Kadınlarda böbrek taşı görülme oranının son yıllarda artış gösterdiği belirtilirken, uzmanlar özellikle beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzının bu artışta önemli rol oynadığına dikkat çekiyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, geçmişte erkeklerde daha sık görülen böbrek taşlarının, günümüzde kadınlarda da giderek yaygınlaştığını ve oran farkının belirgin şekilde azaldığını söyledi.
Prof. Dr. Kaplan, böbrek taşlarının idrarda bulunan minerallerin ve tuzların kristalleşmesi sonucu oluştuğunu belirterek, yetersiz sıvı tüketimi ve yoğun idrarın taş oluşumunu tetiklediğini vurguladı. Özellikle gün içinde yeterli su içilmemesi, vücuttaki mineral dengesini etkileyerek zamanla kristal birikimine ve taş oluşumuna neden olabiliyor.
Son yıllarda obezite, diyabet ve sedanter yaşam tarzının yaygınlaşmasının böbrek taşı vakalarında artışa yol açtığına dikkat çeken uzmanlar, toplum genelinde her 10 kişiden birinin hayatının bir döneminde böbrek taşı problemi yaşayabildiğini belirtiyor. Bu durumun kadınlar arasında da daha sık görülmeye başlaması, yaşam tarzı faktörlerinin etkisini gözler önüne seriyor.
BESLENME ALIŞKANLIĞINIZI KONTROL EDİN
Beslenme alışkanlıklarının böbrek sağlığı üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Kaplan, aşırı tuz tüketimi, yüksek miktarda hayvansal protein alımı ve oksalat içeriği yüksek gıdaların risk oluşturabileceğini ifade etti. Özellikle ıspanak, pancar, çikolata ve bazı kuruyemişlerin bilinçsiz tüketiminin taş oluşumunu artırabileceği uyarısında bulunuldu. Bunun yanı sıra yüksek doz C vitamini kullanımının da metabolizma sırasında oksalata dönüşerek riski artırabileceği belirtildi.
Böbrek taşlarının en yaygın belirtisinin ani ve şiddetli ağrı olduğunu aktaran uzmanlar, bu ağrının genellikle bel bölgesinde başlayıp kasığa doğru yayılabildiğini ifade ediyor. İdrarda kan, sık idrara çıkma, yanma hissi, bulantı ve kusma gibi belirtiler de böbrek taşıyla ilişkili olabiliyor. Ancak bazı taşlar uzun süre belirti vermeden sessiz şekilde ilerleyebiliyor ve başka bir inceleme sırasında tesadüfen tespit edilebiliyor.
Uzmanlara göre günlük sıvı tüketimi böbrek taşı oluşumunu önlemede kritik bir rol oynuyor. Günlük yaklaşık 2,5–3 litre su tüketilmesi önerilirken, bu miktarın gün içine dengeli şekilde yayılması gerektiği vurgulanıyor. Kısa sürede fazla su içmek yerine düzenli aralıklarla sıvı alımının daha etkili olduğu belirtiliyor.
Tedavi sürecinde ise taşın boyutu ve konumu belirleyici oluyor. Küçük taşlar genellikle medikal tedavi ve bol sıvı alımıyla kendiliğinden düşebilirken, daha büyük taşlarda ESWL (şok dalgalarıyla kırma), endoskopik yöntemler veya cerrahi müdahaleler uygulanabiliyor. Açık cerrahi yöntemler ise günümüzde oldukça nadir tercih ediliyor. Uzmanlar, böbrek taşlarının tekrar etme riskine karşı düzenli kontrol, sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi ve aktif yaşam tarzının önemine dikkat çekiyor. Erken önlem almanın ve risk faktörlerini azaltmanın, böbrek sağlığını korumada en etkili yöntem olduğu ifade ediliyor.
(MYNET)