Birini anlamakta en çok nerede hata yaparız biliyor musunuz? Karşımızdaki sustuğunda... Konuşmadığında... Sorularımıza yanıt alamadığımızda... Hata sessizlikte değil o sessizliğe verdiğimiz anlamda. Kalan boşlukları kendi hayal gücümüzle doldururuz...Yani zihin okuruz. Varsayarız. Ve genellikle de yanılırız.
Yakın arkadaşınıza attığınız bir mesaja yanıt alamadığınız olmadı mı? Üstelik mavi tik var ve bir saat geçmesine rağmen hala yanıt yok. Hatırlayın o anda neler düşündüğünüzü: "Benimle görüşmek istemiyor", "söylediğim bir şey onu kırdı galiba", "bana kızgın".
Siz de ona mesaj atmadınız çünkü kızgın olduğunu düşündünüz. Peki niye sormadınız arkadaşınıza: " Ne oldu, her şey yolunda mı?"
Evet ilişkilerimizi yıpratan, sessizlik değil beynimizin bu sessizliği doldurma biçimi. Buna psikologlar "zihin okuma" diyor. Yani başkalarının düşüncelerini, niyetlerini tahmin etmeye çalışmak. Sorun şu: Bunu sürekli yapıyoruz. Ama çoğu zaman da yanlış yapıyoruz.
Bilişsel nörobilim araştırmalarına göre beyin, belirsizlikle baş etmekte zorlanır. Eksik bilgi olduğunda, beyin otomatik olarak boşlukları doldurmaya çalışır. MIT Mc Govern Enstitü'nünde yapılan araştırmaya göre, belirsizlik arttığında beynin derinlerindeki mediodors althalamus bölgesi daha aktif hale gelir. Bu bölge eksik bilgiyle karar verme süreçlerini yönetir.
Yani beyin, “bilmiyorum” demek yerine, hızlı bir yorum üretir: “Sana kızgın, kesin sorun var” der. Neden? Çünkü evrimsel olarak, bu bir avantaj.Ama bu avantaj ilişkilerdeişe yaramaz, hatta ilişkilere çok zarar verir.
Psikolojide “zihin okuma”, bilişsel çarpıtmaların bir türüdür ve kanıt olmadan, başkalarının ne düşündüğünü bildiğimizi varsaymaktır, yaniçok az veriyle çok hızlı sonuçlar çıkarılır. Ve çoğu zamanda yanlış sonuçlar. Araştırmalar gösteriyor ki, ilişkilerde zihin okuma, iletişim problemlerinin ana kaynağıdır. Neden? Çünkü varsayımlar yaptığımızda gerçeği sormayı bırakırız.
Örneğimize geri dönelim: Arkadaşınız mesajınıza yanıt vermedi. Siz zihin okudunuz ve "bana kızgın" dediniz. Gerçek: Arkadaşınız o gün işte çok yoğundu, mesajı gördü ama "akşam yazarım" diye düşündü. Ama siz bunu bilmiyorsunuz çünkü sormadınız, mesaj da atmadınız, kendinizi geri çektiniz.
Zihin okuma, sadece ilişkilere zarar vermez. Kendi psikolojinize de zarar verir. Zihin okuyarak yaptığınız bilişsel çarpıtma depresyon ve anksiyete ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. Neden? Çünkü sürekli negatif yorumlar yaparsınız.
Peki zihin okumayı nasıl durdururuz? Önce zihin okumanın otomatik olduğunu, beynin böyle çalıştığını kabul etmeliyiz. Elbette tamamen durduramayız. Ama kontrol edebiliriz.
1.FARK ETMEK: Kendinize sorun:“Şu an bir varsayım mı yapıyorum? Bunu nereden biliyorum? Kanıtım var mı? Yoksa sadece tahmin mi ediyorum?”
2. TEST EDİN: Kafanızdaki senaryoyu sesli söyleyin, hatta yazın. Ne kadar saçma olduğunu göreceksiniz.
3. SORUN: Varsaymak yerine, sorun: "Neden mesajıma yanıt vermedin, bir şey mi oldu?"
4.BELİRSİZLİĞE DAYANIN: Her şeyi bilemezsiniz, her şeyi anlamak zorunda değilsiniz. Her sessizliğin de bir anlamı olmak zorunda değil. Bunu da bilmiyorum diyebilmelisiniz.
Çözüm çok basit: " Ne oldu?” İki kelime ama arkadaşınızla ilişkinizi kurtarır.
Bu hafta deneyin. Zihin okumayı bırakın, varsaymak yerine sorun. Sessizliği değil, sessizliğe yüklediğiniz anlamı değiştirin.