Van’ın tarihi Hüsrev Paşa Camii İmam Hatibi ve Van Kadim Geleneksel Sanatlar Derneği Başkanı Hattat Ahmet Hüsrev Koyuncu, hüsn-i hat sanatını tanıtmak ve yaşatmak amacıyla çalışmalarına 2004-2005 yıllarında başladı. Geleneksel İslam sanatları arasında yer alan hat sanatını uzun yıllardır Bedesten Çarşısı’ndaki atölyesinde sürdüren Koyuncu, ilk dönemlerde toplumun bu sanatı tanımakta zorlandığını belirtti.

İHA muhabirine konuşan Koyuncu, Osmanlı döneminde Van’da da çok sayıda hattatın yetiştiğini ifade etti. Geçmişte kentte Kur’an-ı Kerim ve el yazması eserler hazırlayan sanatçıların bulunduğunu aktaran Koyuncu, yaptığı araştırmalar sırasında dünyaca tanınan 11 Vanlı hattatın varlığını öğrendiğini söyledi.

Hat sanatına başladıkları ilk yıllarda bu alandaki çalışmaların toplum tarafından yeterince bilinmediğini anlatan Koyuncu, geçmişte Van’ın da önemli sanatçılar yetiştirdiğine dikkat çekti.

Ücretsiz tren seyahatinde yeni dönem 29 Ekim’de başlıyor! Kimlik yeterli olacak
Ücretsiz tren seyahatinde yeni dönem 29 Ekim’de başlıyor! Kimlik yeterli olacak
İçeriği Görüntüle

Koyuncu: "2004-2005 yıllarında Van'da bu sanata başladık. İlk başladığımız dönemlerde hat sanatından söz ettiğimizde birçok insan, ‘Benim minibüs hattım yok ki hattımda olsun veya hat öğreneyim' diye düşünüyordu. Oysa geçmişe baktığımızda Osmanlı döneminde Van'da da birçok büyük şehirde olduğu gibi sanatla uğraşan sanatçılarımız ve hattatlarımızın bulunduğunu görüyoruz. Van'da ve çevresinde çok sayıda Kur'an-ı Kerim ve el yazması kitap yazan hattatlarımız varmış. Bir zamanlar araştırma yaptığımda, Vanlı olup dünyada meşhur olan 11 hattatımızın bulunduğunu öğrendim. Biz de onların izini takip edebilmek için yazdıkları kitapları ve Kur'an-ı Kerimleri bulmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

HAT SANATI EĞİTİMİYLE YENİ ÖĞRENCİLER YETİŞİYOR

Çalışmalarının ilk döneminde insanlara hat sanatının temel özelliklerini ve kullanılan malzemeleri öğretmeyi amaçladıklarını belirten Koyuncu, zamanla atölyeye gelen öğrencilerin sayısının arttığını söyledi. Eğitim alan öğrencilerin kendilerini geliştirerek başka öğrencilere ders vermeye başlamasıyla sanatın daha geniş bir çevreye ulaştığını ifade etti.

Koyuncu: "En azından insanlara hat sanatı nedir, kalem nedir, mürekkep nedir, nasıl çalışılır, bunları öğretelim dedik. Başladıktan sonra yavaş yavaş öğrenciler gelmeye ve bu sanatı öğrenmeye başladılar. Bir süre sonra kendilerini geliştirdiler. O tarihten bugüne kadar bu sanatı öğrenenlerin sayısı oldukça arttı. Daha sonra bu öğrenciler de başka öğrencilere ders vermeye başladılar. Son zamanlarda Van'da hat sanatına yönelik ilgi daha da arttı ve artmaya devam edecek. Biz de bu işin peşini hiç bırakmadık. Ecdadımızın sanatını öğrenebilmek, başkalarına öğretebilmek ve gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürdük" dedi.

Hat sanatının dini ve kültürel değerlerin aktarılmasında da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Koyuncu, ayetlerin, hadislerin ve büyüklerin sözlerinin hat sanatıyla yazılmasının insanların dikkatini çektiğini dile getirdi.

Osmanlı döneminde evlerde Hilye-i Şerif levhalarına önem verildiğini hatırlatan Koyuncu, hat sanatının yazılı ifadeler aracılığıyla insanlara ulaşmayı kolaylaştırdığını söyledi.

Koyuncu: "Hat sanatı aynı zamanda bir tebliğ mahiyetindedir. Bazen söylediklerimizi insanlar dikkate almıyor ancak yazılı olarak hat sanatıyla ifade ettiğimizde birçok kişinin dikkatini çekiyor. Okuduğumuz ayetleri defalarca okumuşuzdur ancak hat sanatıyla yazıp levha haline getirdiğimizde çok daha fazla dikkatimizi çekiyor. Osmanlı döneminde özellikle her evde Hilye-i Şerif bulunmasına önem verilirdi. Bunun yanı sıra Kur'an-ı Kerim'de yer alan ayetler, Peygamber Efendimizin hadisleri ve kelam-ı kibarlar da hat sanatıyla yazılırdı" dedi.

GENÇLER OSMANLICA YAZILARA VE HAT ESERLERİNE İLGİ GÖSTERİYOR

Ta'lik, nesih ve Osmanlıca yazı çeşitleriyle hazırlanan eserlerin özellikle gençlerin ilgisini çektiğini aktaran Koyuncu, gençlerin yazılardaki ifadelerin anlamlarını merak ettiğini belirtti. Bazı gençlerin gördükleri yazıları kendi defterlerine ve not defterlerine aktardığını söyleyen Koyuncu, bu çalışmaların zamanla meşk ve levha hazırlama aşamasına taşındığını ifade etti.

Geleneksel sanatların korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının ortak sorumluluk olduğunu vurgulayan Koyuncu, kültürel mirasa sahip çıkılması gerektiğini belirtti.

Koyuncu: "Çocuklar bunları gördüklerinde, ‘Bu, bizim büyüklerimizin, ecdadımızın sözü müdür?' diye merak ediyor. Yazılanları aldıktan sonra kendi defterlerine, not defterlerine yazıyor, hatta bunları meşk haline getirerek levha haline getirmeye gayret ediyorlar. Kendi kültürümüzü, dinimizi ve memleketimizi tanıtabilmek; büyüklerimizi ve ecdadımızı gelecek nesillere aktarabilmek için hep birlikte bu kültüre sahip çıkmamız ve onu geliştirmemiz gerekiyor."

Kaynak: İHA