Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Dokuz Eylül Üniversitesi’nin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’ne katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere İzmir’e geldi. Özvar, üniversitelerin Terörsüz Türkiye sürecine bilimsel çalışmalarıyla katkı sunması gerektiğini belirtirken, mesleki eğitimde başlatılan dönüşümün kısa sürede ülke genelinde yaygınlaştırılacağını söyledi.
İzmir’de üniversitelerin akademik faaliyetleri ve bilimsel projeleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Özvar, yapay zekanın bilgiye erişim biçimini değiştirdiğine dikkat çekti. Türkiye’nin bilimsel yayın alanındaki yükselişine de değinen Özvar, ülkenin yayın sayısı bakımından 213 ülke arasında 2002’de 29’uncu sıradayken bugün 15’inci sıraya yükseldiğini açıkladı.
ÜNİVERSİTELERE TERÖRSÜZ TÜRKİYE ÇAĞRISI
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde düzenlenen akademik yıl açılış töreninde konuşan Erol Özvar, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleri yürüten kurumlar olmadığını söyledi. Üniversitelerin aynı zamanda ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik meselelerinin çözümünde de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Özvar, Terörsüz Türkiye hedefinin de bu sorumluluk alanlarından biri olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan Terörsüz Türkiye hedefinin ülkenin huzur ve güvenliğini güçlendireceğini, milli birlik ve kardeşliği pekiştireceğini ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacağını dile getiren Özvar, yükseköğretim camiasına çağrıda bulundu.
Özvar, üniversitelerin akademik birikimi, bilimsel bilgi kapasitesi ve araştırma gücüyle sürece katkı sağlaması gerektiğini belirterek, "Üniversitelerimiz, düzenleyecekleri paneller, konferanslar ve çalıştayların yanı sıra yürütecekleri akademik araştırmalarla Terörsüz Türkiye hedefini farklı boyutlarıyla incelemelidir. Bu çalışmaların bulguları ve değerlendirmeleri, kamuoyuyla açık ve anlaşılır bir biçimde paylaşılmalıdır" dedi.
Bilimsel çalışmaların gençler başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinde konuya ilişkin bilgi ve farkındalığı artıracağını ifade eden Özvar, üniversitelerin milli birlik ve beraberliğin güçlendirilmesine katkı sunacağına inandığını söyledi.

İŞLETMEDE MESLEKİ EĞİTİM TÜRKİYE GENELİNE YAYILACAK
Mesleki eğitimde yürütülen dönüşümün merkezine İşletmede Mesleki Eğitim modelini aldıklarını belirten Özvar, bu modelle öğrencilerin bilgi ve becerilerini doğrudan üretim ve çalışma hayatı içerisinde geliştirmelerinin amaçlandığını anlattı.
Model kapsamında ön lisans ve lisans programlarında en az bir yarıyıllık uygulama dönemi öngörüldüğünü aktaran Özvar, işletmelerde geçirilen sürenin öğrencilerin eğitim hayatında önemli bir yer tutacağını söyledi. Öğrencilerin akademik ortamda edindikleri bilgileri gerçek üretim süreçlerinde uygulayacağını belirten Özvar, mesleki becerilerin yapılandırılmış ve ölçülebilir bir eğitim anlayışıyla geliştirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Uygulamanın kurumsal çerçevesinin yayımlanan usul ve esaslarla belirlendiğini kaydeden Özvar, "İlk aşamada Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara'da başlattığımız pilot uygulama, yaklaşık 120 bin öğrencimizin öğrenim gördüğü 185 mesleki ön lisans programını kapsamaktadır. Pilot uygulamalardan elde edeceğimiz sonuçlar doğrultusunda, İşletmede Mesleki Eğitim modelini en kısa sürede ülke genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
İzmir’in de pilot uygulamanın yürütüldüğü kentler arasında yer aldığını hatırlatan Özvar, üniversiteler ile sektör arasındaki iş birliğinin modelin başarısında önemli rol oynadığını söyledi.
Bu kapsamda 9 Nisan 2026’da Ege Bölgesi Sanayi Odası ile iş birliği protokolü imzalandığını belirten Özvar, öğrencilerin işletmelerde eğitim almalarının yanı sıra müfredatların sektörün katkısıyla güncellenmesi, yeni programların birlikte hazırlanması ve ortak araştırma-geliştirme çalışmaları yürütülmesinin hedeflendiğini kaydetti.
Özvar, Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulları Projesi hakkında da bilgi verdi. Proje kapsamında 19 üniversite bünyesinde faaliyet gösteren 20 meslek yüksekokulundaki 105 programda 7 bini aşkın öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Özvar, mezunların istihdam oranlarının yüzde 90’lara ulaştığını açıkladı.
“BİLGİ TRANSFERİ DÖNEMİ ARTIK KAPANMIŞTIR”
Üniversitelerde eğitim anlayışının teknoloji ve bilgiye erişimdeki değişim doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğini ifade eden Özvar, bilginin toplumun tüm kesimlerine hızlı biçimde ulaşabildiğini söyledi.
Teknolojik gelişmelerle birlikte üniversitelerin bilgi üzerindeki tekelinin büyük ölçüde kırıldığını belirten Özvar, geçmişte üniversitelerin bilimsel ve teknik bilgiyi üreten, bünyesinde tutan ve topluma aktaran kurumlar olduğunu hatırlattı.
Günümüzde bilgiye erişimin çok daha kolay hale geldiğini ifade eden Özvar, bu durumun öğretim elemanlarının rolünün ve ders içeriklerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığını söyledi.
Özvar, yalnızca kitaplardan bilgi aktarımına dayalı eğitim anlayışının artık yeterli olmadığını belirterek, "Bilgi transferi dönemi artık kapanmıştır." dedi. Öğrencilerin derslerde edindikleri bilgileri uygulamayla ve gerçek hayatla birleştirecek eğitim yöntemlerine ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Özvar, üniversitelerin öğrencilerin beceri, yetenek ve yetkinliklerini geliştirecek biçimde yeniden yapılandırılması gerektiğini ifade etti.
Ders içerikleri, öğretim yöntemleri ve öğrencilerden beklenen kazanımların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özvar, klasik amfi ve sınıf derslerinin uygulamalı eğitim yöntemleriyle desteklenmesinin önemine dikkat çekti.
ÖZVAR’DAN YAPAY ZEKA UYARISI
Yapay zekanın bilgiye erişim ve öğrenme süreçlerini önemli ölçüde değiştirdiğini belirten Özvar, öğrencilerin akıllı telefonlar üzerinden çok sayıda yapay zeka uygulamasına kolaylıkla ulaşabildiğini söyledi.
Bu durumun öğretim elemanlarının sorumluluğunu da artırdığını ifade eden Özvar, yapay zeka araçlarının sunduğu bilgilerin doğruluğunun ve güvenilirliğinin sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Yapay zekanın etik kurallara uygun kullanılmamasının öğrenciler açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirten Özvar, üniversite yönetimlerine bu konuda çağrıda bulundu.
Üniversitelerde yapay zeka araçlarının etkili kullanımına yönelik seminerler düzenlenmesini isteyen Özvar, öncelikle öğretim elemanlarının uzmanlardan eğitim alması gerektiğini söyledi.
Özvar, "Mutlaka hem hocalarımız hem de öğrencilerimizin bugün kullandıkları yapay zeka araçlarının sınırlarını, içeriğini, bu aldıkları bilgilere ne kadar güvenip güvenemeyeceklerini mutlaka öğretmeliyiz" ifadelerini kullandı.
Yapay zeka uygulamalarının verdiği her yanıtın kesin ve tartışılmaz doğru olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirten Özvar, öğrencilerin bu bilgileri bilimsel şüphecilik ve eleştirel düşünme çerçevesinde değerlendirmelerinin önemine dikkat çekti.
TÜRKİYE BİLİMSEL YAYINDA 15’İNCİ SIRAYA YÜKSELDİ
Türkiye’nin yükseköğretim alanındaki bilimsel üretimine ilişkin verileri de paylaşan Özvar, ülkenin önemli bir yükseliş kaydettiğini söyledi.
Türkiye’nin makale ve derleme türündeki yayın sayısı bakımından 213 ülke arasında 2002 yılında 29’uncu sırada bulunduğunu belirten Özvar, bugün 15’inci sıraya yükseldiğini açıkladı.
Bilimsel yayınların niteliğinde de ilerleme sağlandığını ifade eden Özvar, Q1 ve Q2 kategorisindeki dergilerde yayımlanan çalışmaların toplam yayınlar içerisindeki oranının 2019’da yaklaşık yüzde 34 seviyesindeyken 2025’te yüzde 58’in üzerine çıktığını söyledi.
Araştırma üniversitelerinde bu oranın yüzde 79’a ulaştığını ve OECD ortalamasının yakalandığını belirten Özvar, üniversitelerin uluslararası görünürlüğünün de güçlendiğini kaydetti.
2026 yılı uluslararası üniversite sıralamalarında 6 Türk üniversitesinin ilk 500 içerisinde yer aldığını belirten Özvar, bunlardan 2’sinin ilk 300’e girdiğini hatırlattı.
Özvar, 2027 yılına ilişkin başka bir uluslararası sıralamada ise Türkiye’nin 124 üniversiteyle en fazla temsil edilen üçüncü ülke olduğunu ifade etti. Türkiye’nin hedefinin en az 2 üniversiteyi dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına taşımak olduğunu belirten Özvar, üniversite kaynaklı patent ve faydalı model başvurularının da arttığını söyledi.
2022’de bin 298 olan üniversite kaynaklı patent ve faydalı model başvurularının 2025’te 2 bin 352’ye yükseldiğini belirten Özvar, tescil sayısının ise 900’e ulaştığını açıkladı. Özvar, bilimsel üretimin teknolojiye ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlamasının önemini vurguladı.
TÜRKİYE’NİN SU ALTI KÜLTÜR MİRASI HARİTALANIYOR
Erol Özvar, İzmir programı kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsünü de ziyaret etti. Özvar, burada yürütülen bilimsel araştırmalar hakkında bilgi aldı.
Enstitü Müdürü Prof. Dr. Harun Özdaş, Piri Reis Araştırma Gemisi ile Türkiye denizlerinde doğal kaynaklar, petrol ve doğal gaz alanlarında çalışmalar yürütüldüğünü aktardı.
Özdaş ayrıca “Mavi Miras” projesi kapsamında su altındaki batık gemilerin, tarihi yerleşimlerin ve kültürel mirasın ileri teknoloji ve robotik sistemler kullanılarak haritalandırıldığını anlattı.
Proje kapsamında Osmanlı su altı kültür mirasına ilişkin coğrafi bilgi sistemi ve veri tabanı oluşturulduğu da belirtildi.





