Medical Park Tokat Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Eyüp Genç, bel ağrısının toplumda en sık görülen sağlık sorunlarından biri olduğunu ancak her bel ağrısının bel fıtığına işaret etmediğini belirtti. Bel fıtığının, omurgalar arasında yastıkçık görevi gören disklerin aşınması veya zorlanması sonucu yer değiştirerek sinirlere baskı yapmasıyla oluştuğunu ifade eden Genç, yaşam boyu görülme sıklığının yüzde 60 ile 80 arasında değiştiğini, özellikle 35 yaş üzerindeki bireylerde daha sık görüldüğünü söyledi.
Op. Dr. Genç, bel fıtığında en sık görülen belirtilerin belden başlayıp kalça ve bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve yanma hissi olduğunu belirterek, ileri vakalarda ise bacakta güç kaybı, idrar veya dışkı kontrolünün kaybedilmesi ile cinsel fonksiyon bozukluklarının görülebileceğini ifade etti.
HER BEL FITIĞI HASTASININ AMELİYAT OLMASI GEREKMİYOR
Bel fıtığında ilk tedavi seçeneğinin çoğu zaman cerrahi olmadığını vurgulayan Op. Dr. Eyüp Genç: "Başlangıç seviyesindeki hastaların önemli bir kısmı istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve enjeksiyon uygulamalarıyla şikayetlerinden kurtulabilir. Ancak tedaviye rağmen geçmeyen şiddetli ağrı, yaşam kalitesini düşüren yakınmalar veya bacakta güç kaybı geliştiğinde cerrahi tedavi gündeme gelir. İdrar ya da dışkı tutamama gibi durumlarda ise acil cerrahi müdahale gereklidir" dedi.
KAPALI BEL FITIĞI AMELİYATI HER HASTAYA UYGULANMIYOR
Kapalı bel fıtığı ameliyatının yaklaşık 1 santimetreden küçük bir kesiyle endoskop yardımı kullanılarak gerçekleştirildiğini belirten Op. Dr. Genç, yöntemin kas dokusuna daha az zarar verdiğini ifade etti.
Op. Dr. Genç: "Bu yöntemde kaslar kesilmeden özel tüpler yardımıyla fıtığa ulaşılıyor. Dokuya daha az zarar verildiği için ameliyat sonrası ağrı azalıyor, hastalar birkaç saat içinde ayağa kalkabiliyor. Uygun hastalar aynı gün veya ertesi gün taburcu edilebiliyor ve çoğu kişi 1-2 hafta içerisinde iş hayatına dönebiliyor" dedi.
Kapalı yöntemin her hasta için uygun olmadığını da belirten Genç, bel kayması, omurilik kanalında ileri derecede darlık bulunan veya aynı bölgeden birden fazla ameliyat geçirmiş hastalarda açık ya da mikrocerrahi yöntemlerin tercih edilebildiğini söyledi.
AMELİYAT SONRASINDA DA DİKKAT EDİLMESİ GEREKİYOR
Bel fıtığının tedavisinden sonra hastalığın yaklaşık yüzde 5 oranında tekrar edebileceğini belirten Op. Dr. Eyüp Genç, nüks riskini azaltmak için ilk haftalarda ağır kaldırmaktan ve ani hareketlerden kaçınılması gerektiğini ifade etti. İyileşme sürecinin ardından bel ve karın kaslarını güçlendiren egzersizlerin düzenli yapılmasının ve ideal kilonun korunmasının önemine dikkat çekti.
OMURGA SAĞLIĞI İÇİN DOĞRU ALIŞKANLIKLAR ÖNEM TAŞIYOR
Omurga sağlığını korumak için günlük yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını söyleyen Op. Dr. Eyüp Genç, ağırlık kaldırırken belden eğilmek yerine dizlerin bükülmesi gerektiğini belirtti. Masa başında çalışanların her 45-60 dakikada bir ayağa kalkarak kısa yürüyüşler yapmasını öneren Genç, düzenli yürüyüş ve yüzme gibi fiziksel aktivitelerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
BEL FITIĞI AMELİYATIYLA İLGİLİ YANLIŞ İNANIŞLARA DİKKAT
Toplumda bel fıtığı ameliyatına yönelik yanlış inanışların bulunduğunu belirten Op. Dr. Eyüp Genç, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bel fıtığı ameliyatı olan bir daha yürüyemez düşüncesi doğru değildir. Günümüzde mikrocerrahi ve endoskopik yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabiliyor. Asıl risk, cerrahi gerektiren hastalarda tedavinin geciktirilmesidir."
BU BELİRTİLER VARSA VAKİT KAYBETMEDEN UZMANA BAŞVURUN
Bel ağrısının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Eyüp Genç: "Bacakta veya ayakta aniden gelişen güç kaybı, idrar ya da dışkı kontrolünün kaybedilmesi ve genital bölgede uyuşma gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurulmalıdır" diye konuştu.