Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Babakale, sadece Türkiye’nin değil, Asya kıtasının en batı ucu olarak da özel bir konuma sahip. Bu küçük köy, muhteşem doğası, tarihi dokusu ve denize karşı sunduğu eşsiz manzaralarıyla ziyaretçilerini büyülüyor. Yolculuğunuzun ilk adımında, Edremit’ten başlayan yaklaşık 90 kilometrelik sahil yolunda, Assos’un tarihi atmosferini hissedebilir, Kuruoba ve Gülpınar’ı görerek Babakale’ye varabilirsiniz. Virajlı ve dar yollar yorgunluk yaratabilir; ancak sol tarafınızda Ege Denizi, sağ tarafınızda yemyeşil ormanlar ilerledikçe, yolculuğunuz bir maceraya dönüşüyor.
ASYA KITASININ BİTİŞ NOKTASI
Babakale’nin adı, Bektaşi babalarından Sultan Baba’nın bölgeye gömülmesinden gelir ve denizciler tarafından “Baba Burun” olarak anılmıştır. Rivayetlere göre köy halkı, korsan saldırılarından korunmak için Sultan III. Ahmet’ten yardım istemiş ve sonuç olarak Babakale Kalesi, yani Hırzü’l-Bahr Kalesi, 1722-1729 yılları arasında Kaymak Mustafa Paşa tarafından inşa edilmiştir. Osmanlı’nın yaptırdığı bu kale, aynı zamanda ülkenin farklı bölgelerinden getirilen mahkumlar tarafından inşa edilmiş ve tamamlandığında mahkumlar özgürlüklerine kavuşmuştur. Kalenin içinde hamam, cami ve birkaç ev bulunurken, günümüzde yalnızca bazı yapılar ayakta durmaktadır. Bu kale, ziyaretçilere hem tarih hem de Asya kıtasının bitiş noktasında eşsiz bir manzara sunuyor.
UÇSUZ BUCAKSIZ MAVİLİK
Babakale, minik bir köy olsa da sunduğu deneyimler büyüleyici. Kalenin önündeki meydan, limana ve köyün merkezine sadece birkaç adım uzaklıkta; bu da yürüyerek keşfetmeyi kolaylaştırıyor. Kaleye çıkıp surların üzerinden Ege Denizi’ne baktığınızda, uçsuz bucaksız mavilik karşısında adeta büyüleniyorsunuz. Kalenin hemen yanında yer alan Babakale Feneri, bölgenin en değerli deniz yapılarından biri olarak dikkati çekiyor. Fener, kalenin inşa edildiği dönemde yapılarak, Babakale’nin denizcilik açısından önemini de simgeliyor.
KEKİKLERLE KAPLI TEPELER
Babakale’de yapılacaklar listesi kısa ama dolu. Köydeki çay bahçelerinde denize karşı bir Türk kahvesi içmek, huzurlu bir sabah yaşamak mümkün. Arka sokaklara doğru ilerlediğinizde, eski taş evlerin ve dar sokakların tarih kokan atmosferini keşfedebilirsiniz. Babakale’nin el yapımı ünlü bıçakları ise unutulmamalı; boynuz veya ağaç saplı, deriden kılıflı ve el işçiliğiyle süslenmiş bu bıçaklar, köyün kültürel mirasının yaşayan simgelerinden. Ayrıca kekiklerle kaplı tepelerin ardında yetişen koyun ve keçi sütlerinden yapılan Ezine peyniri, zeytin ve zeytinyağıyla birleşerek ziyaretçilere eşsiz lezzetler sunuyor. Akşam saatlerinde limandaki balıkçı restoranları, Babakale ziyaretini tamamlayan bir deneyim sunuyor. Taze deniz ürünlerinden kalamar dolması, kırlangıç balığı, karides tatlısı ve bölgenin en lezzetli balıkları olan sinarit, levrek, mercan ve karagöz, deniz manzarası eşliğinde sofralara geliyor.

DÜNYADA SADECE İKİ YERDE
Babakale’nin en özel yanlarından biri de ziyaretçilere verilen sertifika. Babakale Muhtarlığı, köyü ziyaret edenlere Asya kıtasının en batı ucunda durduklarını belgeleyen bir sertifika veriyor. Dünyada sadece iki yerde verilen bu özel sertifikalardan biri, Avrupa’nın son noktası Capo da Roca’da yer alıyor. Babakale’deyken ellerinizi denize açtığınızda, arkanızda dünya nüfusunun yüzde 60’ının durduğunu bilmek, burayı ziyaret eden herkese eşsiz bir his yaşatıyor.
KONAKLAMA VE KEŞİF
Babakale küçük bir köy olduğu için kalacak yerler sınırlı; ancak Assos ve Akliman gibi yakın bölgelerde şirin butik oteller ve pansiyonlar bulunuyor. Altınkum Motel gibi manzarası ve doğayla iç içe tasarımıyla öne çıkan tesisler, konaklamayı keyifli hâle getiriyor. Babakale’ye günübirlik gelerek, kaleyi, limanı, köyün sokaklarını ve Asya kıtasının batı ucunu keşfetmek çoğu ziyaretçi için yeterli oluyor. Plaj isteyenler için ise yaklaşık 6-7 km gerideki Akliman’a gidilmesi tavsiye ediliyor.





