AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU – EGE TELGRAF/ İzmir’de havalar serinlediğinde ailelerin ilk seçeneği çoğunlukla alışveriş merkezleri ve kapalı oyun alanları oluyor. Ancak şehrin merkezinde hem çocukların ilgisini çekecek hem de yetişkinleri yıllar öncesine götürecek ücretsiz bir müze bulunuyor. Konak’ın Varyant bölgesinde yer alan Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi, iki kata yayılan koleksiyonuyla farklı dönemlerin çocukluk dünyasını bir araya getiriyor. Bebeklerden teneke arabalara, pelüş hayvanlardan minyatür evlere kadar uzanan eserler, oyuncağın yüzyıllar içindeki değişimini gösteriyor. Burada çocuklar daha önce hiç karşılaşmadıkları oyuncakları merakla incelerken yetişkinler kendi çocukluklarının izlerini vitrinlerin arasında bulabiliyor. Bu nedenle gezi yalnızca çocuklara yönelik bir etkinlik olmaktan çıkıp kuşaklar arasında anıların paylaşıldığı bir yolculuğa dönüşüyor.
BİNDEN FAZLA OYUNCAK AYNI ÇATI ALTINDA
Müzenin koleksiyonunda binden fazla eser bulunuyor. Alt kat sergileme alanı olarak kullanılırken üst katta çocuklara yönelik etkinliklerin düzenlenebildiği bir salon yer alıyor. Sergilenen oyuncakların bir bölümü, dünyaca tanınan seramik sanatçısı Ümran Baradan’ın farklı ülkelerden topladığı özel koleksiyondan oluşuyor. Koleksiyona daha sonra bağışlanan oyuncaklar ve Sunay Akın’ın danışmanlığında seçilen eserler de eklendi. Oyuncakların yalnızca Türkiye’den gelmemesi, çocukların farklı ülkelerde ve dönemlerde nasıl oyunlar oynadığını karşılaştırabilmesini sağlıyor. Ahşap, teneke, kâğıt, kumaş, porselen ve plastik gibi farklı malzemelerden üretilen eserler, oyuncak teknolojisindeki değişimi de gözler önüne seriyor.
1800’LÜ YILLARDAN KALAN OYUNCAKLAR VAR
Müzenin en dikkat çekici parçaları arasında 19’uncu yüzyıldan günümüze ulaşan oyuncaklar bulunuyor. Yüz yılı aşan bebekler, arabalar ve minyatür yaşam alanları, bir zamanlar çocukların nasıl bir hayal dünyası kurduğunu gösteriyor. Bugünün ışıklı, sesli ve ekranlı oyuncaklarının aksine eski örneklerde ahşap, metal, kumaş ve porselen öne çıkıyor. Küçük ayrıntılarla hazırlanan bebek evleri ise geçmiş dönemlerin mobilyalarını, mutfaklarını ve gündelik yaşamını minyatür ölçekte yansıtıyor. Çocuklar eski oyuncaklarla kendi odalarındaki eşyaları karşılaştırırken yetişkinler de değişen oyun kültürünü fark edebiliyor. Böylece gezi, yalnızca vitrinlere bakılan kısa bir müze turundan çıkarak aile içinde uzun bir sohbete dönüşebiliyor.
BEBEĞİN SAÇLARI OYUNCAK DEĞİL, GERÇEK
Koleksiyondaki en şaşırtıcı eserlerden biri, 1930’lu yıllarda ABD’de üretilen porselen bebek oluyor. Bebeğin başında sentetik malzeme yerine gerçek insan saçı kullanılıyor. Müzenin verdiği bilgiye göre 1920’li ve 1930’lu yıllarda Batı ülkelerindeki yoksul aileler, geçimlerini sağlamak amacıyla kızlarının saçlarını oyuncak üreticilerine satıyordu. Bu saçlar daha sonra porselen bebeklerin yapımında kullanılıyordu. Vitrindeki bebek, ilk bakışta yalnızca eski bir oyuncak gibi görünse de arkasında dönemin ekonomik koşullarını ve çocukların yaşamını anlatan çarpıcı bir hikâye taşıyor.
MİCKEY MOUSE’UN İLHAM KAYNAĞI DA BURADA
Müzede çocukların ve yetişkinlerin ilgisini çekebilecek bir başka parça ise “Micky Fare” adıyla tanıtılan oyuncak oluyor. Bu eser, dünyanın en tanınmış çizgi karakterlerinden Mickey Mouse’un ortaya çıkışına ilham veren oyuncaklar arasında gösteriliyor. Masal kahramanları, pelüş oyuncaklar, küçük kaleler ve oyuncak arabalar koleksiyonun renkli bölümlerini oluşturuyor. Bahçede ise Şirinler, Tom ve Jerry, Mickey Mouse, Tweety, Bugs Bunny, Keloğlan, Pinokyo ve Nasrettin Hoca gibi karakterlerin heykelleri görülebiliyor. Farklı kuşakların tanıdığı karakterlerin aynı alanda bir araya gelmesi, ailelerin çocukluk anılarını birbirleriyle paylaşmasına imkân sağlıyor.
SİNEMANIN ATASI ÇOCUKLARIN OYUNCAĞIYDI
Koleksiyonun en önemli parçalarından biri de Laterna Magica olarak bilinen görüntü aygıtı oluyor. “Sihirli fener” adıyla da anılan bu araçta ışık yardımıyla cam üzerine çizilmiş görüntüler duvara yansıtılıyordu. Hareketli görüntü teknolojisinin gelişmesinden önce kullanılan Laterna Magica, sinema tarihinin öncülerinden biri kabul ediliyor. Bir zamanlar eğlence ve hikâye anlatma aracı olan bu sistem, çocuklara bugünkü projektörlerin ve sinema salonlarının nasıl ortaya çıktığını anlatma fırsatı sunuyor. Böylece müzede yalnızca oyuncak tarihine değil, fotoğraf ve sinema teknolojisinin ilk adımlarına da tanıklık ediliyor.
MÜZENİN HİKAYESİ ÜMRAN BARADAN’LA BAŞLADI
Müzenin temelleri 2004 yılında İzmirli seramik sanatçısı Ümran Baradan tarafından atıldı. Baradan’ın farklı ülkelerden topladığı oyuncaklar ile çocuklar için düzenlediği yarışmalarda dereceye giren eserler ilk koleksiyonu oluşturdu. Ümran Baradan’ın müze binasını ve eserleri Konak Belediyesine bağışlamasının ardından yapı restore edildi. Sunay Akın’ın konsept danışmanlığında zenginleştirilen müze, 17 Ocak 2010’da bugünkü adıyla yeniden ziyarete açıldı. Müze, Türkiye’de butik oyuncak müzeciliğinin erken örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Koleksiyon yalnızca eğlendirmeyi değil, çocuklara tarih ve müze bilinci kazandırmayı da amaçlıyor.

KARAGÖZ VE HACİVAT DA UNUTULMADI
Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi’nde dönemsel olarak çocuklara yönelik Karagöz ve Hacivat gösterileri, tasvir hazırlama atölyeleri ve farklı yaş gruplarına uygun müze eğitimleri düzenleniyor. Ancak bu etkinlikler her gün gerçekleştirilmiyor. Ailesiyle bir atölyeye katılmak isteyenlerin Konak Belediyesinin güncel etkinlik takvimini izlemesi veya müzeyi önceden araması gerekiyor. Etkinlik bulunmayan günlerde de koleksiyonun tamamı gezilebiliyor. Çocuklarla yapılacak ziyaret sırasında oyuncakların vitrinlerde sergilenen tarihî eserler olduğu ve dokunulmaması gerektiği gezi öncesinde hatırlatılmalı.
GİRİŞ ÜCRETİ VAR MI?
Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi ücretsiz ziyaret edilebiliyor. Koleksiyonu görmek için yetişkin, öğrenci veya çocuk bileti alınması gerekmiyor. Bu nedenle ailece yapılacak gezinin temel maliyeti toplu taşıma ve isteğe bağlı yiyecek içecek harcamalarından oluşuyor. Müzenin merkezî konumu sayesinde gezi, Konak ve Kemeraltı çevresindeki diğer ücretsiz duraklarla da birleştirilebiliyor. Müze koleksiyonunun büyüklüğü ve çocukların ilgisine göre ziyaret için yaklaşık bir saat ayrılabilir. Eserlerin hikâyelerini ayrıntılı okumak isteyenler için bu süre uzayabilir.
HANGİ GÜNLER AÇIK?
Güncel ziyaret bilgilerinde müzenin salı, çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi günleri 09.00 ile 17.00 saatleri arasında açık olduğu; pazar ve pazartesi günleri ise kapalı bulunduğu belirtiliyor. Çalışma saatleri resmî tatiller, bakım çalışmaları veya özel etkinlikler nedeniyle değişebileceği için yola çıkmadan önce 0232 425 75 13 numaralı telefondan güncel durumun teyit edilmesi gerekiyor. Müze, Konak ilçesi Halil Rıfat Paşa Caddesi No:31, Varyant adresinde yer alıyor. Konum eğimli bir bölgede bulunduğu için küçük çocuk, bebek arabası veya hareket kısıtlılığı bulunan bireylerle gidilecekse en yakın durakta inilmesi daha rahat bir ulaşım sağlayabilir.
OTOBÜSTEN İNİNCE KISA BİR YÜRÜYÜŞ YETERLİ
Toplu taşımayla gelecek ziyaretçiler Varyant üzerinden geçen ESHOT hatlarını kullanarak “Kız Yurdu” durağında inebilir. Duraktan Varyant yönünde gerçekleştirilecek kısa yürüyüşün ardından müzeye ulaşılabiliyor. Kız Yurdu durağından geçen hatlar arasında 15, 18, 19, 21, 23, 29, 33, 72, 104, 152, 157, 171, 224, 285, 465, 485, 550 ve 587 numaralı otobüsler bulunuyor. Hat ve güzergâhlar zaman içerisinde değişebileceği için en uygun seferin ESHOT’un güncel uygulamasından kontrol edilmesi gerekiyor. Metro veya vapur kullanan ziyaretçiler Konak’a ulaştıktan sonra Varyant yönündeki otobüslere aktarma yapabilir. Yokuşlu güzergâh nedeniyle özellikle dönüşte toplu taşıma kullanmak yürüyüşü kolaylaştırabilir.



