Ev içi hava kirliliği, odun, kömür, gaz yağı gibi yakıtların açık ateşle kullanılmasıyla oluşuyor. Bu yakıtların kullanımından kaynaklanan ince partiküller, akciğerlerde birikerek kan dolaşımına karışıyor ve kalp hastalıkları, felç, akciğer kanseri, KOAH gibi ölümcül hastalıkların riskini artırıyor. Uzmanlar, ev içi hava kirliliğinin özellikle 5 yaş altındaki çocuklar için büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor. 2021 yılı itibariyle, dünya genelinde 5 yaş altı çocuklarda 500 binden fazla ölüm, ev içi hava kirliliğiyle doğrudan bağlantılı olarak kaydedildi.
Araştırma verilerine göre, 1990-2021 yılları arasında ev içi hava kirliliğine maruz kalanların oranı yüzde 56,7'den yüzde 33,8'e düşse de, hala 2,67 milyar insan bu tehlikeyle karşı karşıya. Özellikle Sahra Altı Afrika'da, bu oran yüzde 78,8'e kadar yükselirken, Güney Asya'da da oran yüzde 53,2. Artan nüfus, bu bölgelerde ev içi hava kirliliğine maruz kalan insan sayısının artmasına yol açıyor.
Öte yandan, yüksek gelirli ülkelerde ev içi hava kirliliği oranı oldukça düşük. Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Asya'da bu oran yüzde 7,5, gelişmiş ülkelerde ise sadece yüzde 0,4. Ancak, uzmanlar ev içi hava kirliliğinin azaltılabilmesi için temiz enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, emisyon kısıtlamaları, temiz enerji teknolojilerinin sübvanse edilmesi ve halkı bilinçlendirme kampanyalarının artırılması gerektiği ifade ediliyor.
Uzmanlar, bu tür girişimlerin, ev içi hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkilerini azaltmaya yardımcı olacağı gibi, sürdürülebilir kalkınmayı da teşvik edeceğini belirtiyor. Temiz enerjiye geçiş, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşam kalitesini yükseltme potansiyeline sahip.
(Sözcü)