Yolcu

Abone Ol

Zamansızlığın izinde bir sanatçı: Adviye Bal

Çağdaş sanat sahnesinde özgün dili ve derinlikli anlatımıyla öne çıkan Adviye Bal, resim ve heykel alanındaki üretimleriyle izleyiciyi hem bireysel hem de evrensel bir sorgulama alanına davet ediyor. Sanatını yalnızca estetik bir ifade biçimi olarak değil, aynı zamanda varoluşa dair bir araştırma alanı olarak konumlandıran Bal, özellikle “zaman” kavramı üzerine geliştirdiği düşünsel altyapıyla dikkat çekiyor. 1963 yılında Mersin’in Tarsus ilçesinde doğan sanatçının sanatla kurduğu bağ, çocukluk yıllarına uzanıyor. Yaratıcılığın desteklendiği bir aile ortamında büyüyen Bal, henüz 16 yaşındayken ilk kişisel sergisini açarak sanat yolculuğuna erken bir adım attı. 1980 öncesi Türkiye’nin koşulları nedeniyle sanat eğitimine ara vermek zorunda kalsa da, sanattan hiçbir zaman kopmadı. İlk yükseköğrenimini Coğrafya alanında tamamlayan sanatçı, doğa ve insan ilişkisine duyduğu ilgiyi bu süreçte derinleştirdi. 2004 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Bölümü’nden mezun olarak akademik eğitimini tamamladı. Adviye Bal’ın sanatsal pratiği, üç ana dönem üzerinden okunuyor. İlk döneminde iç dünyasına yönelen sanatçı, sembolik ve mikro düzeyde kompozisyonlar üretti. İkinci dönemde insan ve dünya ilişkisini odağına alırken, son döneminde makro evren, bilinmeyenler ve bu bilinmezliklerin insan zihni üzerindeki etkilerini irdelemeye başladı. Bu üç aşama, onun sanatında “zaman” kavramını merkezî bir noktaya taşıdı. Bal’a göre zaman, mutlak bir gerçeklikten ziyade, insan algısının bir ürünü olabilir. Büyük Patlama öncesinde “an” kavramının dahi var olmadığı düşüncesinden yola çıkan sanatçı, zamanın varlığına dair kabulleri sorguluyor. Bu yaklaşım, eserlerinde hem felsefi hem de görsel katmanlar oluşturuyor. Sanatçı, insanın yalnızca fiziksel bir varlık olmadığını, aynı zamanda zamansız bir enerji boyutuna da sahip olduğunu savunuyor ve figürlerinde bu ikili yapıyı yansıtıyor. Resim ve heykel arasında kurduğu bağ da üretimlerinin önemli bir parçası. Heykellerinin, resimlerindeki kompozisyonlardan beslendiğini ifade eden Bal, farklı disiplinlerde üretmenin kendisi için bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Renk ise sanatçının en güçlü ifade araçlarından biri. Kendini “renkçi” olarak tanımlayan Bal, sezgisel ve özgür renk kullanımıyla dikkat çekiyor. İnsanın evrendeki yerini sorgulayan eserleriyle öne çıkan Adviye Bal, bireyin sandığından çok daha küçük ve geçici bir varlık olduğuna dikkat çekerken, bu farkındalığın hayatın anlamını yeniden düşünmeye kapı araladığını ifade ediyor. Sanatçı, izleyiciden gelen olumlu geri dönüşlerin üretim motivasyonunu güçlendirdiğini de sözlerine ekliyor.

Baboli01’den “Yolcu” ile duygulara yolculuk: 29 günde milyonlara ulaşan ses

Dijital müzik dünyasında son dönemin en dikkat çekici çıkışlarından birine imza atan Baboli01, “Yolcu” çalışmasıyla yalnızca bir şarkı değil, kültürler arası güçlü bir bağ kuruyor. 58 bölümlük dev akustik serisiyle müzikseverlerin karşısına çıkan sanatçı, Anadolu’nun çok sesli mirasını modern dokunuşlarla yeniden yorumlayarak geniş kitlelere ulaştırıyor. “Deyişler bizim canımız, Karadeniz ruhu keyfimiz” anlayışıyla yola çıkan Baboli01; Alevi deyişlerinden Karadeniz türkülerine, Kürtçe eserlerin derin ruhundan Anadolu’nun farklı ezgilerine kadar uzanan geniş bir repertuvar sunuyor. Her bir eserde samimiyet ve saygıyı ön planda tutan sanatçı, geleneksel müziği günümüz dinleyicisiyle buluşturmayı başarıyor. Baboli01’in yükselişinde en dikkat çeken unsurlardan biri ise dil sınırlarını aşan yorum gücü. Kürtçe bilmemesine rağmen, bu coğrafyanın kadim eserlerine duyduğu bağlılık ve içtenliği, dinleyicilerden büyük takdir topluyor. Sosyal medyada yapılan “Kürtçe bilmiyorsun ama birçok kişiden daha iyi hissederek söylüyorsun” yorumları, sanatçının müziği sadece teknik değil, duygusal bir bağla icra ettiğini ortaya koyuyor. Rakamlar da bu etkiyi açıkça ortaya koyuyor. Baboli01’in müzik yolculuğu, yalnızca 29 gün içerisinde 7.3 milyon izlenmeye ulaşarak dijital platformlarda adeta bir başarı hikâyesine dönüştü. Yüzde 91.2 oranında “Sizin İçin” akışında yer alması, sanatçının farklı kesimlerden dinleyicilere ulaşabildiğini gösterirken; 308 bin beğeni ve 27 bin yorumluk etkileşim, bu müziğin sadece dinlenmediğini, aynı zamanda sahiplenildiğini kanıtlıyor. Hollanda’da sürdürdüğü 25 yıllık müzik birikimini Türkiye’ye taşıyan Baboli01, misyonunu ise şu sözlerle özetliyor: “Geçmişin emanetini geleceğe taşımak istiyorum. Bu toprakların tüm sesleri bizim mirasımız. Gençlere bu zenginliği modern soundlarla anlatmak benim sorumluluğum.”

Sanatçının ses getiren çalışması “Yolcu”yu izlemek isteyenler için YouTube bağlantısı:
https://youtu.be/6JQ7yYLK_II?si=LMFdtBSJGadazCJ-
TikTok’ta @baboli01offical kullanıcı adıyla içeriklerini paylaşan Baboli01, aynı zamanda Spotify’da da dinleyicilerle buluşuyor. “Yolcu”, yalnızca bir müzik çalışması değil; Anadolu’nun farklı renklerini tek bir yürekte buluşturan, kültürler arasında köprü kuran güçlü bir anlatı olarak öne çıkıyor.

Cem Sözer’den duygusal bir Maxi Single: “Affeder Misin?” yayında

Bağımsız müzik sahnesinin dikkat çeken isimlerinden Cem Sözer, yeni maxisingle çalışması “Affeder misin?” ile dinleyicisinin karşısına çıktı. 12 Nisan itibarıyla tüm dijital platformlarda yayınlanan proje, sanatçının yıllara yayılan sahne deneyimini ve müzikal birikimini güçlü bir şekilde yansıtıyor.

Uzun yıllardır müziğin içinde olan Cem Sözer; bar sahneleri, canlı performanslar ve çeşitli etkinliklerde edindiği tecrübeyle dinleyiciyle kurduğu samimi bağ ve sahnedeki doğal duruşuyla öne çıkıyor. Farklı müzik yarışmalarında elde ettiği dereceler ve amatör dönemden bu yana sürdürdüğü üretim disiplini, onun sanat yolculuğunun temel taşlarını oluşturuyor.

Müzikal kariyerinde önemli isimlerle çalışma fırsatı yakalayan Sözer, prodüktör ve müzisyen Can Şengün ile olan iş birlikleri sayesinde müziğini daha da derinleştirdi. Farklı enstrümanlara olan hâkimiyeti ve detaylara verdiği önem, onun özgün tarzını belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Türkçe pop, arabesk, elektronik ve nostaljik tınıları modern düzenlemelerle harmanlayan sanatçı; aşk, özlem ve pişmanlık gibi evrensel duyguları içten bir anlatımla dinleyicisine sunuyor. Özellikle duygusal vokal performansı ve hikâye anlatımına verdiği önem, Sözer’in müziğini farklı kılan en belirgin özelliklerden biri.

İki şarkıdan oluşan “Affeder misin?” maxisingle’ında yer alan eserler:

Affeder misin?
https://www.youtube.com/watch?v=khUre6xdKpk&list=OLAK5uy_lWkWpQP4-srxDLGFXzYvnyfEFnZEd0lT4

Yine de Sen
https://www.youtube.com/watch?v=N3W_NZ4sf98&list=OLAK5uy_lWkWpQP4-srxDLGFXzYvnyfEFnZEd0lT4&index=3

Projeye adını veren “Affeder misin?”; melodik yapısı, etkileyici nameleri ve yoğun duygusal atmosferiyle öne çıkarken, “Yine de Sen” ise anlatımındaki içtenlik ve sade gücüyle dikkat çekiyor.

Cem Sözer, hızlı tüketilen müzik anlayışının ötesinde, kalıcı ve zamana yayılan işler üretme hedefiyle yoluna devam ediyor. Yeni maxisingle’ı ise bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri olarak müzikseverlerin beğenisine sunulmuş durumda.

Müziğin yükselen sesi: Deniz Güleryüz

İstanbul Kartal’da 1985 yılında dünyaya gelen Deniz Güleryüz, müzik yolculuğunu istikrarlı adımlarla büyüten ve son dönemde adından sıkça söz ettiren sanatçılar arasında yer alıyor. Dream Türk TV’den aldığı “Yılın Başarılı Yükselen Kadın Sanatçısı” ödülüyle başarısını taçlandıran Güleryüz, güçlü sesi, özgün projeleri ve sahnedeki enerjisiyle dikkat çekiyor.

Müzikle tanışması ise hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri. Sanatçı, müziğe ilk adımını Murat Yeşilçalı’nın desteğiyle attı. Bu tanışma kısa sürede ciddi bir hedefe dönüştü ve 2002 yılında hazırladığı TRT Türkü repertuvarı ile müzik dünyasına profesyonel bir giriş yaptı. Türk müziğine duyduğu bağlılık ve disiplinli çalışması, onun sanat yolculuğunun temelini oluşturdu.

Yıllar boyunca kendini geliştiren Deniz Güleryüz için 2025 yılı kariyerinde özel bir yere sahip. Güven Müzik Prodüksiyon çatısı altında hazırlanan ilk single çalışması “Hani Ayrılmazdık”, dinleyicilerle buluşarak sanatçının profesyonel müzik yolculuğunda yeni bir sayfa açtı. Sözü ve müziği Özgür Ata’ya ait olan eserin yönetmen koltuğunda ise Adem Baysal yer aldı. Parça kısa sürede dikkat çekerek Güleryüz’ün müzikseverler tarafından daha geniş kitlelerce tanınmasını sağladı.

Sanatçı şimdi ise yeni projesi için heyecanlı bir hazırlık sürecinde. Aranjesini Yakup Ekin’in üstlendiği “Özlüyorum Özlemem mi” adlı yeni eser, yine Güven Müzik etiketiyle dinleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor. Bu yeni çalışma, sanatçının duygusal yorum gücünü ve müzikal kimliğini bir kez daha ortaya koyacak.

Deniz Güleryüz’ün sanat yolculuğunda en büyük ilham kaynaklarından biri ise rahmetli anneannesi Remziye Yeşilçalı. Sanatçı, müziğin her notasına yansıyan duygularında anneannesinin izlerini taşıdığını ifade ediyor.

Yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı, özgün projeleri ve çok yönlü birikimiyle dikkat çeken Deniz Güleryüz; güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, sahnedeki ışıltısı ve zarafetiyle de müzik dünyasında kendine sağlam bir yer edinmeye devam ediyor. Yapım şirketi Güven Müzik, sponsoru Mücahit Ay, Alakuş Müzik Yapım, yönetmen Adem Baysal ve sahne ismi 96Bavo olarak bilinen BaverYeşilçalı’nın destekleriyle yoluna kararlılıkla devam eden sanatçı, yeni projeleriyle adından daha çok söz ettirmeye hazırlanıyor.

Rakamlardan insan hikâyelerine: Keriman Keser’in dönüşüm yolculuğu

Keriman Keser’in hikâyesi, güvenli görünen bir kariyerden, insan odaklı bir mesleğe uzanan cesur bir dönüşümün dikkat çekici örneği. İş hayatına bankacılık sektörüyle başlayan Keser, özel bir bankada geçirdiği 5 yılın ardından içindeki “buraya ait değilim” duygusunu daha fazla görmezden gelmeyerek istifa etti.
Kariyerine bir süre daha finans alanında devam eden Keser, özel şirketlerde muhasebe ve finans müdürlüğü ve yöneticilik görevleri üstlendi. Ancak dışarıdan bakıldığında başarılı görünen bu süreç, onun iç dünyasında karşılık bulmadı. Bu farkındalık, hayatının yönünü kökten değiştirecek adımların başlangıcı oldu.
40’lı yaşlara yaklaşırken rotasını tamamen değiştiren Keser, sosyoloji eğitimiyle yeni bir yolculuğa çıktı. Ardından pedagojik formasyon alarak felsefe grubu öğretmeni oldu ve eğitim alanında çalışmaya başladı. Rehber öğretmenlik sürecinde çocukların yaşadığı birçok sorunun temelinde aile dinamiklerinin yattığını fark etmesi, onu aile danışmanlığı alanına yönlendirdi.

Bu doğrultuda psikoloji ve sosyoloji alanlarında yüksek lisans eğitimlerini tamamlayan Keser; çift terapisi, bireysel danışmanlık ve cinsel terapi gibi bilimsel temelli eğitimlerle uzmanlığını pekiştirdi. Dört farklı okulda rehber öğretmen ve aile danışmanı olarak görev alarak yüzlerce çocuk ve ebeveynin hayatına dokundu.
Edindiği bilgi ve deneyimi daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla kurucusu olduğu U.S Danışmanlık ve Eğitim Merkezi ile çalışmalarını sürdüren Keser, birey ve çiftlere multidisipliner bir yaklaşımla rehberlik ediyor. Aynı zamanda yeni mezun aile danışmanlarına yönelik uygulamalı eğitimler vererek mesleki gelişime katkı sağlıyor.
İki çocuk annesi ve bir torun sahibi olan Keser, danışanlarına yalnızca bir uzman olarak değil, hayat deneyimleriyle de yol gösteriyor. 2026 yılı başında İstanbul’dan Yalova’ya taşınarak daha sakin bir yaşamı tercih eden Keser, çalışmalarına online olarak devam ediyor.

LÜTFİ Ulğun’dan duygusal bir çıkış: “Sarılıp Kedere” yayında

Bağımsız müzik sahnesine içten ve gerçek hikâyelerle adım atan Lütfi Ulğun, yeni teklisi “Sarılıp Kedere” ile dinleyicilerle buluştu. Lust Music Company etiketiyle yayınlanan çalışma, 4K çözünürlüğündeki video klibiylenetd müzik platformunda yerini aldı.
İzmir Bayraklı’da yaşamını sürdüren ve gündelik hayatında güvenlik görevlisi olarak çalışan 30 yaşındaki sanatçı, müzikle olan bağını çocukluk yıllarına dayandırıyor. Okul dönemlerinde katıldığı koro çalışmaları ve sahne deneyimleriyle temelleri atılan bu yolculuk, zamanla hayatının en güçlü ifade biçimine dönüşmüş durumda.
Ulğun’un müziği, yalnızca melodilerden değil; yaşanmışlıkların, hayal kırıklıklarının ve içsel hesaplaşmaların bir yansıması olarak dikkat çekiyor. Özellikle genç yaşlarda yaşadığı aşk deneyimleri ve sonrasında karşılaştığı duygusal kırılmalar, sanatçının üretim sürecini derinden etkilemiş. Kendi ifadesiyle “şarkılar sayesinde ayakta kalmayı” başaran Ulğun, bu yeni teklisinde de dinleyiciyi samimi bir iç dünyaya davet ediyor.
“Sarılıp Kedere”, adından da anlaşılacağı üzere; yalnızlık, hayal kırıklığı ve içsel mücadele temalarını merkezine alıyor. Şarkının söz ve müziği Serkan Bigay imzası taşırken, aranje, mix ve mastering süreçleri de yine aynı isim tarafından üstlenildi. Klip yönetmenliğinde ise Murat Toparlı yer alıyor.
Şarkının öne çıkan sözleri, dinleyicide güçlü bir duygusal karşılık buluyor:
“Sarılıp kedere
Avunurum kendimle
Tanıdık aynı yüzler
Sahte yalan gülüşler…”
Ulğun’un hayat hikâyesi de en az şarkısı kadar etkileyici. Ailesine destek olmak için çalışan, annesinin sağlık mücadelesine tanıklık eden ve tüm bu zorluklara rağmen müziğe tutunan sanatçı, üretimlerinde gerçekliği ön planda tutuyor. Aşk konusunda yaşadığı hayal kırıklıkları ise onun sanatında belirgin bir iz bırakmış durumda.

Sanatçı, duygularını şu sözlerle özetliyor:
“Ben çok sevdim ama karşılık bulamadım. Şarkılar bana iyi geldi, ben de kendimi müziğe verdim.”
“Sarılıp Kedere”, özellikle arabesk ve duygusal pop dinleyicileri için dikkat çeken bir çalışma olarak öne çıkarken, Lütfi Ulğun’un samimi anlatımı onu farklı kılan en önemli unsur olarak değerlendiriliyor.

🎧YouTube’da izlemek için:
https://youtu.be/1XcXRiX-Zrc?si=wQzrGXP-6g9-TdgE
📱Instagram: @lutfiulgunofficiall
Müziğiyle kendi hikâyesini anlatmaya devam eden Lütfi Ulğun’un, önümüzdeki dönemde de benzer duygusal derinliğe sahip projelerle dinleyici karşısına çıkması bekleniyor.

Makam’dan yeni tekli: “Aşk Böyle Değil” ile ezber bozan bir yorum

Müzik dünyasında özgün anlatımı ve güçlü sözleriyle dikkat çeken Makam grubu, yeni şarkıları “Aşk Böyle Değil” ile dinleyicilerin karşısına çıktı. Aşk kavramını alışılmışın dışında, daha derin ve sorgulayıcı bir perspektifle ele alan eser, kısa sürede ilgi odağı olmayı başardı.

Grubun temelini oluşturan iki isim, Zeynal Eraslan ve Hakan BarhanBaşbay, üniversite yıllarına dayanan yaklaşık 20 yıllık dostluklarını müziğe taşıyor. Farklı mesleklerden gelen bu iki ismin ortak paydası ise müziğe olan tutkuları ve üretme arzuları.

“Aşk Böyle Değil”, bir diyalog üzerinden ilerleyen söz yapısıyla dikkat çekiyor. Şarkıda, bir mürid ile şeyh arasında geçen konuşma üzerinden aşkın ne olduğu sorgulanıyor. İlk bakışta “kelebekler uçuşması” gibi basit bir duygu olarak tarif edilen aşkın, aslında çok daha derin ve dönüştürücü bir anlam taşıdığı vurgulanıyor. “İki gördüğünü tek görünce tamam” ifadesiyle, aşkın bir tür birlik ve bütünlük hali olduğuna işaret ediliyor.

Şarkının ilerleyen bölümlerinde ise “Leyla” metaforu üzerinden dünyevi aşk ile ilahi aşk arasındaki fark ustalıkla işleniyor. Dinleyici, yüzeysel bir sevginin ötesine geçmeye davet edilirken, “Aradığın buysa cennette huriler var” sözleriyle de aşkın yalnızca arzu ve hevesle sınırlı olmadığı güçlü bir şekilde ifade ediliyor.

Makam grubunun bu çalışması, hem söz hem de altyapı anlamında modern dokunuşlarla geleneksel anlatıyı bir araya getiriyor. Dinleyiciyi düşünmeye sevk eden yapısıyla öne çıkan “Aşk Böyle Değil”, özellikle anlam arayışındaki müzikseverler için dikkat çekici bir alternatif sunuyor.

Şarkıyı dinlemek için:
https://www.youtube.com/watch?v=tagvlmUSYgQ

Makam grubunu Instagram’da takip etmek için:
https://www.instagram.com/makam_m_official?utm_source=qr&igsh=MW9ianZleTJ2eGN6dA==

Grup, sosyal medya platformlarında da aktif bir şekilde dinleyicileriyle buluşmayı sürdürüyor. Yeni projeler için çalışmalarına devam eden Makam, “Aşk Böyle Değil” ile müzik yolculuklarında önemli bir adım atmış görünüyor.

Yolun Açık Olsun: Rabia Açıkbaş’tan güçlü bir çıkış

Rabia Açıkbaş, müziğe olan tutkusunu çocukluk yıllarında keşfeden ve aradan geçen yıllara rağmen kalemini hiç bırakmayan bir isim olarak dikkat çekiyor. İlkokul sıralarında söz yazmaya başlayan Açıkbaş, zamanla bu yeteneğini bestelerle güçlendirdi ve kendi müzikal yolculuğunu adım adım inşa etti. 2000 yılında katıldığı bir ses yarışması, onun için önemli bir dönüm noktası oldu. Müzik dünyasının önemli isimlerinden Şahin Özer’in jüri üyeleri arasında yer aldığı bu yarışmada dikkat çeken Açıkbaş için o dönem bir demo çalışma da hazırlandı. Bu deneyim, onun müzik yolculuğunda daha da kararlı ilerlemesini sağladı. Aradan geçen yıllar boyunca yazmaktan asla vazgeçmeyen sanatçı, bugün üretimlerinin olgunlaştığını ve artık eserlerini dinleyiciyle buluşturmaya hazır olduğunu ifade ediyor. Elinde biriken çok sayıda beste ile yeni bir döneme adım atan Açıkbaş, sabırla beklediği sürecin ardından güçlü bir çıkış yapmaya hazırlanıyor. Bu sürecin en önemli adımlarından biri ise “Yolun Açık Olsun” adlı tekli çalışması oldu. Rabia Açıkbaş imzası taşıyan eser, By Çeliker Music Company etiketiyle yayımlandı ve 4K çözünürlüğündeki klibiyle dinleyiciyle buluştu. Şarkının söz ve müziği Açıkbaş’a aitken, düzenlemesi Hüseyin Çeliker tarafından yapıldı. Yönetmen koltuğunda Taşkın Ceyhan otururken, gitarlarda Gazi Şengül yer aldı. Yaylılar ve mix çalışmaları By Çeliker ekibi tarafından gerçekleştirilirken, mastering süreci ise StudioLondon’da Albert Houser imzası taşıyor. Eser aynı zamanda “engüzelmüziksinsen” sayfasında da yayınlanarak dijital platformlarda geniş kitlelere ulaştı. Sanatçının bu çalışması yalnızca bir şarkı değil, aynı zamanda yılların emeğinin, sabrının ve inancının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Açıkbaş’ın “Hiçbir şey için geç değil” mesajı, hem kendi hikâyesini hem de müziğe gönül veren pek çok kişi için ilham verici bir duruş niteliği taşıyor.

🎬YouTubeklibi:

https://www.youtube.com/watch?v=H_G_aj4CT-k

Instagram hesabı:

https://www.instagram.com/rabiaackbas?igsh=MTljbzlrNmc3anM1eg==
Rabia Açıkbaş, “Yolun Açık Olsun” diyerek çıktığı bu yolda, kendi hikâyesini notalara dökmeye ve dinleyicinin kalbine dokunmaya kararlı görünüyor. Bu çıkış, onun müzik dünyasında kalıcı bir iz bırakma yolunda attığı güçlü bir adım olarak değerlendiriliyor.