İzmir’in Kınık ilçesinde tıbbi ve aromatik bitkilere yönelik kurulan Kınık Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin (TDİOSB) 2027’de üretime geçmesi planlanıyor. İlaç, kozmetik ve gıda sanayisinin stratejik ham maddeleri arasında yer alan tıbbi ve aromatik bitkiler için kurulan bölge, Türkiye’de bu alandaki ilk ihtisas organize sanayi bölgesi olma özelliğini taşıyor.
1,3 MİLYON METREKARELİK ALAN
Kınık ilçesinde 1,3 milyon metrekarelik alana kurulan OSB’de 56 sera parseli, 41 işleme parseli, 8 hizmet ve destek alanı ile 2 idari ve sosyal tesis alanı bulunuyor. Bölgenin yaklaşık yüzde 48’ini sera parselleri, yüzde 26’sını ise işleme parselleri oluşturuyor.
LOJİSTİK AVANTAJI DİKKAT ÇEKİYOR
Organize sanayi bölgesinin İstanbul-İzmir Otoyolu, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Aliağa’daki limanlara yakınlığıyla lojistik açıdan avantaj sağladığı belirtildi. Seralarda tıbbi ve aromatik bitkiler ile tohum ve fide üretimi yapılacak, elde edilen ürünler bölgede kurulacak tesislerde işlenerek uçucu yağ ve ekstrakt gibi yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülecek.
ALTYAPI VE PARSEL DURUMU
Altyapı çalışmaları kapsamında çevre duvarının büyük bölümünün tamamlandığı, yol, kanalizasyon, internet ve doğal gaz altyapı çalışmalarının sürdüğü aktarıldı. Bölgede parsellerin yaklaşık yüzde 20’sinin tahsis edildiği bildirildi.
SIFIR ATIK VE ENDÜSTRİYEL SİMBİYOZ
Bölgede sıfır atık ve endüstriyel simbiyoz modelinin uygulanacağı belirtildi. Seralarda üretilen bitkiler ile çevre illerden gelecek bitkisel atıkların işlenerek ekonomiye kazandırılması planlanıyor. İlk üretimin gelecek yıl başlaması hedeflenirken, tam kapasiteye ulaşıldığında yaklaşık 3 bin kişilik istihdam öngörülüyor.
OLUNGOYSOY’DAN PROJEYE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
Kınık TDİOSB Yönetim Kurulu Başkanı Enver Olgunsoy, Türkiye’nin üç kıtanın kesişim noktasında bulunması nedeniyle zengin bitki çeşitliliğine sahip olduğunu belirtti. Olgunsoy, organize sanayi bölgesinin Türkiye’de ilk, dünyada ise tek olduğunu ifade ederek "Bu çeşitliliğin ülkemize önemli bir potansiyel sunduğunu düşünüyoruz. Türkiye'deki tıbbi ve aromatik bitkilerinin bazılarının endemik olduğunu da belirtmek gerekir. Gül yağı, kekik, defne, adaçayı gibi birtakım aromatik bitkilerde dünya şampiyonuyuz ve ürünleri dünyaya sunuyoruz. Bu organizeyle tıbbi ve aromatik bitkileri ileri ekstraksiyon ve teknolojik tesislerle işlemeyi daha da ileri aşamaya getirmeyi düşünüyoruz" değerlendirmesini yaptı. Olgunsoy, bölgede sera, işleme tesisi ve AR-GE merkezlerinin yanı sıra tıbbi ve aromatik bitkiler alanında eğitim verecek bir meslek yüksekokulunun da kurulmasının hedeflendiğini söyledi. Ayrıca yatırımcıların çeşitli hibe ve desteklerden yararlanabileceğini belirten Olgunsoy, "Burada gelecek yıl üretime başlanacak. Şu anda parsel sahipleri bununla ilgili harekete geçmek üzere bekliyorlar. Projelerini hazırlıyorlar. Biz de onlara tahsis yapıyoruz. Süratle de dolacağını düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
60 - 70 MİLYON DOLARLIK TİCARET HACMİ
Olgunsoy, bölgenin sektörde ithalatın azaltılmasına katkı sunacağını ve yüksek katma değerli ihracatla gelir sağlayacağını vurguladı. Bölgenin tam kapasiteye ulaşmasıyla yıllık asgari 60–70 milyon dolarlık ticaret hacmi hedeflendiğini belirten Olgunsoy, "Tamamen dolduğunda, üretimi sürdürebilir hale geldiği zaman yıllık asgari 60-70 milyon dolarlık ticaret hacmi olacak. Yurt dışından ithal getirdiğimiz bazı ürünleri önleyeceği gibi bölgemizden yurt dışına satacağımız da var. Bazı endemik ürünlerimiz de var bizim. Endemikleri de burada yetiştirdiğimizde bütün dünyaya satma şansı olacaktır. Bu, o nedenle çok daha önemli bir organizedir" dedi.