İstanbul’a su sağlayan barajlarda doluluk oranı, yağışların azalması ve yaz aylarında su tüketiminin artmasıyla düşüşünü sürdürüyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre kentteki barajların doluluk oranı, 19 Ağustos itibarıyla yüzde 48,13 olarak ölçüldü. Barajlar 11 Mayıs’ta yüzde 72,05 doluluk oranıyla yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Bu tarihten sonra yağışların azalması, sıcak havalar ve artan su tüketiminin etkisiyle doluluk oranında düşüş yaşandı.
YÜZDE 50'NİN ALTINA DÜŞTÜ
İstanbul’daki barajların doluluk oranlarında en yüksek seviye yüzde 78,42 ile Elmalı Barajı’nda ölçülürken, Ömerli Barajı yüzde 68,9, Darlık Barajı yüzde 66,24, Alibey Barajı yüzde 47,1 ve Terkos Barajı yüzde 41,14 doluluğa ulaştı. Istrancalar’daki doluluk oranı yüzde 34,3, Büyükçekmece’de yüzde 34,04, Sazlıdere’de yüzde 27,19, Kazandere’de yüzde 20,87 ve Pabuçdere’de yüzde 14,45 olarak kaydedildi. Verilere göre en yüksek doluluk Elmalı Barajı’nda, en düşük doluluk ise Pabuçdere Barajı’nda görüldü.
420,56 MİLYON METREKÜP SU
İstanbul’a su sağlayan baraj ve göletlerin toplam biriktirme hacmi 868 milyon 683 bin metreküp olarak belirtiliyor. 19 Ağustos itibarıyla bu alanlarda bulunan su miktarı ise 420,56 milyon metreküp olarak belirlendi. Kentte barajların yanı sıra Melen ve Yeşilçay’dan da su temin ediliyor. Bu yıl söz konusu kaynaklardan İstanbul’a toplam 492,7 milyon metreküp su alındı.
“DAHA DA AZALACAK”
İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi ve Meteoroloji Mühendisi Güven Özdemir, İstanbul’daki barajların yüzde 100 dolu olması halinde dahi kentin bir yıllık su tüketimini karşılamadığını belirtti. Melen ve Yeşilçay’dan alınan suyun İstanbul açısından önemli olduğunu ifade eden Özdemir, mevcut doluluk oranına ilişkin "Bugünlerde barajlardaki doluluk oranı yüzde 48'lere kadar geriledi. Önümüzdeki günlerde hava sıcaklığı 24-25 Ağustos'a kadar bu şekilde devam ederse su seviyesi daha da azalacaktır. Sıcaklık ve kuvvetli rüzgarla birlikte buharlaşma da fazla olacaktır. Bundan dolayı su birikimindeki veya barajlardaki doluluk seviyesi azalacaktır” dedi.
ACİL TASARRUF ÇAĞRISI
Eylül ayından itibaren yağışlarla birlikte barajlardaki su miktarının artmasının önemli olduğunu belirten Özdemir, 31 Ağustos’a kadar aralıklı da olsa yağış ihtimali bulunduğunu söyledi. Barajların beslenmesi açısından yağış miktarının önemli olduğuna dikkat çeken Özdemir, yağışların 20-30 milimetre seviyesinde olması gerektiğini belirtti. Barajlardaki doluluk oranının hava koşullarına bağlı olarak daha da düşebileceğini belirten Özdemir, yüzde 20 seviyesinin kritik döneme işaret ettiğini belirterek, "Barajlarımızdaki su seviyesi havalar bu şekilde giderse daha da düşecektir. Oran yüzde 20'lere kadar düştüğü zaman 'ortalama kritik döneme' giriyoruz demektir. O yüzden su tasarrufu önemli. Bütün vatandaşlarımızın, kuruluşlarımızın ve herkesin buna dikkat etmesi lazım” diye konuştu.
SICAK HAVA VE BUHARLAŞMA ETKİLİ
Her yıl yağış oranlarının daha da azaldığını ifade eden Özdemir, sıcaklık, kentte oluşan ısı adaları ve yüksek basıncın barajlardaki su seviyesindeki düşüşte etkili olduğunu ifade ederek, "Havaların çok sıcak gitmesi, İstanbul üzerinde ısı adalarının oluşması, yüksek basıncın bulunduğumuz bölgede sürekli kalması barajlardaki su seviyesini maalesef hızlı bir şekilde düşürüyor. Hepimizin el birliğiyle tasarrufa önem vermemiz gerekiyor” dedi. Özdemir ayrıca bazı Avrupa ülkelerinde bahçelerin hortumla sulanmasına yönelik yasaklar bulunduğunu ve yeşil alanların sulanmasında tasarrufa gidildiğini aktardı.
FISKİYELERDEKİ SU KAYBI
İstanbul’da özellikle yol kenarlarındaki çim alanların belediyeler tarafından otomatik fıskiyelerle sulandığını belirten Özdemir, sistemlerdeki su kayıplarına dikkat çekerek, "Çimlerin olduğu alanlar belediyeler tarafından sulanıyor ama maalesef yarısı çimleri, yarısı caddeleri suluyor. Buna hiç dikkat etmiyoruz. Bazıları bozuk, bakım yapmıyorlar. İsraf büyük. Belediyelerin arızalı fıskiyeleri düzeltmesinde ve yeşil alanları daha az sulanmasında fayda var. Ayrıca eğer şebeke suyu kullanıyorlarsa bu kötü çünkü devamlı su çekecektir. Tabii ki bu suyun tasarrufu çimlerin sulanmasından daha önemli. Güneş doğmadan veya güneş batımından sonra belli bir miktar sulanması yeterli. Saatlerce açık kalan bir sistem sıkıntılıdır” ifadelerini kullandı.




