Tarih; 30 Eylül 1972. Günlerden cumartesi, İzmir Karşıyaka Devlet Hastanesi'nin doğumhanesi. İki can geliyor. Bambaşka bir aleme geçen, ilk gelen, birinci olarak dünyaya 'Merhaba' diyen Özay için saat 09.30, Şenay'dan da hemen 1-2 dakika içindeki ağlama, bu içten bir 'Selam'. Nüfusa göre Özay, tıbben Şenay büyük. Fark etmez, aralarında lafı olmaz büyük, küçük olmanın. Yaş değil, baş önemli olan. Dakika, saniyeler de engel değil ki. İkiz sporcularımız onlar. 11 yıl, yan yana aynı forma için mücadele verdiler. Yeni Bornovaspor ile Tarişspor'da birlikteydiler. Ayrıldılar kulüp bazında, Şenay Kuşadası Gençlik'te de oynadı, hep santrfordu, golcü idi. Maçlarında bile karıştırdım, o kadar çok anımız var ki. Hala daha karıştırıyorum, formalarıyla nostaljik fotoğraflarına bakarken bile. Defalarca sordum, Özay bize, fotoğrafa bakana göre soldaki mi sağda ki mi diye. Saha komiserlerimiz de 'Tek yumurta ikizi' mesela. Bülent Meralbaysal (merhum) ile Cüneyt Meralbaysal hocalarım. Ama onları hiç karıştırmadım ne fotoğrafta ne de bizzat. Adları da benzer, kafiyeli. Anlamadım işte. Ama Özay ile Şenay'a devam. Adlarını karıştırıyorum. Çünkü ilk önce aklıma gelen, adları oluyor. Sima, yüz sonra. Anne Hatice, baba Battal, rahmetle. Sülalede, genetikte, üç kuşakta ikiz yok. Abla Emine ile ağabey Günay, ikiz değiller. Özay'ın sol ayağı, tekniği, pasları iyiydi 7, 11 ile 10 numara giydi. İkizlerimizle tek kare, üçlü fotoğrafımız yok, çektir işte koy kenara. Aklımıza gelmedi, şimdiki gibi değil. Maça konsantrasyon meselesi. Dostluğumuz hiç bitmedi, saygı sevgi aynı çizgide devam, biz hep böyleydik. Unutmadık birbirimizi. Özay erken veda etti futbola. Sosyal faaliyetlerde yerini buldu. Seyrek Organizasyon'da düğün dernek işlerine bakıyor. Buluşamadık, üçlü foto iyi giderdi ama. Olmadı işte İzmir'de buluşamadık, ilk anda işlem tamam. Şenay spora hizmete devam ediyor. Liyakati ile çalışıyor, Karşıyaka Belediye bünyesinde. UEFA C lisanslı futbol antrenörü, spor okullarında da var Karşıyaka ilçesinin. Efsaneler Sahası'nın her şeyi, amir, odacı, temizlik görevlisi, güvenlikçi, sağlıkçı. Her yönden takip ediyor. İşi biliyor, işe de gidiyor. Gidin bakın, sabahın köründen gecenin karanlığına dek Efsaneler'de, işinin başında. Gönlümün efsanesidir. Tertemiz odalar, saha, zemin harika. Tek kusur var o da duvara yakın olan ışıklandırma, güçlendirilmeli.
ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
Zübeyde Hanım Masterler Turnuvası sayesinde kavuştuk, seneler sonra. 30 küsur yılda, bu üçüncü. Buna da şükür. Hürriyet'te iken ikizler olarak haber yapmıştım eminim. Gel de bul, arşive girmek gerek. Kesme saklama, huyum olmadı ki. Çok kötü bir zaaf işte, şimdi fellik fellik ara bakalım. Bu konularda da hassasımdır, illa tam, eksiksiz olacak. Alem FM'de Serdar Gökalp'i dinlerken öğrendim, bir vatandaşın cep telefonunda 86 bin fotoğraf kayıtlı imiş, silmemiş, duruyormuş. Telefonun yansa, kırılsa, kaybolsa, gitti bitti. Bari üçünü beşini karta, kâğıda basın da saklayın. Benimkinin çağdaş versiyonu, sonra pişman olmayın derim. Şenay hocamdan istedim, sandığını açtı. Bir de ne göreyim, bir foto, hem de ikili. Allah'ın rahmeti üzerine olsun, adaşım, büyüğüm, şahsıma çok emeği geçti. Rakip filan değildik, asla. Metin Ok ustam, Metin abimin haberi. Haber Metin Ok, fotoğrafı kim çekti, bilemiyorum. Kibarlıktan fotoğraf çeken adını yazmaz. Gerçek emekçi o sahaların tozunu toprağını ayazını çeken Metin ustamın adını, imzasını mutlaka koymayı ihmal etmezlerdi. Biz böyleydik, Yeni Asır'ın efsanelerinden Metin Ok ile. Hatıra, özel, atlatma haber. Yönetimde Göksenin Çankaya ile Erim Yıkgeç büyüklerimin olduğu yıllar. 3.Lig'de de oynayan Yeni Bornovaspor'un, (A) Genç takımı, şimdi adıyla U-17. Yıl; 1989. Atatürk Stadı 1 Nolu Yan Saha, Bornova ilk 11'i. Kalede Serkan, kaptan Demir Ali, Halit, Murat, Sedat, Murat, Hakan, Sinan, Ferhat, Özay ile Şenay. Fotoğraf da Foto Dursun'dan garanti, ömrüne bereket Dursun Özmen abim. Gönülsüz çektirirlerdi, çoğu. İşte en büyük anı. O günler gelmeyecek ki bir daha. Kusura bakmayın sizi geçmişe götürüyorum. İyi mi oluyor kötü mü, bilemiyorum. Karar sizin. Bugüne dair yazılacak bir şey yok ki. Harala gürele, para, şöhret, o bu şu. O kadar. Takım arkadaşına saygısızlık, evladı yaşındaki hakeme gider yapan kaptan, gol kaçırdı diye evladını tribünden bağıran azarlayan ebeveynler, sporu oyunu ve de kuralları bilmeyen sözüm ona otoriteler. Geçmiş geri gelmez ama o güzelliklere, güzel insanlara belki bir gün kavuşuruz. Niyetim budur. Bugün bayramımız, en güzel gün, en büyük hatıra, miras, emek. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun, emeği geçenlere şükranla, rahmetle...