Nihat AK/EGE TELGRAF- Bayram ziyaretlerinin vazgeçilmezi tatlıların fiyatları emekli ve asgari ücretlilerin cebini yakıyor. İzmir’de bir dilimi 166 TL’ye kadar çıkan baklava, dar gelirlinin sofrasından uzaklaşırken, uzmanlar merdiven altı üretim ve sahte ürünlere karşı uyarıyor. Artan fiyatlar ve düşen alım gücü ise bayram sevincini gölgeliyor.

BİR DİLİM 166 TL

Ege Bölgesi Yufkacılar, Lokmacılar, Pastacılar ve Aşçılar Derneği (YULPADER) Kurucu Başkanı Mahmut Tanrıkulu, “İzmir’de en kalite yerlerde Ramazan Bayramı baklavasının kilogram fiyatı 2 bin 500 TL. 1 kilogram baklavada ortalama 15 adet baklava dilimi çıkar. Bu da bir dilim baklavayı 166 lira yapar. Bu kentte 11 adet ekmeğin fiyatı 1 adet baklavaya denk gelir. İzmir şartlarında kilogram fiyatı bin liranın altında olan baklavalara ilgi göstermemek gerekir. Kilogramı 2 bin 500 TL olan Antep fıstığı kullanılmış, haki tereyağı kullanılmış, yufkasında kullanılan unu iyi olan baklavayı tüketmek istiyor isek İzmir’de 1 kilogram yani 15 adet baklava için bin lira ile 2 bin 500 lirayı gözden çıkarmamız gerekir. Biz yurttaşımızın 3-5 kilogram içinde ne olduğu belli olmayan baklava almasından ise 1 kilogram kalitelisinden almasını öneriyoruz. Vatandaşımız bayram misafirine 2-3 tane ikram etmesin gerekirse 1 tane ikam etsin. Sevdiklerine kaliteli baklava yedirsin” dedi.

‘EKMEĞİ ŞERBETLESİNLER’

Merdiven altı baklavalarında kilogramı 200 TL’den piyasaya sunulmaya çalışıldığına da dikkati çeken Tanrıkulu, “Alım gücü düşük yurttaşlara yönelik kilogramı 200 TL’ye sözde baklama satılmaya çalışılıyor. Bir tarafta tanesi 166 TL, diğer tarafta kilogramı 200 TL. Ancak bu fiyatlara gerçek baklava lezzetini bulmak mümkün. Çünkü 200 TL’lik baklavada Antep fıstığı yerine çoğu zaman kabak çekirdeği ya da bezelye kullanılır; içinden çıkan az miktardaki ceviz yanık gibi siyah bir renkte kalitesizdir. Kullanılan yağın niteliği şüphelidir, yufkası kalın ve kullanılan un çoğunlukla düşük kalitededir. Bu yüzden “baklava yiyorum” ya da “misafire baklava ikram ediyorum” diyerek ne kendimizi ne de sevdiklerimizi yanıltmaya gerek yok. İmkân varsa kaliteli baklavadan şaşmamak en doğrusudur. Yoksa belki de en dürüst tercih; bildiğimiz ekmeği şerbetle buluşturup yemek olur. En azından insan, ne yediğini bilir; bazen sadelik, gerçeğin en tatlı hâlidir” diye konuştu.

UCUZ TATLI TUZAĞI

Bayram hazırlığı yapan dar gelirlilere şeker ve çikolata konusunda uyarıda bulunan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, “Bazı fırsatçılar; yine merdiven altı, kayıt dışı, uygunsuz ürünleri, sokakta, dökme veya ambalajsız olarak, neredeyse hammadde fiyatına satacaklardır. Tüketiciler bu ürünlere itibar etmemeli, bunları satın alıp tüketmemelidir. Şekerli mamuller kayıt dışı, merdiven altı üretimin önüne geçilemeyen sektörlerin başında gelmektedir. Satın alınan gıdaların etiketlerinde Tarım ve Orman Bakanlığı’nca verilen işletme kayıt veya onay numarasının olup olmadığının kontrol edilmesi, tavsiye edilen tüketim tarihi, üretici firmanın adı ve adresi, içerik bilgileri, miktar ve fiyat bilgilerinin incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Son tüketim tarihinin geçmemiş, ambalajların hasarlı ve yıpranmamış olmasına dikkat edilmelidir” şeklinde konuştu.

PRALİN ÇİKOLATA DEĞİLDİR!

Kaliteli çikolatanın nasıl anlaşılacağını da değerlendiren Toprak, “Piyasada çikolata adıyla satılan farklı ve düşük kaliteli ürünler bulunur. Kaliteli bir çikolatayı ayırt etmek için öncelikle etiket okunmalıdır. İçeriğinde yapay tatlandırıcı, mısır şurubu, trans yağ ve gereksiz katkı maddeleri bulunmayan ürünler tercih edilmelidir. Üretici bilgileri, içerik ve son tüketim tarihi mutlaka kontrol edilmelidir. Kakao oranı kaliteyi belirleyen önemli bir unsurdur; iyi bir çikolatada bu oran en az yüzde 50 civarında olmalıdır. Kakao oranı arttıkça raf ömrü de genellikle uzar. El yapımı çikolataların raf ömrü ise endüstriyel ürünlere göre daha kısadır. Gerçek çikolata elde tutulduğunda vücut ısısında hafifçe erir. Ağızda ise yoğun yağ tadı bırakmamalıdır; bu tür bir tat, farklı bitkisel yağların kullanıldığını gösterir. Piyasada çikolataya benzeyen pralin, kakao yağı yerine bitkisel yağlarla üretilir ve gerçek çikolatadan farklıdır. Kaliteli çikolata pürüzsüz, parlak ve lekesiz görünür. Kırıldığında özellikle bitter çikolata net bir ses çıkarır ve ufalanmaz. Çikolata güvenilir markalar ve yerlerden alınmalıdır. Taklit ve tağşiş yaptığı açıklanan firmalardan uzak durulmalıdır. Çikolata; süt, fındık gibi alerjenler içerebileceğinden hassasiyeti olanların dikkatli tüketmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

BAYRAM SESSİZLİĞİ

Emekli ve asgari ücretlilerin bayram hazırlığı yapamadığına vurgu yapan emekli İbrahim Yılmaz, “20 bin lira; ne mutfağa yeter, ne kiraya, ne de elektrik, su, doğalgaz ve iletişim giderlerine… Hangi tarafından bakarsanız bakın, eksik kalır. Bayram yaklaşırken içimizde küçük de olsa bir umut vardı: “Acaba bu bayram yüzümüzü güldürecek bir adım olur mu?” diye kulak kabarttık. Emekli ikramiyesinin en az bir asgari ücret olması gerektiğini söyledik. İlk verildiği zaman bir kurban alınabiliyor, üstüne para bile kalıyordu. Ama enflasyonla eriyen o ikramiyeler için sesimiz pek duyulmadı. Sonunda çıkan; maaşın birkaç gün erken verilmesi ve 4 bin liralık bayram ikramiyesi oldu. O parayı almak için banka önlerinde bekleyen emeklilerin kuyruğu uzadıkça uzadı. Ama o para ne pazarda yetiyor ne bayram hazırlığına… Semt pazarına gidiyorsun, file yarım dolmadan para bitiyor. Misafir gelecek diye bir şeyler almak istesen eksik kalıyor. Bayram harçlığı vermek istesen; küçüğe büyüğe mahcup oluyorsun. Çocuklar artık şeker değil, kaliteli çikolata bekliyor. Gelen misafir bir kahve içmek, birkaç tatlı yemek istiyor… Haklarıdır da. Bayram dediğin, ikramların olduğu, gönüllerin buluştuğu gündür.

Ama gel gör ki bu maaşlarla ne temel ihtiyaçlar tamamlanabiliyor, ne ay sonu getirilebiliyor, ne de bayram bayram gibi yaşanabiliyor. Bu bayram da içimiz biraz buruk geçecek gibi. Öyle ki bazı evlatlar, anne babasını mahcup etmemek için ziyaretini erteleyecek. Bazı büyükler ise “ikram edemedik” dememek için kapı zillerini susturacak. Belki de en çok bu sessizlik dokunacak insana… Bayramın sesi değil, mahcubiyetin sessizliği yankılanacak evlerde. Biz emeklilere, bu hali reva görenleri Allah’a havale ediyoruz. Çünkü artık sözün de sabrın da yükü ağır geliyor gönlümüze” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi