NİHAT AK EGE TELGRAF GAZETESİ - Çiftçinin küstüğü tarlaları başka ellerin işlemesi gündemde! Üretimden kopan çiftçinin yıllardır ekemediği tarlalar şimdi devlet eliyle kiraya verilecek. Çiftçi toprağını mı kaybedecek, dev tarım şirketleri ucuza arazi mi kapacak? Küçük üretici daha da ezilirken, tüketici yine pahalı sofralara mı mahkûm olacak? Uzmanlar Ege Telgraf’a konuştu: Bu adım üretimi canlandırmakla mı, tarımı tekelleştirmekle mi sonuçlanacak?
İzmir’de yeni uygulama çerçevesinde ilk adımlar geçen yıl atıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2024 yılı tespitlerine göre, Karaburun’da 600 bin, Menderes’te 185 bin, Aliağa’da 170 bin ve Kemalpaşa’da 35 bin metrekarelik tarım arazisi, işlenmediği için kayıt altına alındı.
2025 listeleri Eylül’den itibaren 5 gün süreyle askıya çıkacak. 2024’te belirlenen alanlar yeniden kontrol edilecek; bu yıl ekilenler listeden çıkarılacak. Ancak aynı parseller yine boşsa, “İki yıl üst üste işlenmeyen arazi” statüsüne girecek ve kiraya verilecek. 2025’te ekilmeyen bir arazi, 2026’da da boş kalırsa yine kiralık listeye girecek. Bu uygulama her yıl tekrarlanacak.
‘ŞİRKET TARIMINA GEÇİT’
İki yıl üst üste ekilmeyen arazilerin kiraya verilerek ekilmesini sağlamanın ve tarımsal ürün üretiminin sürdürülebilirliğinin sağlanmasının kesinlikle mümkün olmadığını belirten Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şubesi Başkanı Ziraat Mühendisi İlker Ağın, “Temel yapısal sorunun böyle küçük palyatif çözümlerle aşılması zaten olanaksız. Bu uygulama, ne çiftçinin üretimden kopuşunu durdurabilir ne de tarımda sürdürülebilirliği sağlayabilir. Aksine, tarımın geleceğini tehdit eden daha büyük sorunların habercisidir. Bugün kırsalda üretim yapmayan, toprakla bağını yitirmiş bir nesil yetişiyor. Gençler kırsalda kalmak istemiyor, çiftçi toprağına küsmüş durumda. Mazot, gübre, yem, ilaç fiyatları altında ezilen üretici artık üretim yapmayı ekonomik bir seçenek olarak görmüyor. Hal böyleyken, çiftçinin neden üretimden uzaklaştığını sorgulamak yerine onun toprağını elinden almak, çözüm değil, sorunun ta kendisidir.
Üretim yapılmayan tarlaların kiraya verilmesiyle de aynı maliyetlerle farklı bir sonuç almasını alınmasını beklemek mümkün değil. Peki burada olsa olsa ne olur? Bu iş, tarlaların sermaye gruplarının eline geçmesine ya da üretim alanları üzerinde etkili olmalarına yol açarak, şirket tarımının önünü açar. Bu ise tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, gıda tedariki ve üretimin garantisi olan küçük çiftçi ile aile işletmeleri açısından son derece tehlikeli bir durumdur. Biz, ithalata ve şirket tarımına dayalı bir düzende, aile çiftçiliğinin sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik gerçekçi politikalar üretmezken; masa başında üretilmiş bu tür günlük çözümler, tarımsal üretimin ve gıda arzının geleceği açısından sonuç alınamayacak bir “çözüm” olarak karşımızda duruyor” ifadelerini kullandı.
‘ÇİFTÇİYE YOL HARİTASI’
Tarımın yapısal sorunlarının çözülmesiyle bir yol alınabileceğine vurgu yapan Başkan Ağın, “Tarımda yapısal sorunların çözümü için atılması gereken ilk adım, çiftçi örgütlenmesine odaklanmaktır. Eğer çiftçiler güçlü, etkin ve yaygın çiftçi örgütlenmeleri içinde yer alırsa, tek başına ne ekeceğine, girdileri nasıl temin edeceğine, finansmanı nasıl sağlayacağına, üretimi nasıl gerçekleştireceğine ya da ürününü nasıl satacağına kafa yormak zorunda kalmaz. Planlı üretimin yolu, bu tür bir örgütlenmeyle açılır. Çünkü güçlü bir tarımsal örgütlenme; coğrafi, dönemsel ve pazar koşullarını dikkate alarak çiftçiye ne üreteceğini bir planlama dahilinde sunar. Bu yapı sayesinde çiftçi, yalnızca üretim sürecinde değil; işleme, depolama ve pazarlama alanlarında da destek görür. Böylece yalnızca ürünü üretip tüccara teslim etmek yerine, değer zincirinin tüm halkalarında söz sahibi olur. İşleme, depolama ve pazarlama olanaklarına sahip örgütlü üretici, ürününü daha iyi şartlarda değerlendirir, yıl boyunca istikrarlı bir gıda arzı sağlar ve doğal olarak daha fazla kazanç elde eder. Üstelik bu örgütler sadece ekonomik değil; çiftçinin sosyal yaşamına da katkı sağlayacak yapılar üretir. Örgüt ne kadar güçlü olursa, alınan sonuçlar da o denli hızlı, doğru ve etkili olur” diye konuştu.
‘BOŞSA SEBEBİ VAR’
Tarımsal üretim cazip hale getirilmeden, bu topraklardan verim alabilmenin zor olduğuna vurgu yapan Menderes Ziraat Odası Başkanı Mehmet Pala, “Çiftçi yaptığı işten memnun olsaydı, emeğinin karşılığını alabilseydi, üretim sürecinde zarar etme korkusu taşımasaydı, hiçbir çiftçi tarlasını iki yıl üst üste boş bırakmazdı. Çünkü bu topraklar, bu milletin en büyük zenginliğidir ve çiftçi onu boş bırakmak istemez, bırakmaz. İki yıl üst üste ekilmeyen arazilerin kiraya verilmesi, kalıcı bir çözüm değildir. Bu uygulama, sorunun sonuçlarını değil, nedenini hedef almalıdır. Çiftçiyi toprağından koparan yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları, belirsiz piyasa koşulları ve sosyal güvencesizliktir. Buna benzer başlıca sorunları çözülmeden, üretim cazip hale getirilmeden, bu topraklardan verim almak zorlaşacaktır. Bizim hedefimiz, çiftçinin toprağına küsmediği, güvenle üretim yaptığı bir sistem olmalı. Çiftçinin tarlasını boş bırakmayacağı, alın terinin karşılığını alabileceği, sürdürülebilir bir tarım politikası ivedilikle hayata geçirilmelidir. Ancak o zaman hem üretici hem tüketici kazanır, ülke kazanır” dedi.
KİRALANMASI SÜRECİ
Yönetmelik kapsamında, üst üste iki yıl ekilmeyen tarım arazileri tespit edilerek kiraya verilecek. Uydu görüntüleri, coğrafi bilgi sistemleri ve arazi kontrolleriyle ekilmeyen alanlar belirlenecek. Bu parseller, bakanlık kayıt sistemleriyle karşılaştırılarak ilan edilecek.
Rayiç bedelleriyle araziler, öncelikle yerleşim yerinde yaşayanlara, sivil toplum kuruluşlarına ve meslek odalarına kiralanacak. Birden fazla başvuru olması halinde en yüksek teklifi veren tercih edilecek.
Kiracılar, belirlenen ürün gruplarında üretim yapmak ve araziyi yalnızca tarımsal amaçla kullanmak zorunda. Sözleşme koşullarına uymayan kiracılar, sonraki kiralamalara başvuru hakkını kaybedecek.
Kiracılar tarımsal desteklerden faydalanabilecek. Maliklere ulaşılamayan durumlarda kira gelirleri kamu bankasında nemalandırılacak ve mülkiyet sorunu çözülene kadar korunacak.