Ekonomi

Bir beyaz et kalmıştı sofralardan uçmayan

Kışın maliyet, yazın mangal bahanesi… Beyaz ette değişmeyen tek şey zam yönü. Tüketici pahalı diyor, üretici kazanamıyor, sektör maliyete ağlıyor; suçlu ise ortada yok.

Abone Ol

Nihat AK/EGE TELGRAF- Ramazan öncesinde gelen yüzde 15’lik zam dalgasıyla yükselişe geçen beyaz et fiyatları, bayram sonrası adeta kontrolden çıktı. Havaların ısınması ve mangal sezonunun başlamasıyla birlikte tavuk ürünlerinde yeni bir fiyat fırtınası yaşandı. Şubat–Nisan döneminde üretici fiyatları yüzde 30’a yaklaşırken, market raflarında artış oranları vatandaşın cebini yakan seviyelere ulaştı.

Ulusal zincir marketlerde yalnızca iki ay içinde tavuk pirzola 160 TL’den 199 TL’ye yükseldi. Izgaralık kanat ise yüzde 49,5’lik artışla 200 TL’den 299 TL’ye çıkarak rekor kırdı. Baget fiyatları yüzde 21,8, bütün tavuk fiyatları ise yüzde 31,6 oranında zamlandı. Kasapların toptan alımlarında bile kanat fiyatları çift haneli artış gösterdi. Sofraların en ulaşılabilir proteini olarak görülen beyaz ette yaşanan bu sert yükseliş, yaz ayları öncesinde tüketiciyi kara kara düşündürmeye başladı.

‘DÜZ MANTIK YOK’

Beyaz et fiyatlarına dışarıdan bakıldığında, işin matematiğinin oldukça basit görünmesine rağmen uygulamada farklılık gösterdiğine vurgu yapan beyaz et satış firması sahibi Ahmet Savaş Aytekin, “Üretim maliyetleri düşerse fiyat düşer, maliyet artarsa fiyat yükselir diye düşünülür. Özellikle kış aylarında enerji, bakım ve üretim giderlerinin yükselmesiyle fiyatların arttığı; bahar ve yaz aylarında ise maliyetlerin gerilemesine paralel olarak satış fiyatlarının da düşeceği hesap edilir. Tüketicinin beklentisi de çoğu zaman bu yöndedir. Ancak beyaz et sektörünün piyasası, sadece maliyet hesabıyla işlemiyor. Ne zaman havalar ısınsa, mahallelerden mangal dumanı yükselmeye başlasa, beyaz et fiyatları da aynı rüzgârla yukarı yönlü hareket ediyor. Çünkü sektörün temel belirleyicilerinden biri artık yalnızca üretim maliyeti değil, doğrudan tüketim talebi haline geliyor. Yaz aylarında vatandaşın mangala olan ilgisi arttıkça tavuk ve beyaz et ürünlerine talep ciddi şekilde yükseliyor; fiyatlar da bu yoğun talebe göre şekilleniyor. Bu talep kışın yaşansaydı, fiyatlar yine aynı şekilde artardı. Bizler sektörün son halkasıyız; yani satış noktasında bulunan işletmeleriz. Raflardaki fiyatların ana belirleyicisi perakendeci değil, ürün tedarikini sağlayan entegre üretim kuruluşlarıdır. Piyasada gerçek anlamda bir fiyat dengesi sağlanacaksa, bunun üretim ve tedarik zincirinin merkezinde yer alan entegre firmalar üzerinden kurulması gerekir” dedi. Bütün tavukta artışın daha sınırlı kaldığını, buna karşın parçalı ürünlerde fiyatların hızla yukarı gittiğini belirten Aytekin, özellikle kanat fiyatındaki sert artışa, beyaz ette fiyat dengesinin bozulduğuna ve ürün grupları arasında makasın açıldığını vurgu yaparken: “Ramazan öncesinde beyaz et fiyatlarına zam geldi. Ramazan ayı boyunca fiyatlar sabit tutuldu. Havaların ısınmasıyla birlikte sezonluk ürünlerde yeniden fiyat hareketliliği başladı” şeklinde konuştu.

‘PİYASA DENGESİ ŞART’

Piyasanın oluşabilmesi için dengeli bir fiyatlandırma olması gerektiğini savunan İzmir Kasaplar Odası Başkanı Melih Şenkara, “Bence beyaz et fiyatlarında konuşulduğu kadar olağanüstü bir zam tablosu yok. Bugün yaşanan fiyat hareketlerini biraz da mevsimsel geçişin doğal sonucu olarak değerlendirmek gerekiyor. Nasıl ki birçok üründe yaz ve kış dönemlerinde talebe bağlı değişimler yaşanıyorsa, beyaz ette aynı durum söz konusu.

Öte yandan üretim zincirinin her aşamasında ciddi bir maliyet baskısı var. Enerji giderleri, nakliye maliyetleri, işçilik ücretleri, soğutma sistemleri, ambalaj ve lojistik kalemleri son dönemde önemli ölçüde arttı. Aynı şekilde üretici tarafında da personel giderleri, yakıt maliyetleri ve bakım harcamaları yükselmeye devam ediyor. Dolayısıyla bugün beyaz ette yaşanan fiyat değişimlerini sadece “zam” olarak okumak eksik olur. Sektör hem artan maliyetlerle mücadele ediyor hem de üretimin sürdürülebilirliğini korumaya çalışıyor. Önemli olan üreticinin de tüketicinin de dengeli şekilde korunabildiği bir piyasa yapısının oluşmasıdır” diye konuştu.

‘ÜRETİMDEN GELEN GÜÇ’

Üreticinin hak ettiğini alabilmek için üretimden gelen gücünü kullanmak zorunda bırakıldığını belirten Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği İzmir Temsilcisi Varol Gürol, “Bugün beyaz et üreticisinin en büyük sorunu, yaklaşık 16-17 aydır entegre tesislerinden hak ettiği karşılığı alamamasıdır. Bu süreçte personel, yakıt, altlık ve işletme maliyetleri katlanırken üreticinin kilogram başına kazancı neredeyse yerinde saydı. Birçok üretici bugün 10,5-11 lira bandında üretim yapıyor ama eline geçen gelir bazı dönemlerde bunun bile altına düşüyor. Geçmişte büyük mücadelelerle tavuk satış fiyatından aldığımız pay yüzde 16 seviyelerine çıkmıştı. Bugün yeniden yüzde 10 bandına gerilemiş durumdayız. Yani sektör üretmeye devam ediyor ama kazanmıyor. Üstelik kaldırılan ilaç, vitamin ve çeşitli kesintiler yeniden üreticinin sırtına yükleniyor. Açık konuşmak gerekirse; üretici artık tükenme noktasına geldi. Hiç kimse 10 liralık maliyetle üretip 9 liralık gelirle ayakta kalamaz. Bu nedenle sektörde ortak hareket etme ve gerekirse üretimi durdurma fikri her geçen gün daha yüksek sesle konuşuluyor. Çünkü üretici artık sadece dinlenmek değil, hakkını almak istiyor” diye konuştu.

‘FIRSATÇI’ DEME KOLAYCILIĞI

Beyaz et sektöründe yaşanan fiyat hareketlerini yalnızca raftaki etiket üzerinden değil; üretim maliyetleri, dışa bağımlılık, ihracat dengesi ve sektörün sürdürülebilirliği açısından birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürol, “Bugün kırmızı etin kilosunun 800 liraya dayandığı bir ortamda, beyaz etin 100 lira seviyelerinde kalmasını beklemek gerçekçi değildir. Bu yüzden beyaz etteki her fiyat artışını “fırsatçılık” diye okumak kolaycılık olur. Çünkü sektör ciddi bir maliyet baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor. Yem hammaddelerinde dışa bağımlılık devam ediyor; mısır ve soya fiyatları dövizle birlikte sürekli yükseliyor. Enerji, lojistik ve üretim giderleri de her geçen gün ağırlaşıyor. Buna rağmen sektör ayakta kalmaya çalışıyor. Öte yandan Ramazan döneminde ihracata getirilen sınırlamalar entegre tesisleri ciddi şekilde zorladı. Sektörün önemli bir kısmı ihracatla dönüyor. İhracat durunca firmalar hem stok yüküyle karşı karşıya kaldı hem de yıllarca emek verilerek kazanılan dış pazarları kaybetme riski yaşadı. Uluslararası müşteri bir günde kaybedilir ama yıllarda geri kazanılır” ifadelerini kullandı.