New York Moda Haftası kapsamındaki etkinliklerden biri, bu kez yalnızca moda dünyasından isimleri değil, farklı alanlardan tanınan kişileri de aynı podyumda buluşturdu. New York Borsası’nda gerçekleştirilen “What Were You Wearing? – Ne Giyiyordun?” defilesinde podyuma çıkan isimlerden biri Türk bilim insanı Canan Dağdeviren oldu. Etkinlik, astronot ve Nobel Barış Ödülü adayı Amanda Nguyen tarafından kurulan Rise tarafından düzenlendi. Nguyen’in hikâyesi de etkinliğin temelindeki çalışmanın oluşmasında önemli bir yere sahip. Harvard’da öğrenciyken 2013’te saldırıya uğrayan Nguyen, sonrasında cinsel istismar mağdurlarının hakları için hukuk mücadelesi başlattı. 2014 yılında Rise’ı kuran Nguyen, Sexual Assault Survivors' Bill of Rights’ın hazırlanması ve Kongre’den geçirilmesi sürecinde öncü rol üstlendi. Yasa 7 Ekim 2016’da yürürlüğe girdi. Rise’ın “What Were You Wearing? – Ne Giyiyordun?” çalışması ise mağdurların kıyafetleri üzerinden suçlanmasına karşı, giyilen kıyafetlerin yaşanan şiddetin nedeni olmadığını anlatmayı amaçlıyor. Organizasyonun daha önce New York Moda Haftası kapsamında düzenlediği Survivor Fashion Show’larda da aynı mesaj işlendi.
MOR CEPKEN’İN HİKAYESİ
Canan Dağdeviren’in podyumda taşıdığı tasarımın merkezinde ise Mor Cepken yer aldı. Yörük ve Türkmen kültürüyle ilişkilendirilen anlatıya göre mor cepken, anneler tarafından kızlarının çeyizine konulan özel bir giysiydi. Anlatıda bu kıyafetin, bir kadının hayatı boyunca ona ihtiyaç duymaması dileğiyle hazırlandığı aktarılıyor. Kadın evliliğinde şiddet veya ağır bir haksızlıkla karşılaştığında ise mor cepkenini giyerek köy meydanına çıkıyor ve yaşadıklarını konuşmadan çevresine duyuruyordu. New York’taki defilede bu anlatı günümüz modasıyla buluşturuldu. Tasarımcı, küratör ve MüzeShop’un kurucusu İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ, Dağdeviren için “The Purple Guard” adını verdiği çağdaş bir Mor Cepken hazırladı. Tasarımda farklı dönemlerden gelen kumaşlar ve el işçiliği bir araya getirildi. Hatay’dan mor ham ipek, Denizli’den el dokuması pembe ipek peştemal ve gümüş klaptan işlemeli, 19. yüzyıl başlarına ait Hereke ipeği tasarımda kullanılan parçalar arasında yer aldı. Antika altın ve gümüş iplikler, ipek şifon, geleneksel iğne ve firkete oyaları, suzani işlemeler ve Dağdeviren’in yürüyüşü sırasında ses çıkaran antika madalyonlar da tasarımın diğer unsurları oldu. Çalışmaya İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ’un yanı sıra Fatma Deniz, Ayşegül Orhan, Emel Duman, Azime Yüksel ve Güler Boran da katkı sundu. Dağdeviren, tasarımın taşıdığı anlamı “Mor Cepken, gerektiğinde kadının sessiz sözüne dönüşür.” sözleriyle anlattı.

BİLİM İNSANINDAN KADINLARA MESAJ
Canan Dağdeviren’in podyumda yer alması, bilim alanındaki çalışmalarının dışında farklı bir yönüyle de gündeme gelmesini sağladı. MIT Media Lab’de çalışmalarını sürdüren Dağdeviren, giyilebilir ve vücutla uyumlu sağlık teknolojileri üzerine araştırmalar yürütüyor. Yutulabilir sensörlerden cilt üzerine yerleştirilebilen ultrason teknolojilerine kadar farklı projelerde çalışan Dağdeviren, daha önce Forbes’un “30 Yaş Altı 30” ve BBC’nin “100 Kadın” listelerinde de yer aldı. New York’taki defilede ise bilimsel çalışmalarının yerine kadınların geçmişten bugüne taşıdığı hikâyeyi temsil eden bir tasarımla podyumda bulundu. Mor Cepken’in geleneksel anlatısından hareketle hazırlanan tasarım, farklı dönemlere ait kumaş, işleme ve aksesuarları tek bir eserde buluşturdu. Dağdeviren, gecenin sonunda podyumdaki yürüyüşünün taşıdığı mesajı “Suçlanmak yerine inanılmayı hak eden her kadın ve hiçbir kadının mor cepkenine ihtiyaç olmayacağı bir gelecek için yürüyorum.” sözleriyle anlattı.




