilerle sahadaki gerçeklik açısından ciddi farklar var. Türkiye'de yaklaşık 7 milyon Suriyeli, 2 milyon civarında Afgan ve farklı ülkelerden gelenlerle birlikte toplam 13 milyon civarında yabancı nüfus bulunmaktadır. Bu bir kavimler göçüdür. Bu bir demografik işgaldir.
Bu kitlesel göç; asayiş sorunlarına, sosyolojik ve toplumsal sorunlara, ekonomik sorunlara ve demografik sorunlara neden olmaktadır. Entegre olmuyorlar, olma niyetleri de yok. Tarih göstermiştir ki kitlesel göçler göç alan ülkelerin yönetimlerini ve rejimlerini hedef almıştır. Türkiye de bu riskle karşı karşıyadır. Doğum hızlarındaki büyük fark nedeniyle yapılan nüfus projeksiyonları tablonun daha da ürkütücü hale geleceğini göstermektedir. Bu sorunu behemehal çözmemiz lazım” şeklinde konuştu.
YAPISAL SORUNLAR
Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarının yıllardır çözülemediğini belirten Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fikret Bayır, “Bütçe açığı ve kronik dış ticaret açığı ekonominin temel hastalıkları haline gelmiştir. Dış ticaret açığına neden olan unsurlar yerli üretimle karşılanamadığı için parasal istikrar sağlanamamakta, enflasyon dizginlenememekte ve dolar ihtiyacı sürekli artmaktadır. Çözüm günü kurtaracak borçlar senaryoları değil ki Mehmet Şimşek'in yaptığı kendisi de ikinci kez Maliye Bakanı olmadan önce çok uluslu şirketlerde bu tip tefeci şirketlerde çalışıyordu. O şirketler grubunu iyi tanır. Türkiye'nin kendisine uygun bir sanayileşme politikası ve bununla entegre bir tarım politikası oluşturamadığı ortadadır. Geniş coğrafyamıza ve mümbit topraklarımıza rağmen tarımsal dış satımda potansiyelimizi kullanamıyoruz. Yüksek teknoloji ürünü ihracatımız ise sadece yüzde 3 seviyesindedir.
Özellikle petrokimya gibi dış ticaret açığına neden olan alanlarda mevcut sistem çözüm üretememektedir. Devletin girişimci olması ve stratejik sektörlerde yatırım yapması gerekmektedir. Türkiye'nin ihtiyacı günü kurtaran politikalar değil, dış ticaret açığını ortadan kaldıracak, üretimi artıracak ve ekonomide kalıcı dengeyi sağlayacak yapısal çözümlerdir. Bizim bu konularda büyük hazırlıklar yaptık” dedi.
18-24 YAŞ GRUBU
Kendilerini ilk anlayan gençlere yeni bir Türkiye inşa etme borçlarının olduğunu belirten Dr. Bayır, “Elimizdeki anketlerde 18-24 yaş grubunda Zafer Partisi 2. parti durumda. Bizi çok şükür en iyi gençler anladı. Gençlere de anne babanız size emanet, onları da alın partimize getirin diyoruz. Gençler Zafer Turizm'i çok seviyor. Otobüsle sığınmacıları ve kaçakları göndereceğiz, uçakla yurt dışındaki gençlerimizi memleketimize getireceğiz. Beyin göçüyle yurt dışına gitmiş gençlerimizi yeniden memleketlerine kazandıracağız. STK diyerek eğitimi adeta tarikat ve cemaatlere peşkeş çekmeye başladılar. Köy enstitülerini yeniden açacağız; köylümüzü, gençlerimizi ve toplumumuzu eğitecek, tarihimizi ve kültürümüzü öğreteceğiz” diye konuştu.
HEMEN ERKEN SEÇİM
Türkiye’deki tıkanmışlığın erken seçimle çözülebileceğine vurgu yapan Dr. Bayır, “Yapılması gereken tek şey millete ve milli iradeye dönmektir. Hemen seçimdir, erken seçimdir. Türkiye’nin sorunlarının çözümü için iş birliğine açık olduğumuzu daha önce de gösterdik. Ancak bunun net şartları var. Çalışılacak siyasi partilerin Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle, Atatürk’le, Türklük olgusuyla, Lozan Antlaşması’yla ve 1924 Anayasası’nın temel yaklaşımıyla bir sorununun olmaması gerekir. Bizi hiçbir zaman PKK'nın siyasi şubesi olan DEM ile bir siyasi matematik hesabı içinde göremezsiniz. Onlara oy verecek olanlardan da oy da istemiyoruz. Milletimizin oyu bize yeter. Bazı konular bizim için önceliklidir. Özellikle sığınmacılar ve kaçaklarla ilgili politikaların uygulanabilmesi için İçişleri Bakanlığı’nda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden yapılandırılması konusunda ise Savunma Bakanlığı’nda aktif sorumluluk almak istiyoruz. Bizim yaklaşımımız nettir; Atatürk’le ve Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle sorunu olmayan herkesle Türkiye’nin geleceği için çalışmaya hazırız” şeklinde konuştu.