Ekonomi

Ekonomide mutabakat yok: Herkes haklı, herkes farklı!

Altın, döviz, gayrimenkul ve faiz arasında yön kaybolurken yatırımcı da ekonomist de aynı veride ayrışıyor. Kesin olan tek şey: Piyasanın rotasını siyaset çiziyor.

Abone Ol

Nihat AK/EGE TELGRAF- Küresel ve yerel piyasaların yönünü tayin etmeye çalışan yatırımcılar, son bir haftada adeta iki farklı evrenin tasvirini dinledi. Ekonomistlerin kendi aralarındaki bu derin fikir ayrılıkları, ekonominin sadece rakamlardan ibaret bir bilim değil, aynı zamanda büyük oranda bir algı ve yorumlama sanatı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

TEMKİNLİ YAKLAŞIM

Kıymetli madenler açısından temkinli olmak gerektiğine inanan ekonomist Murat Kartalkaya, “ABD-İsrail-İran hattında gerilimin kalıcı olarak sona erdiğini düşünmüyorum. Hac dönemi ve büyük uluslararası organizasyonlar nedeniyle taraflar kısa vadede tansiyonu yükseltmek istemeyebilir. Ancak süreç, bir gün barış bir gün anlaşmazlık şeklinde devam edebilir ve ilerleyen dönemde daha da karmaşık hale gelebilir. Piyasalarda ise FED'in bu yıl için öngörülen faiz indirimleri büyük ölçüde sorgulanmaya başlandı. Hatta üçüncü çeyrekten itibaren faiz artırımı beklentileri konuşuluyor. Japonya'dan ABD'ye kadar tahvil faizlerindeki yükseliş dikkat çekiyor. Bu ortamda yüksek faizler, kıymetli madenler üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Bu nedenle, TL bazında değer kaybı yaşanmasa bile ons bazında kıymetli madenlerde güçlü bir prim potansiyeli görmüyorum. Yüksek faiz ve yüksek enflasyonun birlikte seyrettiği bir dönemde, kıymetli madenler açısından temkinli olmak gerekiyor” dedi.

BEN OLSAM DÖVİZSİZ YAŞAMAM

Özellikle Temmuz itibarıyla dövizde yukarı doğru bir hareketlenme beklediğinin altını çizen Ekonomist Kartalkaya, “Temmuz ayından itibaren döviz piyasasında yüzde 15 ila yüzde 40 arasında bir düzeltme ihtimalini yüksek görüyorum. Son iki yıldır Türkiye'de TL pozisyonu taşıyan uluslararası yatırım fonlarının ilk kez pozisyon kapatmaya başlaması dikkat çekici. Dolar bazında ciddi getiriler elde eden bu fonların kâr realizasyonu yapması normal karşılanabilir. Ancak asıl önemli nokta, yeni pozisyon açma konusunda isteksiz görünmeleri. Bu durum, mevcut kur ve faiz dengesiyle yabancı sermayeyi yeniden çekmenin zorlaşabileceğine işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde ya faizlerin yükseltilmesi, ya kurun daha fazla hareket alanı bulması ya da her iki seçeneğin birlikte devreye girmesi gündeme gelebilir. Türkiye ekonomisinin son yıllarda büyük ölçüde yabancı sermaye girişlerine dayalı bir denge kurduğu düşünüldüğünde, bu kaynakların zayıflaması döviz üzerindeki baskıyı artırabilir. Bu nedenle Temmuz sonrasında kur tarafında daha yüksek oynaklık riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ben olsam dövizsiz yaşamam” ifadelerini kullandı.

ULUSLARARASI SİYASET

Ekonomilere uluslararası siyasi gelişmelerin yön verdiğine dikkati çeken Finansal Piyasalar Uzmanı Irmak Nural, “Gümüşün sanayideki yaygın kullanımı nedeniyle altına kıyasla daha yüksek bir yükseliş potansiyeli taşıdığını düşünüyorum. Buna karşın altında kısa vadede güçlü ve kalıcı bir yükseliş beklentim yok. Kıymetli metallerin yönünde uluslararası siyasi ve ekonomik gelişmeler belirleyici olmaya devam ediyor. İran ile Amerika arasındaki gerilimde kalıcı bir çözümün henüz sağlanamamış olması önemli bir risk unsuru. Olası bir normalleşme sürecinde altın fiyatlarında kısa vadeli reaksiyonlar görülebilir ancak mevcut petrol fiyatları ve enflasyonist baskılar nedeniyle bunun kalıcı bir yükseliş trendine dönüşmesini beklemiyorum. Öte yandan birçok ülkede uygulanan yüksek faiz politikaları altının performansını sınırlıyor. Hindistan'ın altın alımına yönelik çağrıları ve merkez bankalarının olası altın satışları da piyasaların yakından takip ettiği başlıklar arasında yer alıyor. Döviz tarafında ise seçim sürecinde güçlü bir yükseliş beklemiyorum. Seçim sonrasında olası fiyat ayarlamaları gündeme gelebilir. Türkiye üzerindeki döviz baskılarına rağmen uluslararası destek mekanizmaları ve olası swap haberleri piyasaların odağında bulunuyor” dedi.

‘PARADAN PARA KAZANMAK’

Yatırım araçları arasında getirisi en yüksek olanın faiz olduğunu vurgulayan Nural, “Mevcut piyasa koşullarında faiz, riski en düşük yatırım araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Bunun temel nedeni, getirisinin baştan belli olması ve yatırımcının döviz, altın ya da hisse senedi piyasalarında görülen günlük fiyat dalgalanmalarına maruz kalmamasıdır. Özellikle yüksek faiz ortamında, sermayeyi koruma ve öngörülebilir getiri elde etme açısından faiz, kısa vadeli yatırımcılar için daha güvenli bir alternatif” ifadelerini kullandı.

DÖVİZ VE ALTIN STABİL

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın güçlü rezervleri nedeniyle dövizde bir yükseliş beklenmediğini dile getiren İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi ve Odak Döviz Genel Müdürü Bilal Doğan, “Döviz tarafında hızlı bir artış ya da sert bir dalgalanma görülmüyor. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası rezervlerinin güçlü olması ve piyasaları yakından takip etmesi çerçevesinde kurda kısa vadede belirgin bir hareketlenme beklenmiyor. Turizm sezonunun başlamasıyla birlikte döviz girişlerinin artması da yakın vadede döviz tarafında önemli bir sıkıntı öngörülmemesini destekliyor.
Altın tarafında ise İsrail ve Amerika’nın İran’a yönelik saldırılarına ilişkin gelişmeler fiyatlamalarda dalgalı bir seyir oluşturuyor. Haber akışına bağlı olarak gün içinde hızlı yükseliş ve düşüşler görülse de kalıcı bir yön oluşmadığı, fiyatlamaların daha çok jeopolitik gelişmelere duyarlı şekilde hareket ettiği izleniyor. İran ve bölgedeki çatışmaların ateşkesle sonuçlanmadığı sürece altın fiyatlarında güçlü ve kalıcı bir yükseliş beklenmiyor. Genel görünüm, mevcut belirsizlikler sürdükçe altının kısa vadede sınırlı ve dalgalı bir seyir izlediği yönünde” şeklinde konuştu.

PORTFÖY ÇEŞİTLENDİRMESİ

Küçük yatırımlarda risk faktörü nedeniyle sepet yapılmasını, gücü yetenlerin ise gayrimenkule yönelmesi gerektiğini belirten Doğan, “Şu anda hem dövizde hem de altında alım yapılabilecek bir seviyenin oluştuğunu düşünüyorum, ancak satış için uygun bir zamanlama olmadığını ifade etmek isterim. Bu nedenle pozisyonların daha çok bekleme ve orta-uzun vadeli değerlendirme şeklinde ele alınması gerektiği kanaatindeyim.
Gayrimenkul tarafında ise bir süredir devam eden bir durgunluk var. Vatandaşın nakdi daha çok bankada değerlendirdiğini görüyoruz. Buna paralel olarak gayrimenkul fiyatlarında da bir miktar baskı oluşmuş durumda. Bu noktada özellikle arsa ve arazi yatırımlarının öne çıktığını söyleyebilirim.
Benim genel tavsiyem portföy çeşitlendirmesi yönünde olur. Yani tek bir alana yüklenmek yerine bir miktar döviz, bir miktar altın bulundurulmasını daha doğru buluyorum. İmkânı olan yatırımcılar için özellikle şehre yakın bölgelerde arsa veya arazi yatırımlarını da önemli bir alternatif olarak görüyorum” dedi.