Tüm dünyayı etkileyen yeni bir sağlık riski, bilim insanlarını harekete geçirdi. Son 30 yılın en geniş kapsamlı araştırmalarından biri, mantar enfeksiyonlarına karşı kullanılan ilaçların etkisini yitirmeye başladığını ortaya koydu. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf bireyler için bu durum hayati risk oluşturuyor.

Aspergillus Mantarı Artık Dirençli

1994 ile 2024 yılları arasında gerçekleştirilen dev araştırma kapsamında, hastaların akciğerlerinden alınan 12 bin örnek incelendi. Elde edilen sonuçlar endişe verici: Yaygın bir tür olan Aspergillus fumigatus’ta ilaçlara karşı direnç gösteren genetik mutasyon oranı yüzde 17’ye çıktı. Oysa 30 yıl önce bu türde hiç direnç görülmemişti.

Yalnızca Sağlık Değil, Biyolojik Tehdit

Uzmanlar bu gelişmeyi sadece bir sağlık krizi değil, aynı zamanda göz ardı edilemeyecek bir biyolojik tehdit olarak tanımlıyor. Çünkü mantar aynı anda birden fazla dirençli tür taşıyabiliyor ve bu da tedaviyi hem zorlaştırıyor hem de uzatıyor. İlaç direncinin temel nedenlerinden biri, tarımda yoğun şekilde kullanılan azol grubu kimyasallar. Süs bitkileri üretiminde yaygın şekilde kullanılan bu maddeler, mantarların genetik yapısını değiştiriyor. Toprakta ve organik atıklarda biriken bu maddeler, hava yoluyla insanlara ulaşan dirençli sporların oluşmasına neden oluyor.

Kimler Risk Altında?

Bu dirençli mantar enfeksiyonları özellikle bağışıklığı baskılanmış kişiler için büyük bir tehdit oluşturuyor. En çok risk altındaki gruplar arasında şunlar yer alıyor:

    Yoğun bakımda yatan COVID-19 veya grip hastaları

    Lösemi ya da KOAH gibi hastalıklarla mücadele edenler

    Organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar

Bu gruplarda enfeksiyonun ölüm riskini iki katına çıkardığı belirtiliyor.

Tedavi Seçenekleri Azalıyor

2017’den bu yana tedavi protokolleri değiştirilse de, mantarın azol grubu ilaçlara karşı geliştirdiği direnç, doktorların işini zorlaştırıyor. Kombinasyon tedavileri geçici olarak çözüm sunsa da, uzmanlar ilaca yanıtın giderek azaldığını ve yeni tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğunu söylüyor. Bilim insanları bu sorunun sadece tıbbi değil, aynı zamanda çevresel bir kriz olduğunu vurguluyor. Tarımda kullanılan azol bazlı ilaçların kısıtlanmaması halinde, ilerleyen yıllarda daha geniş çapta bir sağlık felaketiyle karşı karşıya kalınabileceği uyarısı yapılıyor.Öte yandan, yarasalar üzerinde yapılan yeni araştırmalarda, genetik yapısı Nipah ve Hendra virüslerine benzeyen çok sayıda yeni virüs türüne rastlandı. Bu durum, gelecekte karşılaşılabilecek olası başka salgınlara dair kaygıları da artırıyor.

(Gerçekgündem)

Kaynak: Haber Merkezi