"Kozak Yaylası’na virajlı yollardan tırmanırken ciğerlerinize dolan o keskin çam kokusu, sadece bir doğa olayı değildir. O koku; göğe uzanan asırlık ağaçların, kancasını gökyüzüne takan cesur insanların ve toprağa düşen her kozalakta yatan bin yıllık bir emeğin nefesidir." Yıllardır Bakırçay Ovası’nın, Bergama’nın her köşesini karış karış gezen, Kozak’ın karlı kışında da sıcak yazında da köylünün çayını içip derdini dinleyen bir gazeteci olarak; bu kez kalemi sadece tek bir mucizeye ayırmak istedim: Kozak Çam Fıstığı.

Arabaya gerek yok! İzmir'in Maldivler'i denilen ada: Kumlar incecik, deniz cam gibi hem de uygun fiyatlı
Arabaya gerek yok! İzmir'in Maldivler'i denilen ada: Kumlar incecik, deniz cam gibi hem de uygun fiyatlı
İçeriği Görüntüle

PİNDASOS’TAN GÜNÜMÜZE MUCİZE

Kozak Yaylası’nın antik çağdaki adı Pindasos’tu. Bu dağların jeolojik yapısı, granit ve mikaşist kayaların binlerce yıllık rüzgar ve yağmurla çözünmesi sonucu ortaya asidik, potasyum açısından zengin ve su geçiren benzersiz bir toprak çıkardı. İşte fıstık çamı (Pinus pinea), dünyada en çok bu toprağı sevdi. Pergamon Krallığı döneminde bu ormanlar krallığın gözü gibi koruduğu stratejik bir alandı. Dünyanın ilk büyük tıp merkezlerinden Asklepion’da görev yapan ünlü hekim Galenos (Galen), Kozak fıstığını sadece bir yiyecek değil, kuvvetli bir şifa kaynağı olarak reçetelerine yazdı. Bal ve susamla karıştırılan çam fıstığı; akciğer rahatsızlıklarına, güçsüzlüğe ve hastalıklardan sonraki halsizliğe karşı doğal bir iksir gibi sunulurdu. Roma lejyonerleri ise uzun Anadolu ve Doğu seferlerine çıkarken çantalarında mutlaka Kozak fıstığı taşırdı. Bozulmayan yapısı, yüksek proteini ve verimli kalorisiyle antik çağın adeta "enerji barı"ydı. Osmanlı dönemine gelindiğinde ise Kozak fıstığı, saray mutfaklarının, zengin dolmaların ve helvaların vazgeçilmez ihtişam simgesi oldu.

“Yeşil Altın”In Asırlık Destanı! (4)

ORMANA "EVLAT" GİBİ BAKAN KÖYLÜ

Türkiye’nin dört bir yanında orman ile insan arasında süregelen o mesafeli ilişki, Kozak’ta hiç yaşanmadı. Kozak insanı bu ağaçlara "devletin odunu" gözüyle bakmadı; her bir fıstık çamını evladı gibi büyüttü, aşılattı ve korudu. Dededen toruna devredilen bu zilyetlik ve koruma bilinci sayesinde Kozak ormanları dimdik ayakta kaldı ve bölgedeki 16-17 köyü (Yukarıbey, Göbeller, Demircidere, Aşağıcuma vb.) onlarca yıl boyunca Türkiye’nin en refah köy topluluklarından biri haline getirdi.

“Yeşil Altın”In Asırlık Destanı! (3)

GÖKYÜZÜ CAMBAZLARI VE ZORLU SINAV

Kozak’ta çam fıstığı toplamak, sadece bir tarım işi değil, adeta bir ata sporu ve tehlikeli bir zanaattır. "Kozak Tırmanıcıları", Ellerinde metrelerce uzunluktaki özel kancalarıyla 20-30 metrelik dev çam ağaçlarının tepesine neredeyse hiç emniyet ekipmanı olmadan tırmanır. Gökyüzünde dengede durarak kozalakları tek tek düşürürler. O kozalaklar çuvallanır, güneşte kurutulur, kırılır ve içindeki o bembeyaz, kremsi "altın" ortaya çıkar.

REKOLTE KAYBI VE İKLİM KRİZİ

Ancak ne yazık ki bugün Kozak Yaylası ciddi bir sınavdan geçiyor. Son 10-15 yıldır iklim değişikliğinin getirdiği kuraklık, madencilik baskıları ve en önemlisi Leptoglossus occidentalis (çam kozalak emici böceği) gibi zararlılar nedeniyle rekoltede büyük düşüşler yaşandı. Bir dönem yılda 1.500–2.000 ton beyaz altın üreten Kozak, zorlu süreçlerle karşı karşıya kaldı. Ancak Kozak köylüsü toprağını ve ağacını terk etmedi. Akademisyenlerin desteği, biyolojik mücadele adımları ve yerel kurumların çabalarıyla orman tekrar eski verimine kavuşturulmaya çalışılıyor.

“Yeşil Altın”In Asırlık Destanı! (2)

DÜNYA PAZARLARINDA MARKA

Kozak çam fıstığı; Çin veya İspanya fıstıklarına benzemez. Aroması, yumuşaklığı ve içerdiği zengin pinolenik asit oranıyla dünyadaki en kaliteli fıstıktır. Gram altınla yarışan kilogram fiyatıyla bu ürün, sıradan bir kuruyemiş muamelesi göremez. AB Coğrafi İşaret Tescili: Kozak fıstığının Türkiye'deki tescili yetmez; Avrupa Birliği nezdinde Coğrafi İşaret Tescili tamamlanarak küresel ölçekte korumaya alınmalıdır. Üreticiler ürünlerini dökme veya çuval işi satmaktan tamamen vazgeçmelidir. "Kozak Selection" gibi prestijli bir marka çatısı altında toplanılmalıdır. Ambalaj üzerine eklenecek QR kodlar ile Avrupalı bir tüketici, satın aldığı fıstığın Kozak’ın hangi köyündeki asırlık ağaçtan, nasıl bir tehlikeli tırmanışla toplandığını izlemelidir. Gurme Restoranlar ve Michelin Şefleri: Ürün, sıradan market raflarına değil; Londra, Paris, Milano ve New York’taki lüks şarküterilere ve Michelin yıldızlı şeflerin mutfaklarına "dünyanın en nadir çam fıstığı" olarak sokulmalıdır. (Tahsin Tuna)

Kaynak: EGE TELGRAF